|
| Makaleler |
| Toplam Makale |
3436 |
| Yayında |
3254 |
| Bekleyenler |
182 |
| Görüntüleme |
13590462 |
|
|
|
|
Bilinmeyen Yönleriyle Tayyip Erdoğan
Rize'den Kasımpaşa'ya göç etmiş mütevazı bir ailenin çocuğu olan Recep
Tayyip Erdoğan'ın hayat öyküsü, son 50 yıllık Türkiye'nin siyasi ve sosyal
tarihinin de bir özeti. Çok partili yaşamın ilk yılları, Menderes'in idamı,
siyasi çatışmalar, 12 Eylül darbesi, Özal'la başlayan liberal dalga, RP'nin
yükselişi, 28 Şubat süreci, klasik sağ partilerin çöküşü ve AKP'nin doğuşu.
Tayyip Erdoğan, bu olayların bir kısmında izleyici ama çoğunda rol oynayan bir
aktördü. Türk milletinin önemli bir kısmı, 1990'lı yıllarda yıldızı parlayan bu
adamı, her geçen gün kendine daha yakın gördü ve son seçimlerde yüzde 47'ye
varan bir oyla iktidarı ikinci kez ona emanet etti. O, milyonlarca insan gibi
yokluk nedeniyle köyünü kasabasını terk edip büyük bir kente göç eden bir
ailedendi. Okumak, ailesine yük olmamak için küçük yaşta sokaklarda çalışmak
zorunda kalan bir çocuktu. Futbol aşkıyla yaşayıp, çoğunluktan farklı bir okulda
okuduğu için ayrımcılığa uğramış bir öğrenciydi. Darbe döneminde siyasi
görüşleri nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalan bir işçiydi. Düşünceleri
nedeniyle hapishanede yatmış bir düşünce mahkûmuydu. Olgunluk yaşlarında
birçokları gibi geçmiş radikal görüşlerini bir kenara bırakıp daha gerçekçi
politikalar üreten bir siyasetçiydi. Milletin değerleri ve devletin kurucu
ilkeleriyle çatışmadan, daha demokrat ve liberal bir Türkiye için mücadele veren
bir devlet adamıydı. Bu dizide Erdoğan'ın çocukluğundan günümüze her yönüyle
portresini bulacaksınız. Recep Tayyip Erdoğan'ı siyasetin zirvesine taşıyan
olayların ve Menderes- Özal geleneğinin mirasçısı haline getiren ilginin
sırlarını okuyacaksınız.
Takvimler, 1954 yılının 26 Şubat'ını
gösterdiğinde İstanbul'un Kasımpaşa semtinde mütevazı bir hayat sürdüren Erdoğan
ailesini büyük bir mutluluk sarmıştı. Ahmet Erdoğan'ın Tenzile Erdoğan'la olan
ikinci evliliğinden bir erkek çocuğu olmuştu. Rize'nin eski adıyla Potamya, yeni
adıyla Güneysu ilçesinden yokluk, işsizlik nedeniyle 13 yaşında İstanbul'a göç
etmiş babanın bir önceki evliliğinden iki çocuğu daha vardı. Deniz Hatları'nda
kıyı kaptanı olarak çalışan "Reis Kaptan" lakaplı baba Ahmet Erdoğan, oğluna
babasının adı olan Tayyip adını koydu. Eski takvime göre Recep ayında doğan
bebeğe Recep adı da verildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin 28. başbakanı olacak
bebeğin kulağına ezan okundu, üç kere Recep Tayyip adı
söylendi.
DAHA 66 GÜNLÜKTÜ Türk siyasi hayatının
ikinci özgür seçimleri arifesinde dünyaya gelen Recep Tayyip, sıkı bir Demokrat
Partili olan baba Ahmet Erdoğan'ın hayatında mutlu bir dönemin kapısını
aralamıştı. Recep Tayyip, henüz 66 günlük bebekken Demokrat Parti büyük bir
seçim zaferine imza atmıştı. 1950 seçimlerinde yüzde 52.7 oranında oy alarak tek
başına iktidar olan Menderes, 2 Mayıs 1954 yılında iktidarda geride bıraktığı
dört yıla rağmen CHP karşısında oy oranını artırarak ikinci kez seçimleri
kazandı. DP, bu seçimlerde yüzde 57.6'lık oy oranıyla çok partili hayatın seçim
rekorunu kırıyordu. Ahmet Erdoğan, o tarihlerde hayal edebilir miydi bilinmez
ama yıllar sonra başbakan olacak oğlu Tayyip Erdoğan da tıpkı çok sevdiği
Menderes'ten 53 yıl sonra girdiği ikinci seçimleri de kazanarak CHP'yi bir kez
daha büyük yenilgiye uğratacaktı. Aynı tarihte Tayyip Erdoğan'ın milli görüş
gömleğini çıkardıktan sonra ekolünü takip ettiğini iddia ettiği bir başka isim
Turgut Özal ise bürokrasinin basamaklarında yükseliyordu. ABD'de mühendislik
ekonomisi tahsilini yaparak yurda henüz dönmüş olan Turgut Özal, Elektrik İşleri
Etüd Dairesi'nde devlet memuru olarak çalışmaya başlamıştı. Erdoğan her ne kadar
siyasi çizgi olarak Menderes ve 1946 ruhunu taşıyan Turgut Özal'a liberal
yaklaşımlarıyla benzese de, geldiği sosyo ekonomik çevreye, eğitim gördüğü
okullara ve çalıştığı kurumlara bakıldığında onlardan farklılaşıyor. Menderes,
geniş arazileri olan, elit okullarda okumuş, CHP içinden çıkma bir
politikacıydı. Özal'ın babası banka memuru, annesi ilkokul öğretmeni,
bürokrasinin yani devletin içinde yetişmiş bir politik liderdi. Gazeteci Can
Dündar'ın altını çizdiği gibi, "Erdoğan, Kasımpaşa'dan çıkıp -Belediye
başkanlığı dışındabürokrasinin örseleme tezgahından geçmeden hükümete ulaşmayı
başaran yegane sağcı lider..." Bir başka ifadeyle Menderes ve Özal'ın tabanları
millete dayansa da akıllarında hep devlet geleneği vardı. Erdoğan'ın sağ
kulvarda siyaset yapması ve Menderes sevgisinin kökenlerinde hiç kuşkusuz babası
Ahmet Erdoğan'ın önemli bir etkisi var. Devletçi seçkinlerin partisi olarak
adlandırılan o zamanki CHP karşısında Anadolu'nun muhafazakar değerlerine
saygılı bir siyaset yürüten Adnan Menderes'in darbeciler tarafından 1961 yılında
idam edilmesi, Demirkırat'a bağlı olan Reis Kaptan'ı gözyaşlarına boğmuştu.
EVDEKİ DUYGULU ANLAR Babasının üzüntülü halini
gören yedi yaşındaki Recep Tayyip de fazla anlayamadığı bu durum karşısında
gözyaşlarına hakim olamadı. Erdoğan, o gün yaşadıklarını gazeteci Göksel
Özköylü'ye şu cümlelerle anlatıyordu: "Rahmetli Menderes'in elleri arkasına
bağlı, idam gömleğiyle o yürüyüş resmi vardır. Hayat mecmuasındaki resimler,
mahkeme sefahati filan, babam, onların olduğu sayıyı eve getirmişti. Ben de
karıştırırken o tabloyu gördüm. O arada çok anlamlı, duygulu ifadeler de yer
alırdı. O zaman ben bunları pek anlamıyordum. Ama idama giden böyle bir insan,
babamın ve annemin duygulu anı, yani evde bir duygu var. Bu kadar hizmet eden
bir insanın idama götürülüş olayı var.
İMAM HATİP'E GİDEN
YOL
Piyale Paşa İlkokulu beşinci sınıfta din dersine giren Okul
Müdürü İhsan Aksoy'un bir sorusu, Tayyip Erdoğan'ın belki de tüm siyasi hayatını
şekillendirecek sonuçlar doğurdu. Din dersi esnasında bir anda Haliç
kıyılarındaki bir camiden ezan sesi duyuldu. İhsan Aksoy, öğrencilere 'Kim namaz
kılmayı gösterecek?" diye sordu. Başları önlerine eğilen öğrencilerden çıt
çıkmadı. Bir an tereddütten sonra Recep Tayyip Erdoğan elini kaldırdı ve "Ben
namaz kılarım" dedi. Öğretmen hemen bir gazete kağıdını yere sererek
öğrencisinden namaza başlamasını istedi. Ancak Erdoğan'ın bir itirazı vardı.
Üzerinde resimler olan gazete üzerinde namaz kılınmazdı, kılamazdı. Bu tavır
öğretmenini hem şaşırttı, hem de sevindirdi. Öğretmen masasının üstündeki örtüyü
alan Tayyip Erdoğan, sınıf arkadaşlarına sabah namazının nasıl kılındığını
gösterdi.
ADI 'HOCA'YA ÇIKTI Artık adı okul içinde
"Hoca"ya çıkmış, popülaritesi iyice artmıştı. Namaz sayesinde hocasından beş
almayı başarsa da diplomasında din dersi hanesinde notu iyi yazıyor. Bu olaydan
kısa bir süre sonra İhsan Aksoy, en sevdiği öğrencisi Tayyip'i sınıfın
penceresinin önüne çağırdı ve ona Piyale Paşa İlkokulu'nun tam karşısında
bulunan bir binayı gösterdi; İmam Hatip Lisesi'ni. "Seni bu okula gönderelim"
dedi omzundan tuttuğu öğrencisine. Hayatında ilk kez bu okulun adını duyan
Tayyip Erdoğan hocasına itiraz etmedi, "Olur hocam" dedi. Ertesi gün babasıyla
okula geldi. Demokrat Partili olan baba Reis Kaptan da imam hatip hakkında
hiçbir şey bilmiyordu. Ama "Bu okullardan sadece imam yetişmez, inançlı gençler
yetişir" sözlerini çevresinden duyduktan sonra ilkokulu bitiren oğlunu 1965'te
İmam Hatip Lisesi'ne kaydetti. Artık Tayyip Erdoğan için yepyeni bir hayat
başlıyordu.
SİMİT VE SU SATTI
Baba Reis
Kaptan'ın geliri, biri kız beş çocuğun yeme, içme ve okul masraflarını
karşılamaya yetmiyordu. Piyale Paşa İlkokulu'na başlayan Tayyip Erdoğan, okul
harçlığını kazanmak için çocuk yaşta sokaklarda çalışmak zorunda kaldı.
İlkokuldayken derslerden arta kalan vakitlerinde kah su satarak, kah kağıtlı
şeker satarak beş çocuk büyüten ailesine yük olmadan eğitimini sürdürüyordu.
Ekmek parası için verilen mücadele ister istemez okuldaki derslerini de
etkiliyordu. Yazı, beden eğitimi ve hal ve gidiş derslerinin notları dışında
karnesinde pekiyi yoktu. Din dersi ise iyi idi.
TİCARİ
ZEKÂ İlkokulda başladığı ticaret hayatını daha sonra tüm öğrencilik
yılları boyunca sürdürdü. Fakirlik ve çalışma zorunluluğu Tayyip Erdoğan'a bir
yandan hayatta ve siyasette kazanmak için hırs duygusu yaratıyor, bir yandan da
yoksul halkın ruh halini anlaması için bir araç oluyordu. Babasının verdiği
"okuyup adam olun" öğüdünü her zaman tutan Erdoğan, kıt kanaat geçinen ailesine
yük olmamak için İmam Hatip Lisesi'ni yatılı okudu. Babasının verdiği haftalık
2.5 lira harçlıkla yaşaması, öğrenimini sürdürmesi mümkün değildi. Devir
kemerleri sıkma dönemiydi. Soğuk günlerde dahi okula giderken otobüse binmez,
Kasımpaşa'dan sahile yürürdü. Oradan sandalla Balat'a geçer, Balat'tan da İmam
Hatip Lisesi'ne kadar yürürdü. Hafta sonları ise Kasımpaşa'dan Eminönü'ne
yürüyerek gider, limon alıp satardı. Ticari zekasını kullanarak kendi çapında
iyi para kazanacak bir yöntem daha bulmuştu. Simit fırınlarına gidip bir gün
önceden kalan bayat simitleri yarı fiyata alıyor, akşam annesi simitleri buharda
ısıtıyor, yumuşacık yapıyordu. O da piyasada 10 kuruşa satılan simitleri 5
kuruşa satarak para kazanıyordu. Yatılı okulda yaptığı ticari faaliyetlerinden
biri de kartpostal satışlarıydı. Yatılı okuyan öğrenciler sürekli ailelerine
kart gönderiyor, o da bu işten iyi para kazanıyordu. Eğitimini sürdüren Tayyip
Erdoğan, harçlığını kazanabildiği gibi artık ailesine maddi olarak destek de
olabiliyordu. Kazandığı ilk parayı sağda solda çarçur etmek yerine kitap
alıyordu.
Bu makale hakkında ek bilgi eklemek için buraya tıklayınız
Yazar & Kaynak: Sabah
Eklenme tarihi: 29-7-2007 Okunma: 4000
Ekleyen: MedCezir
|
| Bu Makaleye Verilen Puan: |
|
Kullanıcı Yorumları
REYYAN
Tarih:
1-9-2007
9:23pm
EY yüce allahım sana şükürler olsun böyle bir başbakımız var. Bu adam köt değil kötü olsaydı halk onu ikinci kez seçmezdi. Hemde %46 oyla. ve nihayet abdullah gül de cumhurbaşkanı oldu. Ülke nihayet nefes aldı. Yolunuz bahtınız açık olsun allah sizi başımızdan eksik etmesin ve hayırlı uzun ömürler versin. seni çooooooooooook seven 15 yaşındaki bir vatandaşın...
Hasan
Tarih:
1-9-2007
9:50pm
Recep Tayyip Erdoğan'ın kişilik olarak kötü biri olduğunu bende düşünmüyorum ama halkın onu ikinci kez seçmesi bu ülkeyi iyi yönetiyor anlamına gelmiyor. Bence işsizlik, yolsuzluk, uygulanamayan kanunlar, eş-dost gözetme Recep Bey bunların hangisine çözüm getirdi. Verdiği sözleri tuttumu ona bakmak lazım. Recep Bey kötünün iyisi benim gözümde. Eğer bu yolsuzluklar doğruysa yaptıklarının hesabını verme zamanıda yakındır. Ben halimden memnun değilim kardeşim. Ben halimden memnun değilsem bana göre ülke kötü yönetiliyor demektir. AKP li bir tanıdığım olsaydı iş bulurdum eminim. Ama hiçbir şekilde bu düşüncelerim de değişmezdi. Çözebilecek misiniz bu sorunları Recep Bey. O koltukta boş oturmayın. Oranın sorumluluğu çok büyüktür. O koltuğun kıymetini bilin, verdiğiniz sözleri yok şöyle oldu, yok böyle oldu, yok biz böyle bilmiyorduk, yok engelliyorlar deyipte geçiştirmeyin. Bu halk kör değil, elbet size gereken notu verecektir. %46 lık oy "istikrar" oylarıdır unutmayın. Bu çoğunlukla işte biz bunu yapamıyoruz diyecekseniz inin o koltuklardan. Bu ülke sahipsiz değil.
ibrahim
BAŞBAKANIMIZ Tarih:
25-10-2007
10:05am
Yukarıda da okuduğumuz gibi Başbakanımız çalışarak,mücadele ederek bu noktalara ulaşmıştır.Karın tokluğuna simitler satmış şimdi fakiri fukarayı koruyor.Çünkü kendiside çekmiş bu sıkıntıyı.Hani bir söz vardır:'Tok insan, aç insanın halinden anlamaz'Başbakanımız bu sıksıntılardan geçerek yani;halkın insanı olduğunu zaten aldığı %46 oylada gösterdi.Yeniden seçim olacak olsa yine Akp'ye verirdim oyumu.YENİDEN TÜRKİYEM DAHA GÜÇLÜ YENİDEN
gerçekçi
doğruları konuşalım Tarih:
5-11-2007
8:30pm
ya allah aşkına doğruları konuşalım bundan önce gelen başbakanlarımız yada seçilelim die bir sürü şeyler söyleyenlere ne demedi yok işsizlere şu kadar para vereceğiz yok zam yapacağız kardeşim siz kimin parasını kime veriyosunuz be bu zamana kadar öyle yaptılar şimdi türkiye borçtan başını kaldıramıyo napsın recep t. erdoğan oda öyle yapsın türkiye batsınmı adam şimdi öncelikle borçlarımızı azaltıyo borçlandırıp türkiyeyi zam yaptırmıyo ayrıca eğer o kdr çok zam yapılmadıysa yiyezeklere içeceklere aldıklarımızada zam gelmedi lütfen bilmeyenler yorum yapmasın.....
RTE
Tarih:
14-11-2007
2:42am
O zaman simit sattı.Şimdi memleketi satıyor.
Musanın çocuklarını okuyun,sonra Türkiyede en çok satan kitaplar arasına girmiş olan "Kovulduk ey halkım unutma bizi !" adlı kitabı okuyun.Ardından oğlunuzu askere gönderin,bir hiç uğruna geriye size cenazesi gelsin.Mutlu mutlu yaşayın.Ha oğlunuz sağ geri dönerse geldiğinde mutfak masrafınızdan artırdığınız parayla ona gemi alın,boş zamanlarında ticaret yapsın çocuk.
Vay benim memleketimin haline vay.
2008 i göreceğiz.satacak daha başka birşey kalmayınca sıra neye gelecek,kime gelecek göreceğiz.Dünya arenasındaki basiretsizliğimizi göreceğiz.
Bize böylesi yakışır,makarnacı,kömürcü sadaka toplumuyuz biz.Haydi Allah versin.
BuĞrA
Tarih:
9-12-2007
12:07am
arkadaşalar türkiyenin %46 sı ülke değilde kendi menfaatini düşünen insan.bi düşünün ya akp hükümetinden önce pkk bu durumdamıydı?baş örtüsü bu durumdamıydı?daha niceleri Allah ın adını ağzınıza alıyosunuz ama doğru yerlerde kullanın.yalan yanlış yazmayın.herşey ortada iktidarın gücünü arkanıza alarak konuşmayın.ülke satılıyor vatan elden gidiyor.şehitlerimizin günden güne artıyor.buna dur diyen yok.ırak a girilecekti ha girdik giriyoruz diye kışkırtın sonrada girin verim ne kadar alınır bilinmez ama türk halkına değil size yeter.siz şehitlerimize ölü diye hitap eden bölücü başına sayın diyenlersiniz ben sadece size arkanızdakilere diyeceğim Allah ıslat etsin..
eywallah..
sacit savaş
Tarih:
29-12-2007
5:15pm
Arkadaşlar bir konuya açıklık getirelim birçok AKP yi sevmeyen veya farklı görüşte olan insanlar hep aynı şeyleri söylüyor ülke satılıyor petkim ermenilere satıldı cari açık büyüdü peki neden satıldı hiç bilen varmı devlete yılda 600 milyon dolar maliyeti olan bir kurum ama satıldıktan sonra 2 milyar dolar kar elde etti ve petkim yerinde duruyor kimse tutupta başka ülkeye götürmedi ayrıca sahibi Ruban Vardanyan Yatırımlar yapacak Türkiye'ye. Ve cari açık fazla diyenler; ithalatın artması bireylere bağlı çünkü çoğumuz marka düşkünüyüz ve tuvalet kağıdından sigaraya kadar yabancı markalar alınıyor .Alım gücü arttığı için ve bizim türk malları yerine yabancı ürünler alındığı için ithalat artıyor aynı zaman da ihracatta artıyor ama dışa talep daha fazla olduğu için cari açık meydana geliyor herşey iyice inceleyip eleştiri yapalım lütfen herkese selamlar saygılar.
BeRKaY
ONA OY VEREN HERKES VATANINA İHANET ETMİŞ DEMEKTİR Tarih:
30-12-2007
11:28pm
Arkadaşlar bu adamın nasıl başa geçtiğini anlayamadım birtülü.bilgisiz,ahlaksız bir insan.o iktidara geldiğinden belediye başkanlıgı akp nin elinde olan şehirlerde bir güzelleşme var farkettiyseniz.bazıları bunlara bakıp oy verio arkadaşlar onlar hangi parayla yapılıo sanıosunuz ya amerikanın kara parasıyla yada ülkenin her bir köşesini satıp aldıgı paralarla yaptı bunları.lütfen anlayın bunu allah aşkına.bu insan dini suistimal eden bi insan.din ile devlet işlerini aynı kefeye koyan bir insan.daha fazla bişey söylemek istemiyorum daha neler neler var ama...TAYYEAP'a oy veren herkes vatanına ihanet etmiş demektir......
BeRKay
gerçekçiye Tarih:
30-12-2007
11:30pm
GERÇEKÇİ bir ülkenin borçları vatanı satarak kapatılmaz....sana başka hiçbir sözüm yok...
halil
Tarih:
2-5-2008
1:55pm
tayip diyorum başka bir şey demiyorum herkes her şeyin farkında uyumayalım
kasımpaşalı
Tarih:
7-5-2008
5:48pm
iyi degil kötü gününde yanındayız reisim bu can yoluna feda olsun reisimmmmmmm
büşra
yardım Tarih:
29-5-2008
9:32pm
ben tayyip erdoğan ile ilgili bişi yazmıycam tayyip erdoğandan yardım istiyoruz.zamanı olur da bakarsa çok seviniriz.
İlgili Dökümanlar
|
|
|