ASELSAN'DA NELER OLUYOR?
Yorumunu
sizlere bıraktığımız makalemizdeki sır perdesi sonunda aydınlandı. Bu
makalede Aselsan İntiharları, Aselsan'ın basın açıklaması ve makale
sonunda da olayların intihar mı yoksa katliam mı oldukları
açıklanmaktadır.
Öncelikle Aselsan hakkında biraz bilgi sahibi olalım. ASELSAN nedir, nezaman kurulmuştur... vs
Aselsan
nedir ve amacı: İleri teknolojiyi yakından izleyerek Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin elektronik cihaz ve sistem gereksinimlerini
fiyat-zaman-kalite yönünden en uygun koşullarda ve dışa bağımlılığı en
aza indirecek şekilde karşılamak, milli savunma sanayiinin gelişmesinde
önder olmak, sahip olunan bilgi birikimini ülkemizin diğer elektronik
sistem ihtiyaçlarının karşılanmasında ve ihracat olanaklarında
kullanmak, bu şekilde her türlü şartlar altında devamlılığı ve gelişimi
sağlamaktır.
Aselsan
ne zaman kurulmuştur: 1975 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerinin
haberleşme cihaz ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kuruldu.
ASELSAN hakkında basında yer alan haberler üzerine yapılan açıklama:
1.
Yazılı ve görsel basında yer alan ASELSAN'da ard arda üç intihar olduğu
haberleri, kurumumuzun toplumsal imajını yıpratmakta ve basın yolu ile
kamuoyuna yanlış mesajlar verilmektedir.
2. 04 Ağustos 2006 tarihinde Hüseyin BAŞBİLEN ve 24 Ocak 2007 tarihinde Evrim YANÇEKEN adlı çalışanlarımız vefat etmişlerdir.
3.
16 Ocak 2007 tarihinde vefat eden Halim Ünsem ÜNAL personelimiz
olmamasına rağmen haberlerde bu şekilde yer almıştır. Kurumumuzda
mühendis olarak sadece 6 ay görev yapan ÜNAL, 31 Aralık 2000 tarihinde
(7 yıl önce) istifa etmiştir.
4.
Olaylar hakkında adli makamlar tarafından gerekli tüm soruşturmalar
gerçekleştirilmiştir. Yapılan araştırmalarda ölüm nedenlerinin intihar
olduğu belirlenmiş ve olaylar arasında bir ilişki tespit edilmemiştir.
5.
Anılan personelin psikolojik tedavi gördükleri aileleri tarafından
açıklanmış olup bu husustaki raporlar ilgili hastanelerde bulunmaktadır.
6. İntihar olayları ile ilgili ASELSAN'ın doğrudan veya dolaylı bir ilgisi bulunmamaktadır.
7.
Ayrıca basında yer alan ve bu olayların arkasında kirli ve karanlık
güçlerin olduğuna dair tüm ifadeler ise asılsız haberlerdir.
8.
Vefat eden personelin ailelerini ve çalışma arkadaşlarını üzmemek,
yaralarını tekrar deşmemek için konu ilgililer dışındakiler ile
paylaşılmamıştır. Ancak çalışanlarımızın isimlerinin gerçekle ilişkisi
bulunmayan spekülasyonlar ile anılmaya başlanması tüm ASELSAN ailesini
üzmüş ve konu ile ilgili açıklama yapılması gereği doğmuştur.
Resmi
web sitelerinde yaptıkları açıklama bu şekilde ve 3. maddeye
dikkatinizi çekerim ve ayrıca 31 ocak 2007 tarihinde yaptıkları 32.
olağanüstü genel kurul toplantılarında bu konularla ilgili bir maddeye
rastlanmamıştır.
İntihar edenler berabermi çalışıyorlardı?
Bu
konu 3. maddede de belirtilmiş intihar eden bu arkadaşlar birlikte
çalışmıyorlar gibi görünüyor ama şuda var, yapılacak bilimsel
araştırmalar kısa süreli bir araştırma değildir ki bu özellikle ülke
adına silahlı kuvvetlere çalışan bir şirketse! Uzun bir alt yapı
araştırması gerektirir buda bu ölen üç kişinin birlikte çalıştığını
gösterebilir.
İntihar
denen olaylarda ise dikkatimi çeken bir kişinin sol bileğinde iki
yerden kesik olduğu ve boynunu kestiği nasıl oluyorda bileğini kesen bi
kişi boğazını kesiyor?
Ve TBMM bu konuyu gündemine alırken neden aselsan olağan genel kurulunda bu konuda bir görüş belirtmiyor yada gündemine almıyor?
Bu
konuda hiç bir bilgiye sahip değilim yaptığım araştırmalar sonuçsuz
kaldı. bana göre bu inithar olayları basına fazla lanse ettirilmeden
geçiştirilmek istendi ve kamuoyuna pek duyurulmadı. İntihar edenlerin
aileleri temyiz davasına baş vurmuş ama buda sonuçsuz kalacak ve
intihar ettikleri tekrarlanacak. Burada Aselsan şirketinin yaptığı ve
gizli tutulduğu bir araştırma dışarıya köstebekler tarafından
sızdırıldı projede görev almış yada beraber çalışacak kişiler hakkında
da gereğini yaptılar demekten başka bir şey yok.
Dikkat
çekilmesi gereken bir başka konuda şu, istifa eden kişinin aselsan
adına çalışmaya devam etmediği ne malüm. İstifa etti gösterilerek gizli
bir şekilde çalıştırılabilir.
Hem böyle harika bir kurumdan neden istifa edeyimki!
ASELSAN'ı bu açıklamaya iten söylentileri aktararak, yorumu sizlere bırakıyorum:
Tarih: 7 Aðustos 2006
Yer:
Pursaklar-Ayancık Yolu (Ankara) Aselsan'da çok önemli projolere imza
atan 31 yaşındaki makine mühendisi Hüseyin Başbilen bir aracın içinde
ölü bulunuyor. ODTÜ mezunu mühendisin sol el bileğinde ve boynunda
kesik izleri var. Otopsi sonucu "intihar etmiştir" deniliyor.
Tarih: 16 Ocak 2007
Yer:
Gölbaşı (Ankara) Aselsan'da çalışan ODTÜ mezunu elektrik mühendisi 30
yaşındaki Ali Ünsem Ünal aracının içinde tabancayla intihar ediyor. 3
yıldır Aselsan'da çalışan mühendis ölüyor.
Tarih: 26 Ocak 2007
Yer:
Batıkent (Ankara) 26 yaşındaki ODTÜ mezunu elektrik mühendisi Evrim
Yançeken evinde intihar ediyor. 2 yıldır ASELSAN'da görev yapan 26
yaşındaki Evrim Yançeken, 7. kattaki evinin pencerisinden atlıyor. Genç
mühendis ölüyor. Yüksek lisans yapan genç mühendisin, uzun süredir tez
için çalıştığı ve bu nedenle psikolojisinin bozulduğu iddia edildi. Bir
de intihar notu bırakmış: "Artık dayanamıyorum. Psikolojim çok bozuldu.
Yüksek lisans
tezimle ilgili büyük sıkıntılar yaşıyorum. İntiharımdan kimse sorumlu değil. Ailemin üzülmesini istemiyorum.
7 Ağustos'taki ilk intiharda şüpheler vardı. Mühendis Hüseyin Başbilen'in vücudundaki kesikler için kendi yaptı' dendi.
Gölbaşı'ndaki 2. intihar da mühendis Ali Ünsem Ünal, aracının içinde başından vurulmuş bulundu. "İntihar etti" dendi.
Batıkent'teki 3. intiharda ise Evrim Yançeken intihar notunu yazıp 7. kattan kendini attı.
Dikkat
ederseniz 3 ölüm de farklı biçimde gerçekleşiyor. 3 farklı intihar
metodunu uyguluyor mühendisler. İntiharlar son 6 aya sıkışmış. İlginç.
Aselsan, TSK'nın dışa bağımlılığını azaltmak için kurulmuş bir şirket.
En önemli özelliği aviyonik bakımından bunu büyük ölçüde başarmış
olması. Bu aviyonik meselesi çok önemli. 650 milyon dolara
F-16'larımızı ABD modernize edecek ya, işte o uçaklarda bizimkilerin
yapamadığı tekşey aviyonik sistemler. Dışa bağımlılık o yüzden.
Türkiye'nin en parlak üniversitesinden mezun olmuş 3 parlak mühendis.
Türkiye'nin en parlak kuruluşlarından birinde iş buluyorlar. Türkiye
standartlarına göre hayli iyi maaş alıyorlar. Ve 'yüksek lisans tezi
sıkıntısı' onları intihara sürüklüyor. Yüksek lisans neden yapılır?
Daha iyi maaş, daha iyi mevkii için. Adam zaten 26 yaşında bunu
başarmış. Diğerleri de... Aselsan'ın internet sayfasına giriyorum,
intiharlarla ilgili tek açıklama yok. Türkiye'nin en gözde kurumunun 3
mühendisi intihar ediyor, herkes 'sus-pus'. Ölenler Aselsan'ın çalışanı
değil yalnızca, Bu ülkenin yetiştirdiği beyinler, Olay sadece ruhsal
sıkıntı' ise, ilk intiharın ardından çalışanlarına yönelik tedbir
almayan Aselsan yönetimi yine kusurlu sayılır. Türkiye'nin en gözde
mühendisleri bu ölümleri görünce Aselsan'da çalışmak istermi? Kurum,
adeta içine kapanarak kendi bacağına kurşun sıkmış olmuyor mu? Yanıtı
gizlidir ama yine soralım: Bu mühendisler hangi proje üzeride
çalışıyorlardı?
Geleceklerini garanti altına almış 3 kişinin ard arda intihar etmesini 'yüksek lisans' notu açıklamaya yetmiyor.
"Biz
neden bir şeyler icat edemiyoruz, üretemiyoruz" dediğimiz olay işte bu
noktalarda düğümleniyor. Anlamsız intiharlar, anlamsız açıklamalar...
Çok
iyi bir ücret aldığınız, adeta kutsal bir görevi ifa ettiğiniz bir
kurumdan istifa eder misiniz? Peki çok iyi bir işiniz var, çok iyi
kazanıyorsunuz ve daha çok gençsiniz... İntihar eder misiniz? İçimden
"siz siz olun yüksek lisans yapmayın" demek geliyor. Size ne kadar
anlamsız geliyorsa bana da o kadar anlamsız geliyor. Siz ne dersiniz?
İnsanoğlu o kadar çok tesadüfle karşılaştı ki hiçbir şeyin tesadüf olamayacağının bilincine vardı artık.
Yorumunu sizlere bırakıyorum...
ASELSAN'DAKİ SIR ÇÖZÜLDÜ (3 İntiharın Sırrı)
Bundan
bir kaç yıl öncesine kadar F-16 üretim merkezi TAI de "uçakların
dost-düşman tanımlamasını yapan elektronik sistemi" bir tane Türk
mühendisin dahi giremediği bir bölümde üretiliyordu. Bu sistem Türk
F-16 sının, bir uçak ile karşılaştığında karşıdakinin dost mu düşman mı
olduğunu gösteriyordu.
Yalnız
burada bir sorun vardı. Bir Türk F-16 sı stratejik kadim dostlarımızdan
(!) İsrail, ABD, İngiliz veya Yunan uçaklarından biri ile
karşılaştığında onları DOST görüyordu. Bu da bir savaş halinde Bu kadim
dostlarımızın (!) bizi sinek avlar gibi avlayabilmesi anlamını
taşıyordu.
Aselsan
mühendisleri 6 ay gibi kısa bir sürede ABD tarafından bize güdülen bu
uçak tanıma sisteminin hakimiyetini lehimize çevirmeyi başardı. ABD'nin
yıllarca çalışarak kurduğu tezgah, dahi Türk mühendisleri tarafından
kısa bir zamanda bertaraf edilmişti.
Peki dahi mühendislerimiz şimdi ne ile uğraşıyorlardı?
Kadim
dostumuz (!) İsrail ve ABD, sadece uçak tanıma sistemini elinde tutma
kozunu elinde bulundurmuyordu. Bundan daha vahim ve önemli bir kozu
vardı:
ABD, herhangi bir savaş veya askeri operasyon sırasında,
ABD tarafından satılmış veya modernize edilmiş elektronik sisteme sahip
uçak, helikopter, tank, zırhlı birlikler, izleme sistemleri gibi hayati
araçları, UYDUSUNDAN VERDİĞİ BİR EMİR İLE SAF DIŞI BIRAKABİLİYOR.
Yani,
kendi yaptığı bu elektronik sistemler, istendiği anda uzaktan kumanda
ile uydulardan kontrol edilebiliyor. Bu; "Türk Ordusunun savaş
başlamadan yenilgisi" anlamına geliyor.
İşte 3 dahi mühendisin katlinin sebebi:
Aselsan
mühendisleri, uçak tanıma sistemlerinin MİLLİLEŞTİRİLMESİ konusundaki
başarısından sonra, benzer bir başarıyı, bu ABD güdümlü elektronik
sistemlerinin kontrol dışı bırakılması, uydu müdahalesini bertaraf
edecek, yeni elektronik sistemlerin geliştirilerek silahlı gücümüzün
MİLLİLEŞTİRİLMESİ için çalışıyorlardı.
Bunlardan 3 gencimiz, kadim dostlarımız (!) tarafından ŞEHİT edildi.
Dostumuz (!) ABD=İsrail bu sistemi, EŞREF BİTLİS PAŞA'NIN katledildiği helikopter içinde kullanmıştı.
Kaynaklar:
www.teoriler.com
www.doguturkistan.net