Anasayfa > Tarih > Yüzyıllar boyunca Türkler ve Fransızlar
Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar

Yüzyıllar boyunca Türkler ve Fransızlar




İstanbul’daki Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü (IFEA) ile birlikte, kapsamlı bir dosya hazırladık ve bu dosyayı kapağımıza da taşıdık: ‘Yüzyıllar boyunca Türkler ve Fransızlar’...Enstitüsü’nün müdürü Prof. Dr. Pierre Chuvin ile arkadaşımız Mine Haksal’ın sabırlı ve titiz çalışmaları ile şekillenen bu geniş dosyada yer alan yazıların büyük çoğunluğu, uzman Fransız tarihçilerinin imzasını taşıyor.


Prof. Chuvin’in genel sunuş yazısının ardından, yine Chuvin’in “Efsaneler dünyasından gelen akrabalık” başlıklı makalesi geliyor.
‘Soylu misafir Cem Sultan’ başlıklı yazı ise, Prof. Dr. Nicolas Vatin’in imzasını taşıyor.
Fransa’ya giden ilk Osmanlı elçisi Yirmisekiz Mehmet Efendi’yi ise, Collège de France üyesi Prof. Gilles Veinstein kaleme aldı. Bonneval Kontu Ahmet Paşa’yı yani Osmanlı’nın üç tuğlu güçlü Humbaracı Ahmet Paşa’sını da, uzman tarihçi Frédéric Hitzel anlattı.
Dosya’da, Anastasia Falierou, Sophie Basch gibi Fransız uzmanların yanı sıra, Prof. Dr. Edhem Eldem’in ve Pınar Dost’un birer makalesi yer alıyor.
Alexandre Toumarkine ise dosyaya, Çanakkale Savaşları’na ilişkin önemli bir makalesiyle katıldı.
Biz burada, Prof. Dr. Pierre Chuvin’in ‘Sunuş’ yazısını olduğu gibi aktarmak istedik...
Türklerin ve Fransızların, ortak olumlu geçmişlerini anmak istediklerinde,
I. François ile Kanunî Sultan Süleyman arasındaki ittifaktan söz etmeleri âdettendir. Bu geçmişin şerefine, epey kadeh kaldırılmıştır!
Bu ittifak iki yönlüdür: Ortak düşman Habsburg İmparatorluğu’na karşı askerî (Osmanlı donanmasının Toulon’da kışı geçirmesi), Osmanlılar tarafından Fransız tüccarlara verilen imtiyazlar (veya ‘kapitülasyonlar’, yani ‘özel hükümler’) bağlamında da ticarîdir.
Aslında bunlar Fransız-Osmanlı ilişkilerinin iki temel boyutunu oluşturur. Bunlara eklenmesi gereken üçüncü bir boyut ise, kuşkusuz daha sonraki bir dönemde, 18. Yüzyıl’dan itibaren ortaya çıkacak olan kültürel ve dilsel boyuttur.
Bu boyut, sadece Fransızların Osmanlıcayı öğrenmesi ya da Bonneval gibi Fransızların Sultan’ın hizmetine girmesi ile değil, aynı zamanda Babıâli’nin ileride yüksek kademelere gelecek memurlarının, Batı’yı üstün kılan teknikleri öğrenmek üzere Fransa’ya gönderilmesi ile de devreye girer.
Böylece Osmanlılar dilimizi, ilkelerimizi, kültürümüzü, şüphesiz nev’i şahsına münhasır bir sentez oluşturarak öğrenmişlerdir. Batılıların kalabalık bir şekilde İstanbul’a geldiği Kırım Savaşı, bu sentezin güçlü olduğu bir dönemi oluşturur.
Elbette, maddî çıkarların ve ideolojik kaygıların yönlendirdiği, zaman zaman ikiyüzlülüğün, hatta düşmanlığın damgasını vurduğu ilişkilere övgüler yağdırmaktan kaçınacağız:
17. Yüzyıl’da ‘Frenk İzmir’de ticaretin hızla gelişmesi, kapitülasyonların (yalnızca Fransızlara ait olanların değil), Osmanlı ekonomisi için nasıl yıkıcı olduklarını bize unutturmuyor.
Kudüs’te dininin kutsal yerlerinin koruyucusu olduğu iddiasındaki “çok Hıristiyan kral” ile “Hâdim’ül haremeyn” (Mekke ve Medine’nin Hâdimi) olmakla övünen güçlü hükümdar, çok farklı ruhanî dünyalarda yaşıyorlardı ve akdedilen anlaşmaların ardında, rekabet sıklıkla anlayışa -iki tarafta da bunun güzel örnekleri olsa da- üstün gelmekteydi.
Cem Sultan’ın Nice, Savoie ve Fransa’daki ikametinin izlediği seyir, konuk ve tutsak muamelesi görmesi, bu çifte karşıtlığı gayet iyi yansıtır. Kimi zaman da çarpışmalardan -Çanakkale’de olduğu gibi- Atatürk’ün asilce ifade ettiği, karşılıklı saygı üzerine kurulu bir çeşit silah kardeşliği doğmuştur.
Ancak, Popüler Tarih dergisinin bize birlikte oluşturmayı cömertçe teklif ettiği dosya, nihaî bir hesap bakiyesi ile ‘aktif’ ve ‘pasif’ olmak üzere, iki sütunlu bir bilanço çıkarmak niyetinde değildir.
Zira söz konusu olan, devinim halinde bir tarihtir ve yukarıda bahsedilen tüm alanlarda, Fransız-Türk ilişkilerinin canlılığını koruması, hesapların kapatılmasını engellemiştir.
Biz sadece bir tercihte bulunabilirdik ve bulunduk; aslında bu tercihi özellikle çağdaş dönem söz konusu olduğunda, genişletmek daha kolay olacaktır: Bir Nerval ve bir Gautier’nin yanında, elbette Lamartine’in de yeri vardır; Claude Farrère’in yanında da Pierre Loti’nin...
İstanbul’un kent düzenlemesi üzerinde büyük etkisi olan şehirci Henri Prost’un adını anmadan geçebilir miyiz? Ya da Anadolu’nun eski abidelerinin tanınması için çok şey yapan ve 15 Eylül-11 Kasım tarihleri arasında, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü ve Paris Ulusal Sanat Tarihi Enstitüsü tarafından onuruna düzenlenen sergiyle anılacak olan mimar / tarihçi Albert Gabriel’in ismini nasıl unutabiliriz?
Hele ki amacımız, haksız bir şekilde benzemez olduklarına inanılan iki kültür arasındaki köklü ve devamlı bütünlüğü göstermekse…
Günümüz Macaristan’ının ovalarında, Franküs (Francus) ve Türküs (Turcus) arasında kurulan efsanevi akrabalıktan (P. Chuvin), Fransa’nın Anadolu’da Mustafa Kemal tarafından başlatılan bağımsızlık hareketini tanıyan ilk Batılı devlet olmasına kadar (P. Dost)… Türkiye, Fransız kültürünü, bugün ‘küreselleşme’ olarak adlandırılan şeye doğru ilerlemede kullandığı yollardan biri olarak seçmiştir ve bu bakımdan, Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasçısıdır. Örneğin Galatasaray Lisesi’nin (ve Üniversitesi’nin) saygınlığı bunun kanıtıdır.
Tüm Müslüman ülkeler içinde Türkiye, en belirgin Batılı yönelime sahip olan ve bunu en az sorgulamış ülkedir. Bunun nedeni belki de, bu yönelimin kendisine bir sömürgecilik yoluyla dayatılmadan, özgür irade sonucunda ortaya çıkmış olmasındandır.
Eğer bugün Türkiye, kendi mirasına bağlılık ile Batılı modernliği bağdaştırma çabasında belki de en başarılı Müslüman ülkeyse, bunu büyük ölçüde Fransız kültüründen almayı bildiklerine borçludur ve biz Fransızlar bundan gurur duymalıyız

Bu makale hakkında ek bilgi eklemek için buraya tıklayınız

Bu makalenin yazar yada kaynağını bildirmek için tıklayınız.

Digg this Post! Add Post to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Furl this Post!
Eklenme tarihi: 11-10-2006  Okunma: 3534

Bu Makaleye Verilen Puan:    Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar
Bu Makaleye Puan Ver  

Bölüm Başlık Kullanıcı Yorumları


Bu makaleye yorum gönderilmemiş, ilk yorumu sen gönder !
Reklam Netinternet
Bazı hakları saklıdır: İçeriğin editör ve yazarlarımız tarafından oluşturulan kısımları ve site tasarımının hakkı saklıdır.  Bu sayfa en iyi 1280x1024 ve 1024x768 çözünürlükte izlenir.
Powered by BilgiPortal v2.2
Emlak Yorumlar Müzik estetik