zemin zemin Web ile ilgili ne var ne yoksa..

MURADİYE KÜLLİYESİ İÇİN BİR DENEME YAZISI… Dr. Ceyhun İRGİL Muradiye Külliyesi bugün Muradiye olarak anılan mahallede içinden geçen yollar nedeniyle parçalanmış bir yapı sergilese de halen yaşayan en güzel Osmanlı eserlerinden biridir. Külliye XV.yüzyıl başlarında Osmanlı sultanı 2.Murad tarafından yaptırılmış. Külliyenin tarihi ve mimari yapısı hakkında binlerce sayfalık kitaplar yazılabilir. Cami,medrese,aşevi,hamam ve türbeleri ile Bursa için büyük bir değer olduğuna kimsenin kuşkusu olmayan Muradiye Külliyesinin makus talihi nasıl yenilebilir? Ben asıl bu konuya değin düşüncelerimi aktarmak istiyorum bu yazıda… KÜLLİYE NASIL PARÇALANDI? Erken dönem Osmanlı mimarisinin şahaserlerinden biri olan külliye doğal olarak ilk yapıldığında çevresindeki doğal yapı ile bir bütünlük arzeden huzurlu ve ahenkli bir binalar bütünüydü. O dönemde halkın temel sorunlarına çare olan, bugün restoran (Darülziyafe) olarak kullanılan aşevinde insanlara sıcak yemek sunulan, 20 metre ötede ince mimarisi ile gözdolduran Muradiye Camii, 40 metre sonra nefis tuğla işçiliği ile gözkamaştıran medrese, 40 metre daha yürüdüğünüzde ulaşabildiğiniz hamam bu ana yapıların arasına inci gibi dağıtılmış birbirinden güzel türbeler ile külliye imparatorluğun önemli yapıları arasındaydı. Osmanlı İmparatorluğunun büyümesi, başkent İstanbul’un ağırlının artması , artan nüfus, daralan yerleşim alanları ve ardından Cumhuriyet ile gelen yapılanmada külliyenin yaşamını devam ettirmesini sağlayan kurumların kaldırılması, plansız şehirleşme, kültür varlıklarına saygısızlık, kötü belediyecilik ve yöneticilik gibi bir çok nedenle külliyenin bütünlüğü bozuldu. Külliye içinden geçirilen yollar, külliye binalarının farklı kurumların tasarruflarına bırakılması hatta Muradiye Hamamı gibi ana yapıların şahıs malı olması yapının bir bütün olarak korunmasını ve kullanılmasını engelledi. MURADİYE ÜZERİNE PLANLAR… Muradiye Külliyesi ile ilgili planlar son 50 yılda giderek artan bir hızla devam ediyor. Tarihi yapıya verilen değerin ve bu konu ile ilgilenen duyarlı veya bilgili kişilerin artması ile Muradiye Külliyesi son yıllarda hep gündemde… Eminim herkes bu külliyenin tekrar kamu kullanımına kazandırılması ve bir kültür varlığı olarak kullanılması ülküsü ,ortak paydasında buluşuyor… İlgili herkes ve her kurumun Muradiye Külliyesini tekrar kazanma ve hakkettiği kültürel değere ulaşması arzusu olmasına karşın bu amaca neden ulaşılamıyor? Bunun bir çok yanıtı olabilir, benim şahsi görüşüm; - Kurumlar ve kişiler arasında iletişim eksikliği - Kurumlar ve kişiler arasında anlayışsızlık ve hoşgörüsüzlüğü - Anıtlar Kurulunun en azından psikolojik baskısı - Bir şey yapmak isteyenlere karşı yürütülen yıpratıcı ve yıldırıcı çalışmalar - Devlet bürokrasisi - Yüksek maliyetler Muradiye Külliyesinin tekrar bir kültür varlığı olarak Bursa Halkına kazandırılmasına engel oluyor. Belediyenin, Üniversitenin, Kültür Müdürlüğünün, Gündem 21 gönüllülerinin, mimarların, akademisyenlerin, profesyonellerin, amatörlerin, iyi niyetli duyarlı herkesin külliye ile ilgili olabilecek veya olamayacak bir görüşü ve planı var… Plan,umut,hayal ve proje çok…Bunları yaşama geçirecek irade,güç,insiyatif ve para yok… Türkiyenin 4. büyük kenti, Osmanlı başkenti Bursa ve Bursalıların en değerli kültür ve turizm varlıklarından biri olan Muradiye Külliyesi aynen kendisini kurtarmak isteyenler gibi dağınık ve çaresiz orada kurtulmayı bekliyor. Bugüne kadar öne sürülen projeler içinde en akla yakın olanı Muradiye Külliyesinin bir bütün olarak ’’Kültür ve Turizm Merkezi’’ olarak yaşama geçirilmesidir. Bu proje için beklide en somut adım, belediyenin koordinatörlüğünde tüm ilgili kurum ve kişilerin bir araya gelerek yaşama ve insana değip dokunan gerçekçi bir proje ile külliyenin Bursa’ya kazandırılması olacaktır. NELER OLUYOR? Külliye bugüne kadar şu veya bu nedenle farklı kurum ve kişilerin elinde kaldığı için, doğal olarak herkes kendi tarafına çektiğinden tarihi yapı bütünlüğünü koruyamamış. Külliyenin yakın tarihine bakıldığında bu kurum ve kişilerin art niyetli değil ama tarih bilincinden uzak veya ilgisizlik,imkansızlık gibi nedenlerle kendi uktelerindeki yapılara çokta sahip olamadıkları, bir şey yapmak isteyenler için de ’’hiçbir şey yapmayanların’’ bir şeyler yapılmasına engel oldukları görülmektedir. Darülziyafe (Aşevi) ….Külliyenin en bakımlı yapısı durumunda…Yakın zamanda bir avuç işadamı aslına ve amacına uygun restore ettikleri yapıyı yaşama tekrar kazandırdı.Bir çok Bursalı için prestij bir Osmanlı mutfağı olarak temiz ve leziz yemeklerin sunulduğu bu otantik restoran şehir dışından turist getiren turizmciler için adeta bir sığınak…En azından yabancı turistler için tarihi ve otantik bir sunu alanı … Kendileri ile görüşmedim ama burayı yaşama geçiren işadamları kim bilir kaç kez şikayet edilmiştir.Belki de mahkemelik bile olmuşlardır. Muradiye Camii….Nefis mimarisi ile cami göz kamaştırıyor.Akıtan çatıları daha geçen yıl onarılabildi.Ama halen tamirat gereken bir çok yeri var. Türbeler… 2.Murad gibi efsane bir padişah ile Cem Sultan gibi tarihi şahsiyetlerin türbelerini de içeren türbeler grubunda durum hiç iyi değil…Bazı türbeler halen kapalı olduğu gibi,çoğu bakımsız ve harap haldedir. Medrese…Durumu en harap olan yapılardan biri de medrese…Bursa’nın en güzel medresesi olan bu yapı 1950’li yıllarda Sağlık Bakanlığı ve Verem Savaş Derneğine tahsis edilmiştir. Halen Muradiye Sağlık Ocağı medrese içindedir.2003 yılına kadar Verem Savaş Dispanseri olarak kullanılan bölüm şuanda Kanser Erken Tanı ve Tarama Merkezi olarak hizmet veriyor. Resim 1. Medresenin ana kapısı Nisan 2002 tarihinden buyana kurulma çalışmaları planlanan ancak çalışmaları başlatılamayan kanser erken tanı merkezi projesi, Aralık 2003’te tekrar Sağlık Müdürlüğüne sunuldu. 1 ay gibi kısa sürede proje ve alt yapı çalışmaları İl Sağlık Müdürlüğü tarafından tamamlandı. Bağışçı olarak Ocak Ailesi ile görüşüldü. Anneleri Döne Ocak’ın meme kanseri hastalığı nedeniyle vefat etmesi ve son arzusu halka dönük bir kanser merkezi açılması olan aile merkezin kurulmasındaki masrafları üstlendiler. 12.Şubat.2004 tarihinde Bursa Valisi Oguz Kağan Köksal ve İl Sağlık Müdürü Osman Ayyıldız’ın da katılımı ile Ocak Ailesinden Süleyman-Engin ve Ufuk Ocak ile Bursa Döne Ocak Kanser Erken Tanı Merkezi protokolü imzalandı. Bursa Onkoloji Hastanesi Başhekimi Doç.Dr.Sedat Demir’in koordinasyonu ile kentin ilk Kanser Erken Tanı Merkezi kurulma çalışmalarına fiilen 16.Şubat.2004 tarihinde Dr.Ceyhun İrgil ve Mimar Recai Coşkun’un gözetiminde başlatıldı. Mayıs 2004’te ana revizyon tamamlandı. Anıtlar Kurulu ile görüşüldü. Anıtlar Kurulu’nun önerileri doğrultusunda tadilat projesi hazırlanarak kurula sunuldu.1950’li yıllarda yapılan ve yapı içindeki görünümü bozan kalorifer ve elektrik tesisatları kaldırıldı.Bahçe düzenlemesi yapıldı. Resim 2. Medresenin dispanser bölümünün tadilat sonrası kanser erken tanı merkezi ve sağlık müzesi olarak hazırlanan kısmın son durumu Resim 3. Medresenin ana eyvanın tahrip olan ve çinileri çalınan ana eyvanı aslına uygun olarak yenilendi.Cam bölme ile koruma altına alındı ve konferans ve eğitim salonu oluşturuldu Medrese yaşama tekrar kazandırılırken sonradan yapılan ilavelerin kaldırılması, medrese yapılarının aslı gibi korunması ana hedef olarak alındı. Hiçbir orijinal yapıya dokunulmadı. Yağmur ve rüzgar gibi dış etmenlerden oldukça zarar gören ve çinileri çalınan ( ki çiniler İngiltere’de bir müzayede de satılırken bulundu) ana eyvan anıtlar kurulunun öneri ve izni ile cam ile kapatıldı. Böylece hep yapı korumaya alındı hem de konferans salonu olarak kullanıma kazandırıldı. Medresenin misyonuna uygun olarak Sağlık Müdürlüğü katkıları ve kentteki doktorların eşyalarını bağışlaması ile bir Sağlık Müzesinin ilk adımı atılmıştır. Edirne’deki müzeden sonra ülkemizdeki 2. sağlık müzesi olması hedeflenen yapı ziyaretçilerin görüşüne sunulmuştur. Resim 4. Medrese içinde oluşturulma içinde olan Sağlık Müzesinin bağışlanan ilk eserleri Bir sağlık çalışanı olarak müdürlüğümüze bağlı bu yapının kurtarılması için bu çalışmanın içinde yeralan biri olarak temel amacım , dispanser döneminde harabeye dönen bu eserin hiç olmazsa ayakta tutulmasını sağlamak, tuvalet fayansları ile kaplanan eyvanların, kalorifer ve elektrik tesisatının sökülerek ana yapıya dönülmesini sağlamaktı. Asıl hedef gelecekte bu yapının da ’’kültür ve turizm merkezi’’ olarak oluşacak yapılanmaya devredilmesidir. Hamam…. Külliye yapıları içinde durumu en bahtsız olan Muradiye Hamamı…Hamam hem yol nedeniyle ana yapılardan kopmuştur hem de özel mülkiyete geçmesi nedeniyle kişilerin kaderine terkedilmiştir. Yapı yakın zamana kadar hamam olarak hizmet veriyordu.Ancak müşteri yokluğu nedeniyle hamam kapandı. Bir kaç kez sahibi tarafından satılığa çıkarılan hamama alıcı çıkmadığı için halen üzerinde ’’satılık’’ ilanı ile yaşama dönmeyi bekliyor. Bu yapı bir kültür ve sanat merkezi olarak yaşama döndürülebilir ama birçok insan yukarıda belirttiğim nedenlerle bu iyi niyetli girişimden kaçınıyor veya korkuyor… NE YAPILABİLİR? Külliye ile ilgili veya ilgisiz ama bilgili tüm kişi ve kuruluşlar bir araya gelerek tek ve yaşama geçirilebilir bir projede uzlaşarak iyi niyetle ve yapıcı bir yaklaşımla çalışmalıdır. Külliye ile ilgili tüm kuruluşlar , yaşama kazandırılan bu yapıların sonuçta Bursa ve Bursalılara kazandırıldığını hatırlamalı ve birbirlerine karşı daha anlayışlı ve yapcı davranmalıdır. Külliye hızla bir ’’kültür ve turizm projesine’’ dönüştürülmelidir,aksi halde Bursa’ya gelen turistleri artık mutlu edecek alanlar giderek azalmakta, Osmanlı şehri yeşil Bursa tüm cazibesini yitirmektedir. Bu Osmanlı yapıları ve tarihi miras, yaşama kazandırılmaz ise turistler neden Bursa’ya gelecekler? Otomotiv ve tekstil fabrikaları ne kadar turistiktir? Hamam mümkünse belediyeler tarafından satın alınmalıdır.Eğer belediye veya bir kamu kuruluşu almıyorsa, sanatseverler bir araya gelerek hamama sahip çıkmalı, en kısa sürede hamam da aşevi gibi insanlara sunulan bir kültür ve sanat merkezi gibi bir yapıya dönüştürülmelidir. Medrese müze ve sanatevi aynı zamanda prestij toplantıların yapıldığı aynen aslında olduğu gibi bir eğitim kurumuna dönüşebilir.Bunun için içinde hizmet veren sağlık ocağı ve kanser erken tanı merkezine yeni bir yer temin edilmesi yeterli olacaktır. Külliye bahçesi herkesin faydalanacağı bir kafeterya ile canlandırılabilir. Türbeler onarılarak ve ışıklandırılarak ziyaretçilerin daha aktif gezmesi sağlanabilir. Küllüye projesi içine Hüsnü Züberevi ve Uluumay Müzeleri de katılarak Bursa dışından gelen herkes için bu alan bir kültür ve turizm vahasına dönüşebilir. Tüm bu iyiniyetli çabalar için insanlar biraz daha anlayışlı ve biraz daha yapıcı olabilir…Ve hemen yarın ’’biz ne yapabiliriz’’ ve ’’ne yapmalıyız’’ anlayışı ile buluşulabilir…..mi?

200 karakter kaldı

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış