Meme Kanserinden Korkma

MEME KANSERİ NEDİR, NE DEĞİLDİR?   

Ayrıntılı bilgi için;

Meme-Guatr Cerrahi Merkezi Tel : (0224)  233 43 53  -  234 90 15

Opt.Dr.Ceyhun İRGİL     

 Son yıllarda yapılan araştırmalar göstermiştir ki, MEME KANSERİ kadınlarda en sık görülen kanser türüdür.Son 10 yıl içinde birçok yeni görüş meme kanserinin tanı ve tedavisine odaklanmıştır.Meme kanserinin özellikle batı ülkelerindeki hızlı artışı korkutucu boyutlara ulaşınca,birçok ülkede ulusal kampanyalar ve tarama programları başlatıldı.

 

ERKEN TANI ÖNEMLİ

Amerikada doğacak her 8 kız çocuğundan birinde yaşamının bir döneminde meme kanseri görülecektir tezi, günümüzdeki araştırmalar ile ispatlanmaktadır.Ancak bugün kesin olan bilgi, HER 9 KADINDAN BİRİ yaşamının bir döneminde meme kanseri olacaktır.Bu korkutucu gerçeğe karşın sevindirici olan meme kanserinden ölümlerin çok düşük oranda olmasıdır.Özellikle erken tanı konan hastalarda meme kanseri artık öldürücü bir hastalık değildir.Bu nedenle batı ülkelerinde erken tanıya yönelik mamografi taramaları ve kadınların bilinçlendirilmesi çalışmaları büyük önem kazanmaktadır.

 

   Meme kanseri özellikle ileri yaş ( 40 yaş sonrası ) hastalığı kabul edilmesine karşın her yaşta görülebilir.Çok nadiren erkeklerde de (%1) görülür.Hastalık erken evrede yakalandığı takdirde kadın hiçbir zarar görmeden, memesi alınmadan, radyoterapi (şua tedavisi ) görmeden hatta kemoterapi (ilaç tedavisi) görmeden bu hastalığı atlatabilir..Özetle denilebilirki, erken tanı konmuş meme kanserinde modern tedavi olanakları ile tamamen iyileşme olanağı vardır.Bu nedenle kadınların bu hastalığa karşı bilinçlenmesi, yıllık muayene ve mamografi takiplerini yaptırması çok önemlidir.

     Günümüzde meme hastalıkları çok hızlı ve basit tetkiklerle araştırılabilir.Meme hastalıklarının tanısı için sıklıkla mamografi ve ultrason kullanılır.Bir genel cerrahi uzmanı tarafından muayene edilen kadında yılda birkez yapılacak tetkikler ile varolan bir meme hastalığını saptamak mümkündür.

Memenin yapısı nasıldır?
       Memede salgı yapan hücreler tarafından oluşturulan lobül adı verilen birimler vardır. Lobüllerin birleşmesi ile loblar oluşur. Meme bezi memebaşı çevresinde yeralan 15-20 lobdan meydana gelir. Lobüller birbirlerine süt kanalları ile bağlıdır. Süt kanalları meme başına doğru birleşirler. Meme başının etrafindaki koyu renkli alana ise areola adı verilir.
       Meme bezi, çeşitli hormonların etkisi altında gelişimini tamamlar. Bu hormonların başlıcaları ise östrojen ve progesterondur. Salgılanan hormonların etkisi ile süt kanalları ve lobüller büyür ve gelişir. Hormonlar meme üzerinde etki gösterebilmek için meme üzerinde özel yerlere (reseptörlere) bağlanırlar.
      
       Meme kanseri nasıl gelişir?
       Meme kanseri, lobülleri ya da süt kanallarını oluşturan hücrelerin kontrolsuz çoğalması ile gelişir. Süt kanallarından kaynaklanan kansere duktal karsinom, lobüllerden kaynaklanan tipe ise lobüler karsinom denir. Memenin sıcak, kırmızı ve büyük olduğu kanser türüne ise inflamatuar kanser denir. Inflamatuar kanser daha seyrek gürülür. Memenin lenf damarlarında tıkanıklığa neden olduğundan meme büyük ve ödemlidir, portakal kabuğuna benzer bir görünüm alabilir. İnflamatuar kanser hızlı yayılır. Meme kanseri nadiren erkeklerde de görülebilir.
      
       Meme kanseri kalıtsal mıdır?
       Kalıtsal meme kanseri görülen tüm meme kanserlerinin %5-10unu teşkil eder. Hücrelerimizdeki genler anne ve babamızdan aldığımız kalıtsal genetik bilgiyi taşırlar. Meme kanserinde bazı genlerin hasarlı olduğu tespit edilmiştir. Bu hasarlı genleri taşıyan meme kanseri hastalarının akrabalarında, meme kanseri ve yumurtalık kanseri gelişme riski daha fazladır. Bazı etnik gruplar için belirlenmiş, meme kanserine yol açtığı tespit edilen meme kanseri genleri bilinmektedir.
      
       Meme kanserine yakalanma riskini arttıran ve azaltan durumlar nelerdir?
       1. En önemli risk faktorü yaştır. Yaş artıkça meme kanserine yakalanma riski de artar.
       2. Aile öyküsü önemlidir. Birinci derece akrabalarında (anne, kızkardeş gibi) meme kanseri olanların meme kanserine yakalanma riskleri daha yüksektir. Bu grupta olan bayanların olmayanlara göre tarama testlerine daha erken başlamaları önerilir.
       3. Meme kanseri beyaz ırkta daha sık görülür.
       4. Radyasyona maruz kalma meme kanseri riskini arttırır.
       5.Önceden meme kanseri olanlarda yeni meme kanseri gelişme daha yüksektir. Bağırsak, yumurtalık ve rahim kanseri olan hastalarda da meme kanseri gelişme riski daha fazladır.
       6. Uzun dönem hormon (östrojen) tedavisi almış olma (örneğin menopoz için) riski arttırır.
       7. Menopoz sonrası dönemde fazla kilo alma meme kanseri riskini arttırır.
       8.Yetersiz fizik aktivite riski arttırır, özellikle ergenlik döneminde yapılan düzenli fiziksel aktivitenin meme kanseri gelişme riskini azaltığı bilinmektedir.
       9.Doğum kontrol hapı kullananlarda meme kanserine yakalanma riskinin az da olsa arttığı bilinmektedir.
       10. İlk adeti erken yaşta görenlerde risk artar.
       11. Geç menopoza girenlerde risk artar.
       12. İlk gebelik yaşı ne kadar geç ise meme kanseri riski de o kadar yüksek olur. Kürtaj ya da düşük nedeni ile doğum yapamadan gebeliklerin sonlanmasının meme kanseri riskini arttırdığı düşünülmektedir.
       13.Hiç evlenmemiş bayanlarda daha sık görülür.
       14.Sosyoekonomik durumu daha iyi olan bayanlanda, değişen yaşam koşullari nedeni ile meme kanseri riski daha yüksektir (Geç evlenme ve geç çocuk doğurma gibi nedenlerle).
       15. Fazla miktarda alkol alımı riski arttırır.
       16. Uzun süre emzirmenin meme kanserinden koruyucu olduğu düşünülmektedir.
      
       Meme kanserini erken evrede yakalamak için neler yapılabilir?
       20 yaşın üstünde bayanların, tercihen banyoda sabunlu iken, memelerini ve koltuk altı bölgelerini kendilerinin elle her ay muayene edip, ayrıca ayna karşısında da iki memede daha önceden olmayan bir görüntü var mı diye kontrol etmeleri gereklidir. Kendi kendine meme muayenesinin nasıl yapılacağı ayrıntılı olarak ilgili hekimlerden öğrenilebilir. 20 yaş ile 40 yaş arasındaki kadınlara her 3 yılda bir, 40 yaş ve üstündekilere ise her yıl bir doktor tarafindan meme muayenesi yapılmalıdır. 50 yaş sonrasında her kadın her yıl bir mammografi çektirmelidir. Ailesinde meme kanseri öyküsü olup, meme kanseri gelişmesi için riskli grupta olan kadinların ise 40 yaşından sonra yıllık mamografi çektirmeleri önerilmektedir. Böylelikle henüz hastada hiç bir şıkayete yol açmadan çok erken evrelerde meme kanserini yakalama olasılığı artar. Unutulmamalıdır ki, erken evre meme kanseri tedavi ile iyileştirilebilir bir hastalıktır.

 


       Meme kanserinin belirtileri neler olabilir?
       Erken evre meme kanserinde hastanın hiç şikayeti olmayabilir, ya da aşağıdaki belirtilerden bir ya da birkaçı olabilir.
Memede ele kitle gelmesi en sık rastlanan belirtidir.
Memeden akıntı gelmesi (bulanık ya da kanlı)
Meme başında çekilme
Meme derisi üzerinde çekilme
Memede büyüme, ödem, kızarıklık, meme derisinin portakal kabuğu görünümünde olması
Meme başında iyileşmeyen yara
Memede daha önceden olmayan, gözle farkedilebilen herhangi bir değişiklik

 

    
       Meme kanseri öncelikle lenf damarları ile koltuk altındaki lenf bezlerine sıçrar. İleri evrelerde kanserin meme dışında başka organlara sıçramasına metastaz yapma denir. Meme kanseri en çok kemik, akciğer ve karaciğere metastaz yapar. Metastatik hastalığı olanlarda hastalığın sıçradığı organa göre şikayetler ortaya çıkar. Örneğin kemiğe sıçramışsa, kemik ağrısı, kemik kırıkları meydana gelebilir. Beyine sıçramışsa felç, görme bozukluğu, başağrısı, başdönmesi gibi şikayetler gelişebilir.
      
       Teşhis nasıl konur?
       Yukarda sayılan belirti veya şikayetleri olan hastaların mutlaka bir doktora başvurmaları gereklidir. Doktor muayenesini yaptıktan sonra memede kitle veya herhangi bir şüpheli durum farkederse bir mamografi ister.

Mamografi memenin X ışını verilerek filminin çekilmesidir. Elle fark edilmeyecek kadar küçük kitleleri gösterebilir. Genellikle mamografide şüpheli bulgu varsa meme ultrasonografisi de yapılır. Ultrasonografi doktorun tespit edilen kitlenin içinde sıvı olup olmadığını anlamasını sağlar. Eğer içinde sıvı olan bir kitle varsa buna kist denir, kistin içinden enjektörle örnek alınarak mikroskop altında incelenir. Memede kist olmadığı anlaşılan kitle tespit edildiğinde doktorunuz bir iğne ile girerek bu kitleden parça almak ister. Bu işleme biyopsi denir, bazen bir iğne ile bir parça meme dokusunu enjektör içine çekerek bazen de özel bir iğne ile memedeki kitleden küçük bir parça koparılarak yapılabilir. Her iki işlem için de genel anesteziye ihtiyaç yoktur.
     

 Genellikle açık biyopsiye gerek kalmaz. Ancak kitlenin aynı zamanda tedavisi gerekirse o zaman kitle iz kalmayacak şekilde çıkarılmalıdır

 

       Eğer biyopsi sonucu meme kanseri saptanırsa tedavi planı nasıl belirlenir?
       Meme kanserinin tedavisi ve iyileşme şansı hastalığın ne kadar ilerlemiş olduğu yani evresi ile yakından ilgilidir. Meme kanseri biyopsi ile teşhis edildikten sonra hastaların çoğunda ameliyatla kanserin çıkarılması gerekir. Bu ameliyatla aynı zamanda kanserin olduğu taraftaki koltuk altı bezleri de çıkarılır. Ameliyatla alınan tümör ve lenf bezleri mikroskop altında incelenerek bir rapor yazılır. Bu işi yapan tıbbi bölüm patoloji bölümüdür ve yazdıkları rapora patoloji raporu denir. Alınan kanserli dokuda östrojen ve progesteron reseptörlerini tayin etmek gereklidir, çünkü bu test hastanın hormon tedavisinden faydalanıp faydalanamayacağını gösterir. Patoloji raporunda yazılan tümöre ait özellikler (tümörün boyutu, kanser hücrelerinin görünümü, lenf bezlerinin kanser hücreleri tarafından tutulup tutulmadığı, östrojen ve progesteron reseptörlerinin varlığı gibi pek çok önemli özellik) tedavi planını belirlemede yol göstericidir. Bu özellikler aynı zamanda hastalığın evresini belirler. Medikal onkologlar, genel cerrah ve radyasyon onkologları tarafından oluşturulan bir kurul hastanın patoloji raporundaki özelliklerini, yaşını, menopoza girip girmediğini ve genel durumunu göz önüne alarak ameliyat sonrasında ek tedaviye gerek olup olmadığına, olacaksa hangi tedavinin verilmesi gerektiğine karar verir.

  Hastalığın Evreleri
       Erken evrelerde tümörün boyutu küçüktür, hatta bazen koltuk altı lenf bezlerine dahi yayılmamış olabilir. Evre arttıkça tümörün boyutu , sıçradığı lenf bezi sayısı ve bölgesi artar. Boyun ve göğüs kemiğinin yanındaki lenf bezlerine de sıçrayabilir. İleri evrelerde ise meme dışındaki organlara da yayılabilir. En çok kemik, karaciğer, akciğer ve beyne yayılabilir

 

       Nüks Hastalık: Hastalığın tedaviden sonra memede veya başka organlarda geri gelmesidir.
      
       Meme kanserinde tedavi seçenekleri nelerdir?
       1.Cerrahi (ameliyatla kanserli dokunun çıkarılmasıdır.)
       2.Radyasyon tedavisi (ışınlar ile kanser hücrelerinin öldürülmesi amaçlanır.)
       3.Kemoterapi (ilaçlarla kanser hücrelerinin öldürülmesi amaçlanır)
       4.Hormon tedavisi (hormonların kanser hücrelerinin çoğalmasını sağlayan etkilerini yok etmek amacı ile hormonların çalışmasını bozan ilaçların veya hormon salgılayan bezleri çalışamaz hale getiren tedavilerin verilmesidir)
      
       Meme kanserinde iki türlü ameliyat yapılır.
       1.Meme Koruyucu ameliyatlar: Memenin tümünün alınmadığı sadece tümorün çıkarıldığı ameliyatlardır.
Lumpektomi: Yalnızca tümörün ve çevresindeki meme dokusunun çıkarılmasıdır. Genellikle geriye kalan meme dokusuna ışın tedavisi verilir ve aynı taraftaki koltuk altı lenf bezleri çıkarılır.
Segmental Mastektomi: Memedeki kitlenin çevresindeki meme dokusu, tümörün altındaki göğüs kaslarını saran ince zarla birlikte çıkarılmasıdır. Genellikle aynı taraftaki koltuk altı lenf bezleri de çıkarılır ve ameliyat sonrası ışın tedavisi verilmesi gereklidir.   

     
       2.Memenin tümünün alınmasını içeren ameliyatlar: Bu ameliyatlardan sonra ışın tedavisi verilip verilmeme kararı patoloji raporundaki tümöre ait özelliklere göre belirlenir.
Basit Mastektomi: Memenin çevresindeki yağ dokusu ve üzerindeki deri ile beraber çıkarılmasıdır, genellikle aynı zamanda koltuk altı lenf bezleri de çıkarılır.
Modifiye Radikal Mastektomi: Meme kanserinde en yaygın yapılan ameliyat türüdür. Tüm memenin, aynı taraftaki koltuk altı lenf bezleri, göğüs kaslarını saran ince zar ve bazen de göğüs duvarı kaslarının da bir bölümü ile birlikte çıkarılmasıdır. Ameliyat sonrasında ışın tedavisi verilip verilmeme kararı patoloji raporundaki tümöre ait özelliklere göre belirlenir.
Radikal Mastektomi: Memenin göğüs kasları ve koltukaltı lenf bezleri ile birlikte alınmasıdır. Uzun yıllar en sık yapılan ameliyattı, ancak günümüzde sadece tümör göğüs kaslarına sıçradığında yapılmaktadır.
      
       Radyasyon Tedavisi:
       Yüksek enerjili ışınları kullanarak tümör hücrelerinin ölmesini ve tümörün küçülmesini sağlar. Işın tedavisi vücut dışında bir makinadan ya da kanserli doku içine yerleştirilen materyaller (radyoizotop) aracılığı ile verilebilir.
      
       Kemoterapi:
       Kemoterapi, kanser hücrelerini ilaçlarla öldürmeyi amaçlar. Kemoterapi damardan sıvı seklinde veya ağızdan hap olarak verilebilir. Kemoterapiye sistemik tedavi denilmesinin nedeni ilacın ister damardan isterse ağızdan verilsin, vücuttaki kan dolaşımına katılarak, meme dışına yayılmış kanser hücrelerine de etkili olabilmesinden kaynaklanır. Hastanın ameliyat sonrası kemoterapi alıp almayacağına, eğer alacaksa kaç kür alacağına patoloji raporundaki tümöre ait özellikler, hastanın yaşı, genel durumu ve menopozal durumu göz önüne alınarak karar verilir.
      
       Hormon Tedavisi:
       Hormon tedavisinin de meme kanserinin tedavisinde önemli bir yeri vardır. Hormon tedavisi kanser hücrelerinin büyümesine neden olan hormonların çalışmasını bozarak etki eder. Ya ağızdan ilaç vererek vücuttaki hormonların çalışmasına engel olunur ya da hormon üreten bezlerin ameliyatla alınarak hormon salgılamaları önlenmiş olur. Ağızdan verilen hormon ilaçları östrojen hormonunun etkilerini bozarak ya da bu hormonun yapımını engelleyerek çalışırlar. Bazı ilaçlar ise östrojen salgılanmasını sağlayan hipofiz bezi üzerinde etkilidir.
      
                    
      
ÖNEMLİ UYARILAR
Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Kadınlarda kansere bağlı ölümlerde ise akciğer kanserinden sonra ikinci sıradadır.
Bilinen en önemli risk faktörü yaştır.
Ailesinde meme kanseri olanların meme kanserine yakalanma riski daha fazladır.
Meme kanserinin erken evrede yakalandığında tedavisi mümkün olan bir hastalık olduğu unutulmamalıdır.
Meme başında çekinti, meme ucundan akıntı, memede iyileşmeyen yara, kızarıklık, şişlik, memede veya koltuk altında ele gelen kitle gibi şikayetleri olan hastalar vakit kaybetmeden bir doktora başvurmalıdır.
Hastalığı erken evrelerde yakalayabilmek için ailesinde meme kanseri olduğu için risk faktörü artmış olan kadınlar hariç tüm kadınlar 50 yaşından sonra her yıl mamografi çektirmelidir. Risk faktörü olan kadınlar ise bu işleme daha erken başlamalıdır.
Hastalık erken evrelerde iken ameliyatla tümörün çıkarılması mümkündür.Takiben hasta yaşı, menapozal durumu, genel durumu ve patoloji raporundaki özelliklerine göre adjuvant kemoterapi, radyoterapi, veya hormon tedavisi seçeneklerinden bir ya da birkaçını alır.
Metastaz yapmış hastalarda hastalığın ilerleyişini durdurmak için hormon tedavisi veya kemoterapi verilebilir.
Meme kanseri olup adjuvan tedavisini tamamlayan hastalar da hastalığın tekrar geri gelmesi (nüks) yıllar içinde söz konusu olabilir. Bu nedenle tedavilerini tamamlayan hastalar periyodik olarak uzman bir doktor tarafindan kontrol edilmelidir.

YORUMLAR