Anasayfa > Ekonomi > Avrupa Birliği Ülkelerindeki İşgücü Profili ve Potansiyelleri
Hazırlanıyor..
Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar

Avrupa Birliği Ülkelerindeki İşgücü Profili ve Potansiyelleri



 
Avrupa Birliği Ülkelerindeki İşgücü Profili ve Potansiyelleri
 
ARİF AKBAŞ*
 
                A. Smith, İngiliz geleneklerine bağlı kalarak Hobbes, Locke, Berkeley gibi filozofların, değeri emeğe dayandıran görüşlerini benimsemiş ve emek faktörüne büyük önem vermiştir. Milletlerin zenginliği topraktan çok insan emeğine bağlıdır.(1) Bu bağlamda bir ülkede emek arzını ifade eden kavram işgücüdür. Çalışma çağındaki insanların bir kısmı işgücüne dahil olmadığı halde, çalışma çağındaki bir kısım insanlar da işgücüne katılmaktadır. Çalışma çağında olup da işgücüne dahil olmayanların büyük bir kısmını çalışma çağındaki ev hanımları ile öğrenciler oluşturmaktadır. Bu sebeple nüfusun cinsiyete göre dağılımı ve kadınların çalışma konusundaki eğilim ve tutumları işgücüne katılma oranını önemli ölçüde etkilemektedir.(2) Bir ülkedeki işgücü profili ve potansiyelini sırasıyla toplam nüfus içindeki; on beş yaş ve üzeri çalışanlar, işgücü “tarım, sanayi, hizmetler”, işsizler ile bunların cinsiyet, eğitim, etnik, sosyokültürel, sosyoekonomik gibi değişken değerleri ile bağıntılı analizi yapılabilir. Demografik değerler içindeki ülke nüfusunun yaşlanma problemi de işgücü profilini etkileyen önemli bir göstergedir. Ülkelerin işgücü eğilimi değeri, onların gelişmişlik düzeyleriyle de alakalıdır. İşgücü profili genellikle nüfus bilimi yönünden ölçülmeye çalışılmıştır. Bu durum da demografik yaşlanma nedeniyle gelecekte işgücünün daha da azalacağı gerçeği ışığında, sürekli eğitim yoluyla becerilerin geliştirilmesi ve güncellenmesi, özellikle yaşlı işçiler açısından önem taşımaktadır. Ancak bu sürecin erken bir aşamada başlaması ve geniş kapsamlı bir yaşlanma ve yaşam boyu öğrenme stratejisinin parçası olması gereklidir. Ayrıca Avrupa işgücü piyasası potansiyelini tam olarak kullanmak istiyorsa dezavantajlı grupların eğitim ve öğrenme ihtiyaçlarına da özel önem atfedilmesi gerekmektedir.(3)
                         Avrupa Birliği ülkelerindeki işgücü profili ve potansiyeli, işgücüne olan talep ve onun vasıflılık düzeyiyle yakından bağlantılıdır. Son yirmi yıldır istihdamda vasıflılık talepleri sürekli artmakta, formel mesleki eğitimin düşüklüğü ölçüsünde işgücü piyasasındaki konum kötüleşmektedir. Bunun sonucunda üniversite mezunları veya mesleki eğitim yapmış olanların işsizlik oranları yıllar itibariyle düşük ve sabit kalırken, vasıfsızlarınki sürekli artmaktadır. 1991-98 arasında üniversite, yüksek okul ve meslek yüksek okulu mezunlarının istihdamı 1,3 milyon kişi artmış olup, 1998’de işsiz sayısı sadece 52 bin kişidir. Özellikle bilgisayar ve bilgi teknolojileriyle bağlantılı mesleklerin işsizlikten etkilenmediği ve bu alanda istihdamın artmaya devam ettiği görülmektedir. (4) Avrupa Birliği ülkelerindeki emek gücü profili bilgi meslekleri ve hizmet sektöründe yoğunlaşmaktadır. Meslek eğitimi olmayanlar işgücü profilinde daha geri planda kalmıştır. Örneğin Almanya’da 1,2 milyon kişilik mesleki eğitimi olmayan kesimin 600 bini işsizlere dahil olmuş, işgüçlerine olan talep düşüklüğü nedeniyle giderek sessiz rezerve geçmiştir. 1998’de toplam işgücünün %16’sını oluşturan vasıfsızların toplam işsizler içindeki payı %39’dur. (5) İş Kurumu’na 1995-2000 arasında bildirilen açık iş sayıları genel olarak %68 düzeyinde artmış olup, bu artışa vasıflılık düzeyi itibariyle bakıldığında, özel bir eğitim gerektirmeyen işler %134, işyeri temelli eğitim gerektiren işler %19, meslek okulu mezunlarına yönelik işler %19, meslek yüksek okulu ve üniversite eğitimi gerektiren işler %160 oranında artmıştır. (6) AB işgücü potansiyeli açısından işletmelerde en çok mühendis, matematikçi ve bilgisayar uzmanlarına ait kadroların doldurulmasında güçlük yaşanmakta, yüksek ücretleri ödemekte zorlanan küçük işletmeler bu sorundan en fazla etkilenen kesimi oluşturmaktadır.(7)
                      İşgücü profili ve işgücü potansiyeli dediğimizde neyi anlamamız gerekiyor? Bu konu: Bilgi teknolojileri, çalışanlarla ilgili tüm demografik verileri [yaş, cinsiyet, eğitim, etnik köken, aile – gelir durumu, yaşam tarzı, sosyo – kültürel değerleri vb] derleyerek ve işleyerek ekiplerin ve organizasyonun yapısı ve işleyişi ile uyumunu sağlayacak bilgileri ortaya koyabilir. (8) Böylece işgücü profilinin iyileştirilmesi ve işgücü potansiyelinin geliştirilmesi fırsatları elde edilebilir. Makalemizin bu kısmında istatistiksel veriler vasıtasıyla çeşitli yönlerden AB’nin işgücü potansiyelini ve profilini ortaya koymaya çalışacağız. Avrupalılar daha uzun yaşamaktadır. 1960’da doğan bebeklerin yaşam süresinin erkekler için 67, kadınlar için 73 yıla ulaşması beklenirken 2002’de doğan bebeklerin daha uzun yaşaması beklenmektedir (erkeklerde 75, kadınlarda 81 ve üzeri).
Bir karşılaştırma olarak, Birleşmiş Milletlerden alınan rakamlar göstermektedir ki, dünyanın en geri kalmış ülkelerinden biri olan Somali’de 2000 ile 2005 yılları arası doğan bebeklerin yaşam süreleri erkekler için 46, kadınlar için 49 yıl olarak beklenmektedir. (9)AB, sürekli yaşlanan nüfusu nedeniyle artan işgücü ihtiyacına kapsamlı çözüm arayışını sürdürüyor. AB Komisyonu'nun adalet, özgürlük ve güvenlikten sorumlu Başkan Yardımcısı Franco Frattini ve istihdamdan sorumlu üyesi Vladimir Spidla tarafından düzenlenen ortak basın toplantısında tanıtılan ''Yasal Göç Politikası Planı'', gelecek 20-30 yıllık dönemde oluşacak işgücü açığını karşılamada ''mevsimlik işçiler için çoklu girişe izin veren vize ve çalışma izinleri yanında kalifiye işçilere hızlı oturum izni sağlanmasını'' öngörüyor.  AB ayrıca, üçüncü ülkelerden kaynaklanan işçi göçünde sağlanacak dil kursları ve entegrasyon eğitimleriyle toplumsal uyumun artırılmasına çalışacak. Plan kapsamında yapılan çalışmalardan biri de, iş için yapılan yasal göçlerde AB içinde ortak işlem yapılmasına olanak verecek yasal ve kurumsal altyapının oluşturulması. Bu kapsamda yüksek eğitimliler, mevsimsel işçiler, akademik çalışanlar ve bilişim uzmanları olmak üzere 4 gruptaki çalışanlara oturum izni konusunda esneklik sağlanması hedefleniyor.  AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Franco Frattini, Yasal Göç Politikası Planı'nı hazırlarken sendikalar, ticaret odaları, işadamları örgütleri ve hükümetler dahil olmak üzere ilgili tüm tarafları dinlediklerini belirterek, ''Önümüzde bekleyen ekonomik ve demografik sorunlara nasıl cevap üreteceğimiz konusunda yeterli girdi sağladık. Göç konusu, farklı açılardan ve kapsamlı şekilde ele alınmalı. Yasal göç ve entegrasyonun birbirinden ayrı düşünülemeyeceği konusunda ikna olmuş durumdayım'' diye konuştu. AB Komisyonu üyesi Spidla ise ABD, Kanada ve Avusturya'nın uyguladıkları göçmen politikalarıyla eğitimli insanları ülkelerine çekmede başarılı olduğunu hatırlatarak, rekabet gücünü kaybetmemesi için AB'nin de yasal göçü düzenleyen ortak politika geliştirmek zorunda olduğunu söyledi.  ''Göç tehdit oluştururken fırsat da yaratır'' diyen Spidla, fırsatların yakalanması halinde en kazançlı çıkacak olanın AB ekonomisi olduğunu bildirdi. Halen AB içinde önemli göç veren ülkelerin Polonya, Letonya ve Litvanya oldukları, fakat yaşlanan nüfus dikkate alındığında orta ve uzun vadede bunların yeterli olamayacağı ifade ediliyor.  25 AB ülkesinde ''aktif nüfus'' olarak adlandırılan 15-64 yaş arasındakiler geçen yıl itibariyle toplumun yüzde 67,2'sini oluşturuyor. 2050 yılında bu oranın yüzde 56,7'ye gerilemesi bekleniyor. AB ülkelerinde toplumun yüzde 16,4'ünü oluşturan 65 ve üstü yaş grubununsa 2050 yılında yüzde 29,9'a yükseleceği hesaplanıyor.(10) Avrupa Birliği'nin (AB) 2050'ye kadar 79 milyon göçmene ihtiyacı olacağı belirtilirken, bu sorunun çözümü için Türkiye işaret edildi. Dünya Bankası, Türkiye'nin, çalışma yaşındaki nüfusunun 2050'ye kadar 16 milyonluk artışla AB'nin işgücü açığının 12 milyonunu karşılayabileceği tahmininde bulundu. Dünya Bankası tarafından yayımlanan Avrupa ve Orta Asya'daki göç eğilimlerine ilişkin yeni bir rapor AB'nin nüfus yaşlandığı için göçmen sayısını önemli ölçüde artırması gerektiğini ortaya koyuyor. AB’nin aktif işgücünü 1995 yılındaki düzeyinde tutmak istemesi halinde 2050 yılına kadar 79 milyon yeni göçmene ihtiyacı olacağı tahmin ediliyor. Oysa AB'nin 90'lı yıllarda aldığı toplam göçmen sayısı 8,8 milyon olarak hesaplanıyor.(11)Pricewaterhouse Coopers tarafından Avrupa Komisyonu için hazırlanan araştırmaya göre Avrupa Birliği ülkelerinde çalışanlar kendi ülkelerinin dışına çıkmıyor. Avrupalılar başka ülkede çalışmak istemediği için şirketler bazı operasyonlarını ihtiyaç duydukları işgücünün olduğu ülkeye taşıyor. Uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık şirket PricewaterhouseCoopers (PwC) tarafından hazırlanan “Managing Mobility Matters 2006” (İşgücü Hareketliliği Yönetimi 2006)raporuna göre, Avrupa’da işgücü hareketliliği beklentilerin aksine düşüş gösteriyor. Avrupa Birliği (AB) 2000 yılında başlatılan Lizbon Stratejisi ile 2010 yılına kadar dünyanın en dinamik ve rekabet gücü en yüksek pazarı olma hedefini ortaya koydu. Strateji ile hedeflenen işgücü hareketliliğinin tam anlamıyla sağlanması durumunda, işverenler de uygun maliyetlerle ihtiyaç duydukları çalışanlara ulaşma şansını yakalayacaklardı. Ancak İskandinav ülkeleri, İrlanda ve İngiltere dışında AB’de işgücünün hareketliliği çok düşük düzeyde kaldı. Avrupalıların sadece yüzde 5’i kendi ülkesi dışında iş başvurusunda bulunuyor. PwC’nin raporuna katılan 14 ülkeden 445 işverenin üçte biri 2006 yılında yönetim düzeyinde ve nitelikli işgücü gerektiren pozisyonlar için diğer AB ülkelerinden başvuru kabul ettiklerini ancak yapılan başvuruların sadece yüzde 5’inin kendi ülkeleri dışından geldiğini belirttiler.
AB’de işgücü hareketliliğinin önüne geçen unsurlar arasında dil sorunu önemli bir engel teşkil ediyor. Vergi, sağlık sistemlerindeki farklılıklar; AB genelinde geçerli istihdam düzenlemesinin eksikliği ve işgücü niteliklerinin başka ülkelerde de tanınmasına ilişkin ortak sistemin olmayışı, Avrupalı profesyonelleri diğer ülkelerde çalışmaktan vazgeçiren başlıca unsurlar. Ayrıca, eşlerin iş sahibi olması, konaklama ve çocuklara eğitim sağlanması gibi imkânların olmaması da çalışanların kendi ülkesinin dışına çıkmasını engelliyor. Rapora göre, diğer ülkelerde çalışma konusunda kamuoyu yeterince bilinçlendirilmiyor. Bu nedenle Avrupa toplumları kendi ülkeleri dışında meslek edinmenin ve çalışmanın oldukça zorlu bir süreç olduğunu düşünüyor. İşgücü hareketliliğinin artırılması için üye ülkelerin ve işverenlerin bu konuya ağırlık vererek toplumu bilgilendirmesi gerekiyor. Avrupa Komisyonu’nun “2006 İşgücü Hareketliliği Yılı” girişimi dolayısıyla kısmi fon desteği verdiği “Managing Mobility Matters 2006” araştırması PwC’nin aynı şekilde 2001 yılında yaptığı araştırmanın devamı niteliğinde. O yıllarda AB ekonomisi hızlı büyüme gösterirken çalışanların yeni fırsatlar yakalaması Avrupa’nın öncelikleri arasında yer alıyordu. Bugün ise görünüm çok farklı. AB daha yavaş büyüyor ve rekabet baskısı iş dünyası için daha önemli hale geldi. AB’deki şirketlerin yüzde 27’si Avrupa pazarında işgücü maliyetlerinin işlerini önemli ölçüde etkilediğini söylerken bu oran 2001 yılında sadece yüzde 4’tü. Buna rağmen 2006’de şirketlerin sadece yüzde 13’ü (2001, yüzde 21) yurtdışından gelen çalışanlara işe alım sürecinde kolaylık gösteriyor. PwC Avrupa İnsan Kaynakları Yönetimi Lideri Kevin Delany işgücü hareketliliğinin sınırlı kalması nedeniyle şirketlerin de farklı hareket etmeye
başladıklarını belirtiyor: “2001 yılında şirketler, çalışanların kendi niteliklerine yüksek talebin olduğu ülkelere yönelmesini bekliyorlardı. Ancak işgücü hareketliliğinin yeterli düzeyde olmaması nedeniyle bazı şirketlerin belirli operasyonlarını ‘outsourcing’ ve ‘offshoring’ ile kendileri için doğru insanların olduğu ülkelere aktardığını görüyoruz.”
Yabancıların istihdam edilmesi doğru nitelikteki kişilere ulaşmak açısından önem taşıyor. Yabancı çalışan istihdam eden işverenler genel olarak bu kişilerin performanslarından memnun olduklarını söylüyor. Şirketlerin çoğunluğu yabancı çalışanların mevcut çalışanlarına kıyasla daha istekli ve çok çalıştıkları görüşünde. Ankete katılanların yüzde 33’ü yabancı çalışanlarla müşteri hizmetlerinin geliştiğini belirtirken bu oran 2001’de yüzde 21’di. Kevin Delany, hazırladıkları raporla mevcut durumun tespiti ve alınması gereken önlemleri ortaya koymayı amaçladıklarını dile getiriyor: “Burada sorulması gereken soru Lizbon hedeflerinin fazla iyimser ya da gerçek dışı olup olmadığı. Avrupa’da tüm iş dünyası artan işgücü hareketliliğinden fayda sağlayacaktır. Bu araştırma Komisyon’un ve işverenlerin engelleri anlamalarına yardımcı olmak amacıyla yapıldı. Farklı ülkelerde çalışmak ve yaşamak konusunda kolayca ulaşılabilecek bilgilerin sağlanması gibi üye devletler düzeyinde ciddi adımların atılması gerekiyor. Şu anda süreç korkutucu ve bazen karmaşık olabiliyor. Başka ülkelerden istihdam sağlamak isteyen şirketlerin de yabancı çalışanlara vergi ve istihdam sistemleri konusunda bilgi vererek konaklama ve çocukların eğitimi gibi konularda destek vermesi gerekli.” (12)Kırk yıl önce, AB-25’deki kadınların hayatları boyunca (ortalama) 2,5’dan fazla çocuk sahibi olması beklenmekteydi. Fakat günümüzde Avrupa’da doğum oranları düşmektedir: şimdi bu oran (ortalama) 1,5 çocuktan daha azdır. Genç nüfusun azlığı ile birlikte Avrupa’da işgücü azalmaktadır. Bu azalan işgücü nedeniyle daha fazla emekliyi desteklemek zorundadır. Çalışan nüfusun büyüklüğünü korumak ve artırmak için Avrupa’nın şöyle bir bileşime ihtiyacı vardır: kalifiye göçmenler, yaşam boyu öğrenim, daha fazla çalışan kadın ve emeklilik sonrası yarım zamanlı çalışan daha fazla insan. Tabii, daha çok bebek de faydalı olacaktır! AB’nin amacı dünyanın en dinamik bilgi temelli ekonomisi olmaktır. Bunun anlamı, yeni bilgilerin kaynağı olan araştırmaya ve insanların bu yeni bilgilere ulaşmasını sağlayacak eğitim ve öğretime yoğun şekilde yatırım yapmaktır. Özellikle önemli olan, bilişim teknolojileri konusunda işgücünün eğitimi; okullar, iş dünyası ve evlerdeki insanlar için daha kolay, daha hızlı internet erişimidir. Gelişen bir ekonominin daha uzun süre çalışan ve iş yaşamları ile ilgili yeni beceriler edinen insanlara ihtiyacı vardır. ‘Yaşam boyu öğrenme’ anahtar kelimedir. AB’de eğitim kurslarındaki yetişkin sayısı yükselmektedir – 2004’de bu rakam %9,4’e ulaşmıştır. Küresel piyasada ekonomik başarı için mücadele ederken, Avrupa Birliği, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri gibi zorlu rakiplerle karşı karşıyadır. AB’de kalifiye bir işgücü ve birçok insan için tatmin edici bir kariyer sağlamanın anahtarı, zorunlu eğitimin ötesinde ve özellikle de üniversite seviyesinde öğrenimdir. İyi haber şudur ki, çoğu AB ülkesinde 18 yaşındaki insanların gittikçe daha fazlası öğrenim görmektedir Avrupa’da bir nesil önce eğitime erişimleri erkeklerden daha az olan kadınlar, artık onlara yetişti. 2001’de Avrupa’da erkeklerden daha fazla kadın yüksek öğrenim kurumlarından mezun olmuştur. Avrupalıların eğitim için seçtiği konular cinsiyetlerine göre farklılık göstermektedir: daha fazla erkek bilim, bilişim ve mühendislik alanlarını tercih ederken, daha fazla kadın sanatı, beşeri bilimleri ve hukuku tercih etmektedir. Avrupa, hayatın her alanında kalifiye insanlara ihtiyaç duymaktadır. Özellikle profesyonel iş hayatında daha fazla kadına ve önemli araştırma faaliyetlerini yürütecek daha fazla bilim adamına (her iki cinsiyette) ihtiyaç duymaktadır. Genel olarak, eğitiminiz ne kadar az ise o kadar çok işsiz kalma ihtimaliniz vardır. Eğer yükseköğrenimi (üniversite bitirme derecesi gibi) tamamlamışsanız sadece ilköğretimi bitirmiş insanlara göre iş sahibi olma şansınız iki kat daha fazladır. Bütün AB’de giderek daha fazla sayıda firma ve hane internete bağlanmakta ve birçok iş, verimi arttıran bir şekilde internet üzerinden yapılmaktadır. 2004’de AB’de işletmelerin %89’u hanelerin %42’si internet erişimine sahip olmuştur. Bununla beraber, bu rakamlar AB içinde değişiklik gösterir. Danimarka’da 2004 yılında hanelerin %69’u internet erişimine sahipken Macaristan’da bu rakam sadece %14'tür. AB’nin önceliklerinden biri, vatandaşlarının hızlı, güvenilir internet erişimine ve bilişim teknolojilerini kullanmak için gerekli becerilere sahip olmasını garanti etmektir. Farklı bölge ve ülkelerdeki insanlar arasında ‘bilgi teknolojilerine erişimdeki eşitsizlik’ azaltılmalıdır. Özellikle yeni teknolojilerde araştırma ve geliştirme (Ar-Ge), gelecekteki rekabet gücünün ve istihdamın anahtarıdır. Bu sebeple, AB’nin 2000 yılından beri ABD ve Japonya ile rekabet için yeni stratejisi araştırmaya daha fazla yatırımıdır. Ar-Ge’de Japonya’nın toplam yatırımı AB’ninkinden daha az olmasına rağmen Japonya’nın araştırma yatırımları 2001’de GSYİH’sinin %3’ünden daha fazlasına karşılık gelmiştir. Bu rakam ABD için %2,8'dir. 2001’de araştırmalara GSYİH’sinin sadece %1,9’unu harcayan AB bu rakamı 2010’da %3’e çıkarmayı hedeflemektedir.2003’de, AB-25’de çalışma çağındaki insanların %63’ünün işi vardı. Bununla beraber, işgücü profili AB içinde farklılık göstermektedir. Ayrıca, kadınlar ve erkeklerin işgücü profili arasında da farklılıklar vardır. İşsizliğe karşı savaşmak AB için çok büyük önem taşır. İşsizlik oranı bir ülke veya bölgeden diğerine değişir. 2003’de en yüksek işsizlik oranı %31,8 ile Réunion adasında (Fransa) iken en düşük işsizlik oranı Bolzano/Bozen'de (Kuzey İtalya) idi. Toplamda, AB’nin işgücünün %9’u, Amerika Birleşik Devletleri’nin ise %5,4’ü 2004 yazında işsizdi.1950’lerde AB’de (sadece altı üye ülke varken) insanların %20’sinden fazlası çiftçilikle, %40 kadarı ise endüstriyel işkolları ile uğraşmakta idi. 2003 yılında AB-25’de bu rakamlar %5,2 ve %25,5’e düşmüştür. Bu arada hizmet sektörü hızlı bir şekilde büyümektedir ve AB işgücünün üçte ikisinden fazlasına iş olanağı yaratmaktadır. Her bir yaş grubunda, AB’deki erkekler kadınlardan daha fazla işe sahiptir. Bu bazen iş yerindeki ayrımcılıktan bazen de personel seçimi veya kültürel geleneklerden dolayıdır. Bütün AB ülkelerinde, kadınlar (ortalama olarak) erkeklerden daha az kazanmaktadır. Bu fark, kadınların erkeklere göre 2001 yılında %26 daha az kazandığı Güney Kıbrıs’ta en yüksektir. İtalya’da ise (%6) bu oran en düşüktür. Eğer AB, çalışan nüfusun miktarı ile ücretleri artırmak ve şartları iyileştirmek amacında ise işgücü piyasasında daha fazla kadına yer vermelidir. Ayrıca, AB her iki cinsiyetin de daha uzun yıllar çalışmasını sağlamalıdır. Bu amaçla bütün yaş gruplarındaki insanların iş bulması ve buna devam edebilmesi için AB özel bir gayret sarf etmektedir. Bu gayret, işgücü profilini nitelikler yönünden artırmayı ve özel hayat ile kariyer arasındaki çatışmaları kaldırmayı hedeflemektedir. Bütün AB ülkelerinde GSYİH’nin %60’ından fazlasını hizmet sektörü (bankacılık, turizm, ulaşım ve sigorta gibi) oluşturmaktadır. Endüstri ve tarım hala önemli olmasına karşın son yıllarda ekonomik açıdan önemi azalmıştır. (13)
                          Avrupa Birliği ülkelerindeki işgücü profili ve potansiyeli; çalışma çağındaki nüfusun toplam nüfusa oranı olarak ortalama %66 ‘dır.(1960-2000 yılları arası) AB ülkelerinin tümünde çalışma çağındaki nüfusun toplam nüfusa oranı artmıştır. 1997 yılı itibariyle Türkiye ve İsveç’in dışındaki ülkelerde bu oran genellikle %64’ün üzerindedir. Yunanistan ve Portekiz hariç diğer AB ülkelerinde çocuk işgücü bulunmazken, ülkemizde işgücü profilinin %2,5’ini çocuklar oluşturmaktadır. AB ülkelerindeki işgücü profilinin yaş itibariyle dağılımı (1997 yılı verileri); 15-24 yaş grubundakiler için genellikle %10-20’ler civarında, 25-64 yaş aralığındakiler için ise bu oran %82.22 olmaktadır. Yaşlı nüfus açısından işgücü profiline baktığımızda,65+ ve üzeri çalışan kesim Türkiye’de 3,74, Portekiz’de 5,69 la diğer ülkelerin oldukça üzerindedir. AB ülkelerindeki emek potansiyel emek gücü profilinin gittikçe yaşlanması itibariyle emek potansiyelini hızla düşürecektir. Tedbir alınmaz ise bu durum “biyolojik çaresizliği” (kavram bana aittir) doğuracaktır. Zincirleme bir şekilde emek profilini etkileyecek diğer bir hususta emek mobilitesidir. Emek mobilitesinin yavaşlaması emek maliyetini arttırabilir. İşgücünün cinsiyet yapısı ise; “emeğin cinsiyete göre profili” açısından kadınlar uluslar arası mukayeseleri, hatta çoğu zaman imkânsızlaştıran önemli bir faktördür. Birçok ülkede kadınlar ücretsiz aile işçisidir. Yine önemli bir kısmı, ücret karşılığı yapılmadığı için ekonomik faaliyet olarak kabul edilmeyen ev hizmetleriyle uğraşan ev hanımlarıdır.(14) Erkek işgücünü tayin eden kaynaklar genel olarak demografik bir kaynaktan doğarken, kadın oranlarına tesir eden faktörler daha ziyade kültürel, sosyal, ekonomik ve etnik bir karakter göstermekte ve demografik hususları gölgelemektedir.(15) AB ülkelerindeki işgücü profilinin büyük çoğunluğunu erkekler oluşturmaktadır. ILO verilerine göre, (1998) işgücünde erkek oranının çok fazla olduğu ülkeleri sıralarsak; Türkiye %73.2, Lüksemburg %62.3, Yunanistan %61.1, İrlanda % 60.9 gelmektedir. Yine aynı verilere göre kadın oranının nispeten yüksek olduğu ülkeleri sıralarsak; İspanya %47.9, İsveç %47.7, Danimarka %46.1 gelmektedir. AB’nin işgücü potansiyelinin ortalama olarak %42 sini kadınlar oluşturmaktadır. (16) AB’nde işgücüne (15-64) katılma ortalaması %54.1’dir. (17) İşgücünün sektörler itibariyle profilini çıkaracak olursak; (2003 verileri itibariyle) Hizmetler %69.2, Sanayi %25.5, Tarım %5.3 şeklindedir. (18) Biz bundan AB’deki işgücü profilinin hizmet sektöründe yoğunlaştığını anlayabiliriz. İşgücü profilini iktisadi faaliyetlere göre çıkartmak gerekirse: (1991 verileri itibariyle) AB’de ortalama işveren ve serbest çalışanlar %16, Ücretliler %74, Yardımcı aile üyesi %3 ve tasnif edilemeyenler ise %7 olmaktadır. (19) İşgücü profilinin iktisadi faaliyet dalları itibariyle dağılımı konusuna gelecek olursak: Tarım, orman ve balıkçılık alanlarında Türkiye %45,9 ile liderdir. Yunanistan % 26.6, Portekiz 17.1 ve İrlanda ise %12.7’dir. Madencilik ve taşocakçılığı alanında tüm AB ülkelerinin işgücü profili %1’in altındadır. İmalat Sanayii Almanya, Yunanistan ve Portekiz’de işgücü potansiyelinin en yoğun olduğu faaliyet dallarıdır. Sırasıyla bunların oranları; %28.8-%18.8-%23.5’tir. Bunların dışında birlik ülkelerinde elektrik gaz ve su, inşaat, toptan ve perakende ticaret, lokanta, oteller, ulaştırma, depolama, haberleşme, mali kurumlar, sigorta, taşınmaz mallara ait işler, toplum sosyal ve kişisel hizmetler vb. gibi alanlarda da işgücü profili açısından iyi bir potansiyel oluşmaktadır. Ama daha ziyade AB’nin işgücü profili hizmet ağırlıklıdır. Bu ise daha komplike bir uzmanlaşmayı gerekli kılıyor. Euromonitor verilerine göre (1990) AB’deki işgücü profilinin meslek gruplarına göre dağılımı; Bu konuyu en yüksek düzeydeki ülkeler baz alınarak açıklamaya çalışalım:
A-İlmi ve teknik elemanlar- İsveç %31.8
B-Müteşebbis ve yöneticiler-İtalya %17.8
C-Büro işlerinde çalışanlar-Lüksemburg %25.4
D-Ticaret ve satış personeli-İtalya %12.4
E-Hizmet işlerinde çalışanlar-Lüksemburg %13.8
F-Tarım orman hayvan ve balıkçılık işleri-Yunanistan %24.7
G-Üretim işlerinde çalışanlar-Belçika %37.8
H-Meslekleri belirlenemeyenler-İrlanda %17.9 (20)
AB YENİ İŞGÜCÜNÜN PROFİLİ
İçinde yaşadığımız toplum bir sonraki adımda “bilgi toplumu”na dönüşecek. Bilgi çalışanları işgücü içinde en etkin grup olacak. Bilgiye herkes ulaşabilecek. Eğitim almak kolaylaşacak. Herkes eğitim olanağına kavuşacak. Ancak, bu uygulamada herkesin başarılı olacağı anlamına gelmiyor. Organizasyonlar ve bireyler çok daha rekabetçi olacak. İnternet iletişimi rekabetin yapısını değiştirmeye devam edecek. Okullar, üniversiteler, hastaneler, devlet daireleri bile global ölçekte rekabetçi niteliklere sahip olmak zorunda. Bilgi çalışanları yükseldikçe, çalışma yaşamında üst ve astlar, patronlar ve çalışanlar değil kıdemliler ve yeniler olacak.(21)AB’nin 2004 ve 2007 yıllarındaki genişlemesi
 hem çalışanların iş bulma şanslarını  hem  de  işverenlerin  işçi  bulma  şanslarını  arttırdı.  AB ülkelerinin çoğu AB’ye 2004’de üye olan 8 ülkeye karşı uyguladıkları 
kısıtlamaları  kaldırarak  veya  hafifleterek  nüfus  yaşlanması  ve küreselleşmenin 
yarattığı  sorunlarla  başa  çıkabilecek  bir  geniş  bir işgücü potansiyeli yarattılar. (22) Avrupa Birliği rekabet gücünü artırabilmek için büyümeye odaklandı. 2000
yılında Lizbon Zirvesi’nde belirlenen Lizbon Stratejisi hedeflerine 5 yıl içinde
yaklaşılamaması AB’yi yeni çözüm arayışlarına itti. AB iş yaratabilmek ve ekonomik
büyümenin önündeki engelleri kaldırabilmek için esnek işgücü piyasasının kurallarını
yüksek sosyal koruma ile uzlaştıran bir strateji olan; güvenceli esneklik yaklaşımını
önerdi. 2006 yılında Avrupa Komisyonu’nun güvenceli esneklik konusunda başlattığı
danışma süreci, 27 Haziran 2007 tarihinde yayınlanan “Güvenceli Esneklik İlkelerine
Doğru: Esneklik ve Güvence Yoluyla Daha Çok ve Daha İyi İstihdam” başlıklı bildiriyle
AB sosyal politika gündeminin en önemli maddesi haline geldi. Bildiri Aralık 2007
Zirvesi’nde üye ülkeler tarafından kabul edildi. AB; tüm ülkeleri güvenceli esneklik
politikalarına ilişkin olarak pozisyon oluşturmaya çağırdı. Bu stratejiler çerçevesinde AB’nin işgücü potansiyeli açısından aktif değişimlerin olacağı bir gerçektir.(23) AB’de işgücü profili açısından işçi sağlığı ve iş güvenliği, çalışma koşulları, işgücü piyasasından dışlanmış kişilerin entegrasyonu, işçilere bilgi verilmesi ve danışılması, işgücü piyasalarındaki imkânlar ve çalışma yaşamı açısından kadınlarla erkeklerin eşitliği, Konseyin, Ekonomik ve Sosyal Komite ve Bölgeler Komitesine danışıldıktan sonra, Parlamento ile ortak karar alma usulüyle ve nitelikli çoğunlukladirektifler benimseyeceği alanlar olarak belirlenmiştir.(24) Değişen Pazar koşullarına göre gereksinim duyulan işgücünü hazırlayan esnek eğitim programları belki de AB ülkelerindeki (25) işgücü potansiyelini çeşitlendirmede önemli bir etken olmaktadır.
 
* Trakya Üniversitesi; Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü, Yüksek Lisans Öğrencisi
 
       Kaynaklar
 
       1- Prof. Dr. Ali Özgüven, “İktisat Bilimine Giriş” Filiz Kitabevi, İstanbul, 1991, sf. 70
        2- Doç. Dr. Sedat Murat, “Avrupa Ülkelerinde ve Türkiye’de İşgücünün Yapısı”, [ Prof. Dr. Nusret Ekin’e Armağan], Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası Yayını; Yayın No:38, Ankara, 2000, sf. 303-352
        4- Gülay Toksöz, “Uluslararası Emek Göçü” İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları 129, Göç Çalışmaları 5, İstanbul, Mart 2006, sf.175
        5- W. Dostal, “Beschaftigungsgewinne in Informationsberufen”, MittAB 4, 1999, s.455; A. Reinberg, “Der qualifikatorische Strukturwandel auf dem deutschen Arbeitsmarkt-Entwicklungen, Perspektiven und Bestimmungsgründe”, MittAB 4, 1999, s.435-437. Çev: G. Toksöz, age.
        6- A. Kölling, “Der Bedarf an qualifizierten Fachkraften und Probleme bei der Stellenbesetzung, BeitrAB 264”, Bundesansalt für Arbeit, Nürnberg, 2003, s.6. Çev: G. Toksöz, age.
        7- Gülay Toksöz, “Uluslararası Emek Göçü” İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları 129, Göç Çalışmaları 5, İstanbul, Mart 2006, sf.176-177
        8- Prof. Dr. İsmet Barutçugil, Bilgi Yönetimi ve İnsan Kaynakları, http://www.rcbadoor.com/makalevekitaplar/makaleler/ik/new_page_17.htm
       10- Brüksel (A.A) - 21.12.2005- http://www.euturkey.org.tr/index.php?p=37436&l=1
       13-
       14- Doç. Dr. Sedat Murat, “Avrupa Ülkelerinde ve Türkiye’de İşgücünün Yapısı”, [ Prof. Dr. Nusret Ekin’e Armağan], Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası Yayını; Yayın No:38, Ankara, 2000, sf. 305-308
       15- Prof. Dr. Nusret Ekin, “İşgücü ve Ekonomik Gelişme” İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul 1968, sf.94
       16- ILO; Yearbook of Labour Statistics 1998. Sf. 34-47
       17- Directorate- General For Economic and Financial Affairs; European Economy Brussels, 1992 s. 134
       18- Eurostat, ulusal hesaplar, yıllık ortalama 2003
       19- ILO; Yearbook of Labour Statistics 1991. Sf. 106-124
       20- Doç. Dr. Sedat Murat, “Avrupa Ülkelerinde ve Türkiye’de İşgücünün Yapısı”, [ Prof. Dr. Nusret Ekin’e Armağan], Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası Yayını; Yayın No:38, Ankara, 2000, sf. 303-352
       21-1 Ağustos 2002, Capital http://www.capital.com.tr/haber.aspx?HBR_KOD=2367
       22- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı AB Koordinasyonu Dairesi Başkanlığı Bülteni, Sayı:31, Aralık 2007 “DAHA FAZLA İNSANA DAHA İYİ İSTİHDAM OLANAKLARI SAĞLANABİLMESİ
 İÇİN İŞGÜCÜ HAREKETLİLİĞİ EYLEM PLANI  A V R U P A B İ R L İ Ğ İ ’ N D E N H A B E R L E R”10 Aralık 2007 AVRUPA KOMİSYONU  Çeviren: AB Uzman Yardımcısı Mehmet Celil ÇELEBİ syf.7
       24- AB VE SOSYAL POLİTİKA -MD245.3[1] (pdf) Dr. Seyhan Erdoğdu, AÜ, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü, Öğretim Görevlisi
       25- Prof. Dr. Ercan TATLIDİL; Türk İşgücünün Yapısı ve Avrupa Birliği İstihdam Politikaları, www. httpeab.ege.edu.trpdf2_2C2-S2-M1, Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji Bölümü, sf. 11


Yazar & Kaynak: Sagar

Digg this Post! Add Post to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Furl this Post!
Eklenme tarihi: 7-10-2008

Ekleyen:  sagar

Bu Makaleye Verilen Puan:    Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar
Bu Makaleye Puan Ver  

Bölüm Başlık Kullanıcı Yorumları


Bu makaleye yorum gönderilmemiş, ilk yorumu sen gönder !

Yorum Ekle  

Bölüm Başlık İlgili Dökümanlar

Döküman / Makale - Avrupa Birliği Ülkelerindeki İşgücü Profili ve Potansiyelleri Avrupa Birliği Ülkelerindeki İşgücü Profili ve Potansiyelleri
G-Üretim işlerinde çalışanlar-Belçika %37.8 H-Meslekleri belirlenemeyenler-İrlanda %17.9 (20) AB YENİ İŞGÜCÜNÜN PROFİLİ ...

Döküman / Makale - Avrupa Birliği Avrupa Birliği
1965'te Brüksel Antlaşması ile kurulup 1967'de işlerlik kazanan Avrupa Birliği (EC), Avrupa'da var olan üç örgütü bir araya getirdi: Avrupa Kömür ve Çelik Top...

Döküman / Makale - Avrupa Para Birliği Avrupa Para Birliği
Avrupa'nın parasal açıdan bütünleşmesini ifade eden Avrupa Para Birliği fikri, tek bir Avrupa Para Birimi'nin yaratılmasını, tüm AET ülkeleri için tek bir Mer...

Döküman / Makale - Avrupa Birliği Organları Avrupa Birliği Organları
Uluslarüstü bir yapıya sahip olan Avrupa Birliği çeşitli organlarla kurucu antlaşmalardan kaynaklanan yetkilerini ve görevlerini yürütmektedir. Bunları, temel...

Döküman / Makale - Türk Dış Politikası, Avrupalılaşmak ve Avrupa Birliği Macerası Türk Dış Politikası, Avrupalılaşmak ve Avrupa Birliği Macerası
Uluslar arası ilişkiler açısından bir devletin herhangi bir örgüte üye olması dış politikada strateji anlamına gelir. Ülkenin hem dünya çapında bir yerinin ol...

Reklam Netinternet
Gizlilik | Copyright © 2006-2009 ™ Tüm hakları saklıdır.
Powered by BilgiPortal v2.2
Frasb Etiler WebTasarım Web Tasarım