|
| Makaleler |
| Toplam Makale |
3413 |
| Yayında |
3231 |
| Bekleyenler |
182 |
| Görüntüleme |
13558224 |
|
|
|
Anasayfa
> Tarih
> XVI. YY'da Doğu Türkistan'da siyasi ve askeri faaliyetler
|
XVI. YY'da Doğu Türkistan'da siyasi ve askeri faaliyetler
Doğu Türkistan’ın Coğrafyası ve Türk Dünyasındaki Yeri ve Önemi
Türk Dünyası’nın muayyen toprakları 10.496.076 kilometre kareden
ibarettir. Bunlardan Doğu Türkistan 1.828.418 kilometre kare büyüklüğündedir. Bu
Türk yurdu, dünya Türklerinin en eski topraklarından birisidir. Doğu
Türkistan’ın tarafı dağlardan ( Altay Dağı, Tanrı Dağı, ve Koyunlu Dağı )
ibarettir. Ülkenin doğu tarafı kum çölüdür. Doğu Türkistan’da 320’den fazla
nehir vardır. Bunların en büyükleri Tarım Deryası, İli Irtiş, Manas, Ulungur,
Karaşeher nehirleridir. Ülkede 100’den fazla göl vardır. Bunlardan Sayram Gölü
deniz seviyesinden 2070 metre yüksekliğinde , 454 kilometre kare büyüklüğünde ;
Buğda Gölü 1980 metre yüksekliğinde ve 5 kilometre kare büyüklüğündedir.
Dünyanın büyük çöllerinden birisi olan, Taklamakan Çölü ise tahminen 500.000
kilometre karedir. Doğu Türkistan ; Batı Türkistan , Kazakistan,
Kırgızistan, Tacikistan, Cumhuriyetleri ile Pakistan , Hindistan, Kaşmir, Tibet,
Moğolistan ve Çin ülkelerine komşudur. Bunun içindir ki, Doğu Türkistan’ın
jeopolitik önemi büyüktür. Bu ülkelerle Doğu Türkistan’ın kara yolu bağlantısını
sağlamak çok kolaydır. Tarihi İpek Yolu’nun önemli bir kısmı günümüzde
yenileşmiştir. Doğu Türkistan’ın güneyinde yer alan Kaşgar, Hoten, Yar-kent,
Aksu, Kuça ve Üç-Turfan Altı Şehir diye anılmaktadır. Doğu Türkistan Asya’nın
tam ortasında olması sebebiyle stratejik bir öneme sahiptir. Çin özellikle ağır
harp sanayiini bu bölgeye kurarak, batından gelebilecek tehlikelere kaşı önlem
almayı planlamaktadır. Araştırmalara göre Doğu Türkistan’ın kömür rezervi 1
trilyon 50 milyar ton olup, Çinliler 1949-1989 yılları arasında bunun sadece 250
milyon tonunun çıkarabilmiştir. Doğu Türkistan’da 66 altın yatağı mevcuttur.
Doğu Türkistan’ın güneyindeki Tarım Havzasındaki petrol yataklarındaki rezerv 18
milyar ton olarak tespit edilmiştir. Ancak son araştırmalarda bu bölgenin toplam
petrol rezervinin 60 milyar ton civarında olduğu söylenmektedir. Ayrıca bu bölge
meyve sebze potansiyeli olarak oldukça kıymetlidir. Türklerin en eski
yerleşme alanlarından biri olan Doğu Türkistan’ı Türk Dünyası’nın diğer
ülkelerinden ayırt etmek mümkün değildir tarihi eserlerden Doğu Türkistan’ın
milattan önce Saka devletinin hudutları içinde olduğunu bilmekteyiz. Aynı
şekilde, Hun Türkleri ve Büyük Göktürk İmparatorluğunun da hudutları içinde yer
alıyordu. Göktürklerin içindeki Türk boylarından Uygur’lar 744’te Orhun nehri
kıyısındaki Ordubalık şehrinde müstakil bir Uygur devleti kurdular. Bu devleti
840’ta Kırgızlar yıktı. 13 Uygur boyu Karabalasagun civarında mağlup olduktan
sonra, Kaşgar, Beşbalık, Tanrı Dağının güneyi, Koça ve Hotan bölgesine göç
ettiler. Turfan merkez olmak üzere yeni bir Uygur devleti kurdular. 856’da
Mengli Kağan “Alp Kutluk Bilge” unvanı ile Uygur Kağanı olarak görev aldı. Bu
devlet 343 yıl yaşamış ve 1205’te Moğol İstilası ile ortadan kalkmıştır. Türk
dünyası tarihinin mühim bir parçasını da Karahanlılar teşkil eder. Bu Türk
devleti bugünkü Doğu ve Batı Türkistan’ı teşkil eden genişlikte bir devletti.
İşbu devlet 840’ta kurulmuş 372 yıl hüküm sürdükten sonra 1212’de Karahitay
devletinin darbesiyle varlığını kaybetmiştir. Cengiz Han’da Uygurlar ve
Karluklarla beraber 1218’de Karahitay devletine son verdi. Emir Temir 1365’te
Batı Türkistan’da kendi hakimiyetini teşkil ettikten sonra, Doğu Türkistan’daki
Çağatay ulusunun hanlarını da himaye altına aldı. Doğu Türkistan 1218’den 1679’a
kadar Çağatay ulusu adıyla idare edilmiştir. 1606’da bölgenin idaresi
Çağatay hanedanından Emir İsmail’in eline geçmiş ve böylece Hocalar hanedanı
başlamıştır. Çin Doğu Türkistan’ın hemen yanı başında bulunan yayılmacı bir güç
olarak doğu Türkistan’da ortaya çıkan her dağınıklık döneminde bu bölgeye
saldırmış ancak uzun süre sonuç alamamıştır. Çin’de büyük bir devlet kuran
Mançular 1754’te Doğu Türkistan’ı işgal etmiş ve hakimiyetini 1862 yılına kadar
devam sürdürmüşlerdir. Çin işgalini kabullenemeyen Doğu Türkistan Türkleri çok
yakın bir süre içinde 42 defa isyan etmişler, hepsinde de kanlı bir şekilde
bastırılmışlardır. En sonunda 1863’te Mehmet Yakup Bey Kaşgar merkez olmak üzere
bir devlet kurmayı başarmıştır. Yakup Bey Çin tehdidine karşı Abdülaziz’den
destek istemiş. Abdülaziz’den ve daha sonra tahta çıkan II. Abdülhamit’ten
gerekli desteği almıştır. Ancak iç karışıklıklar ve dış dengeleri iyi
kuramamasından dolayı Rus destekli Çin kuvvetleri 1876’da Doğu Türkistan’ı işgal
etmiştir. Doğu Türkistan’da XVI. yy’da Siyasi ve Askeri Faaliyetler
a) Timur Sonrası Doğu Türkistan Timur’un vefatından sonra oğulları
ve torunları arasında çıkan taht mücadeleleri Timurlular devrinin Türkistan’daki
hakimiyetinin kısa sürmesine sebep olmuştur. Timurlular zamanındaki bu
karışıklıktan dolayı rahatsızlık duyan Türkistan halkının bir kısmı Fergana
Vadisinde toplanmıştı. Bu halkın başına geçerek yeni bir devlet kuran Altın Orda
hükümdarlarından Özbek Han’ın torunlarından Ebul Hayr’dan sonra devletin başına
geçen Muhammet Şeybani Han zamanında bu yeni Türk devleti bütün Türkistan
illerine hakim olmuştur. Bu devleti kuran Ebul Hayr ve evlatları kurdukları
devletin adına büyük ataları Özbek Hanın adını vermişlerdir. Orta Asya’da
kurulan bu yeni Türk devleti hakimiyetini doğu Türkistan’a kadar genişletmiştir.
Bu Türk devletinin 1511 ve 1512 yıllarında parçalanarak Buhara, Hive ve Hokand
Hanlıkları haline gelmesinden sonra Buhara idarecilerinin Osmanlı padişahına
gönderdikleri mektuplarda zaman zaman Doğu Türkistanı Çin saldırılarına karşı
koruyan Hokand hükümdarlarını kendi hakimiyetleri altındaki Doğu Türkistan’a
müdahale etmekle itham etmişler ve bu müdahalelerin durdurulmasını Osmanlı
hükümdarından rica etmişlerdir. Bu mektuplaşmalardan anlaşıldığına göre Buhara
Hanlığı uzun süre Doğu Türkistan’ın kendisinin bir parçası olduğunu
belirtmiştir. Fakat XVII.. asırla birlikte Doğu Türkistan’da Buhara hakimiyeti
kalmamış ve ülke yeni bir siyasi oluşum içine girmiştir. Timurlular
idaresine karşı baş kaldıran Doğu Türkistan’daki Çağatay idarecileri, Uluğ Bey
tarafından itaate sokulmuştu. Fakat Timurlular soyunun bilge hükümdarı Uluğ
Bey’in trajik bir şekilde oğlu Abdüllatif tarafından öldürülmesi Timurluların
yıkılışını hazırlamıştı. Bu aynı zamanda Doğu Türkistan’daki Timurlular
hakimiyetinin de sonu olmuştu. Timurlulardan sonra Orta Asya’yı Özbek (Şeybani)
Hanlığı da kısa sürede ikiye ayrılınca Doğu Türkistan’da tam bir otorite boşluğu
meydana gelmiştir. Çağatay hanedanından gelen hanların dirayetsizliği ve
birbirileriyle uğraşmaları ülkeyi XV. Asrın ikinci yarısına (1462) kadar tam bir
kargaşa içine sürüklemiştir. Her şehir ve hakimi müstakil bir hanlığın hükümdarı
gibi hareket etmeye başlamıştır. İşte bu yıllarda ülkenin doğu vilayetlerine
Esen Buhar Han ölmüş ve yerine oğlu Yunus Han (1462-1487) geçmiştir. Adil ve hoş
görülü tutumu ile halk tarafından sevilen bir kişi olan Yunus Han 25 yıllık
hükümdarlığı zamanında iç karışıklıkları önlemeye muvaffak olmuştur. Bilhassa
Şehir hakimlerinin müstakil hareket etme alışkanlığını kaldırması, Doğu
Türkistan’ın bütünlüğü yönünden başlı başına bir zafer teşkil etmiştir.
b) XVI. yy’da Doğu Türkistan Yunus Han’ın yerine geçen oğlu Ahmet
Han (1487-1514) , ülke idaresinde elde edilen bu başarılı yönetimi mümkün olduğu
kadar devam ettirmeye çalışmıştır. O sıralar Batı Türkistan’a hakim olan
Muhammet Şeybani Han’ın üstünlüğünü kabul ederek bu kardeş devlet ile savaştan
kaçınması Ahmet Han’ın en büyük başarısı olarak dikkati çeker. Ahmet Han’ın
1514’te vefatı üzerine Doğu Türkistan’ın kaderine hakim olan Seyyid Han
(1514-1533) dönemi Çağataylılar sülalesinin son parlak dönemini teşkil eder.
Zira kendisine o devrin ünlü tarihçisi Mirza Muhammet Haydar Duğlat müşavirlik
yapmıştır. Haydar Duğlat’ın bilahare yazdığı ve 1521-1546 yılları arası Doğu
Türkistan olaylarını anlattığı eserinde Seyyid Han dönemi ülkenin en huzurlu
olduğu devir olmuştur. Batı Türkistan’daki Özbek (Şeybani) Hanlıkları ile Doğu
Türkistan şehirleri arasındaki dostluk ve ticari münasebetler gelişmiş ve halk
uzun bir aradan sonra maddi ve manevi bir refaha kavuşmuştur. Seidiye
Hanlığı (Yarkent Hanlığı) Çağatay’ın Han’ın on üçüncü kuşaktan torunu
aynı zamanda Büyük Timur’un beşinci kuşaktan torunu Babür’ün dayısı olan Ahmet
Alca Han’ın oğlu Seyyid Han (1484-1533), uzun bir müddet Babür ile kader birliği
yaptıktan sonra halkında yardımı ile Kaşgar, Yarkent, Hoten şehirlerini ele
geçirir ve 1514’te Seidiye Hanlığını kurar. Seyyid Han devletini güçlendirmek
amacıyla birtakım ıslahat girişimlerinde bulunur. Aksu gibi verimli topraklara
göç teşebbüsünde bulunur. Hazineden halka mülk dağıtır. En önemlisi halkın
iktisadi durumunu düzeltmek için on yıl kadar süre bir zaman içinde, halk
vergiden muaf tutulur. Aksu’nun kuzey doğusu ile Bay’ın batısındaki Arbat
(Aravan) denilen yerde, 1516 yılında Seyyid Han abisi Mansur Han ile görüşür ve
aralarında Altı Şehir’deki bu hanlığı beraber yönetmekten ibaret bir antlaşma
hasıl olur. Bu görüşmede tarihçi Haydar Mirza Duğlat’ta bulunur. Seyyid Han
Tibet Budistlerine karşı cihat yolculuğuna çıktığı zaman, 2 Ağustos 1533 günü 48
yaşında ölür. Hanlık önce Kaşgar’ı sonra Yarkent’i başkent edinir.
Başkentinin adıyla “Yarkent Hanlığı” veya kurucusunun adıyla “Seidiye Hanlığı”
olarak bilinen bu hanlık, gerçi kurucusu Moğol-Çağatay soyundan olsa bile Hanlık
tamamen Türk-İslam geleneğine göre yaşatıldığı için hanlığa Çağatay hanlığı
denilmemektedir. Eğer bu hanlığı kendine özgü bir yönü ile izah etmek gerekirse,
en çarpıcı özgü bir yönü, hanlığın kuruluşundan başlayarak hocaların kuvvetli
etkisi altında kalmasıdır. Hanlığın genel manevi havasına tasavvuf hakim olduğu
için, hanların ve devlet adamlarının askeri ve siyasi fikirleri sınırlı kalır.
Dünyada ve komşularında cereyan eden değişiklikleri takip edemezler. Bu yüzden
Seidiye Hanlığı siyasi ve askeri bakımından komşuları ile rekabet edebilecek
seviyeye ulaşmamışlardır. Abdullah Han döneminde (1638-1668) kuzey komşuları
olan Kalmuklar’ın büyük bir askeri güce sahip olduğu bilinmektedir. Buna karşı
önlem alınırsa da iş işten geçmiş, her şey Abdullah Han’ın aleyhine, genel
olarak Seidiye Hanlığı’nın aleyhine işlemiştir. Sayyid Han’ın yerine geçen
oğlu Reşidi Han (1533-1559) babasının bu parlak önemini devam ettirememiştir.bu
devrin en büyük rahatsızlığı ülkenin Uyguristan olarak bilinen doğu vilayetleri
ile Altışehir olarak bilinen batı vilayetleri arasındaki rekabetin büyüyerek
husumete dönüşmesidir. Bu durumdan istifade eden ve Moğolistan’da hakimiyeti
ellerine geçirerek hem Çin istikametinde hem de Doğu Türkistan yönünde ilerlemek
isteyen Kalmuklar (Jungarlar) sık sık Doğu Türkistan’ın doğu vilayetlerine
akınlar yapmaya başlamışlardır. Yazdığı esere devrin hükümdarının adını vererek
Tarih-i Reşidi ona ithaf eden Mirza Muhammet Haydar Duğlat bu devir olaylarını
etraflı bir şekilde anlatır. Reşidi Han’ın 1559’da ölümü üzerine 13 oğlundan
biri olan Abdülkerim Han (1559-1591), kardeşlerinin desteği ile tahta çıkmıştır.
Ne var ki, Abdülkerim Han bütün gayretine rağmen ülkenin yeniden şehir
devletleri haline gelmesine ve birbiri ile uğraşarak hem memleketin hem de
halkın zarar görmesine mani olamamıştır. Ülkesinin ve halkının bütünlüğünü
sağlama ümidi ile Batı Türkistan’da yetişmiş büyük din alimlerinden Mahdum-ı
Azam’ın oğullarından Hoca İshak Veli’yi Doğu Türkistan’a davet etmiştir. Hoca
İshak Veli, şehir şehir, kasaba kasaba bütün Doğu Türkistan’ı dolaşarak
Müslümanların kardeş olduğunu birbirlerine yardım ederek ülkenin ve insanların
birlik ve beraberliğini korumaları gerektiğini anlatmaya çalışmıştır. Hoca İsha
Veli bu çalışmalarında kısmen başarılı olmuş ve ülkenin parçalanmaya gitmesine
mani olmuştur. Fakat Hoca İshak Veli’nin bu faaliyetleri ülkenin doğu
vilayetlerinin hakimi olan Abdüllatif Han (1614-1624) tarafından, Abdülkerim
Han’ın yerine geçen evlatları Muhammet Han ile Şecaeddin Ahmet Han ve Abdullah
Hanlara hakimiyet yönünden avantaj sağlayacağı düşüncesiyle Mahmud-ı Azam’ın ilk
hanımından olan büyük oğlu Hoca Kalan (Muhammet Emin)’ı Yarkent’e davet etmesi
Doğu Türkistan’ın kaderine tesir edecek olayların gelişmesine sebep olmuştur.
Zira bu iki kardeş Hocanın ölümünden sonra evlatları büyük bir rekabete girerek
ülkeye fayda yerine zarar getirmişlerdir. Hoca İshak Veli’nin evlatları
İshakiyye ve Karatağlık adıyla, kardeşi Hoca Kalan’ın evlatları da Afakiyye ve
Aktağlık adıyla ayrı görüşler savunan iki dini grup olarak kıyasıya mücadeleye
girmeleri ülkeyi yeni bir devre sürüklemiştir ki bu devreye “Hocalar Devri”
denmiştir. Ülkeyi kendi hakimiyetinde tutmak için Hoca İshak Veli’yi Doğu
Türkistan’a davet eden Abdülkerim Han’ın bu hareketi yalnız dini konularda
değil, aynı zamanda siyasi alanda da olayların hızla gelişmesine sebep oldu.
Ülkenin doğu vilayetleri ile batı vilayetleri arasında bozulan birliği yeniden
kurmak mümkün olmadı. Abdülkerim Han 1591’de öldüğü zaman ülkenin durumu
birlikten oldukça uzaktı. Abdülkerim Han’ın vefatından sonra yerine kardeşi
Muhammet Han (1591-1609), yeğeni Abdürrahim Han’ı Çalış-Kaşgar-Turfan
taraflarına umumi vali olarak göndermişti. Bu Abdürrahim Han için bir nevi
saltanat sürme konusunda deneme devri oldu. Bu arada . Abdürreşid Han’ın
torunlarından Hudanbende Sultan’ın , Kazak Türklerinin lideri Teveke Han’ın
yardımıyla Çalış ve Turfan’ı işgal etmesi ülkede mevcut siyasi huzursuzluğu daha
da artırmıştır. Müşkül duruma düşün Abdürrahim Han, amcası Muhammet handan
yardım isteyince, Kalmuklara müracaat ederek Hudabende Sultan’ın ülkeden
çıkarılmasını istedi. Kalmukların bir ricaya icabeti üzerine Hudabende Sultan
işgat ettiği Çalış ve Turfan’dan çıkarıldığı gibi kendiside yakalanarak
Abdürrahim Han’a teslim edildi. Sonunda ulemanın ricası ile Hudabende serbest
bırakılmış ve Yarkent havalisine gönderilmiştir. Bu arada Kalmuklarla dostluğu
ilerleten Abdürrahim Han, Kalmuk lideri Düreng Tayşi’nin kızı ile evlenerek
onlarla akrabalık kurmuştur. Abdürrahim Han’ın Kalmuklu Hanımından Doğan oğlu
Abdullah ilerde Doğu Türkistan’a son parlak devrini yaşatacaktır.
Kaynaklar:
-Saray Mehmet , Doğu Türkistan Tarihi (Başlangıçtan
1878’e kadar), Bayrak Matbaacılık, İstanbul-1997 -Kurban İklil, Doğu
Türkistan İçin Savaş, TTK Yayınları. Ankara-1995 -Özkan Nevzat, Türk Dünyası
Nüfus Sosyal Yapı Dil Edebiyat, Geçit Yayınları Kayseri-1997 -Hayit
Baymirza, “Doğu Türkistan’ın Türk Dünyası’ndaki Önemi”, Türk Dünyası Tarih
Dergisi, S.145 -Gömeç Saadettin, Uygur Türkleri Tarihi ve Kültürü,
Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, Ankara-1997
Bu makale hakkında ek bilgi eklemek için buraya tıklayınız
Yazar & Kaynak: Mehmet KÖROĞLU
Eklenme tarihi: 17-5-2007 Okunma: 1929
Ekleyen: Cenk Baha
|
| Bu Makaleye Verilen Puan: |
|
Kullanıcı Yorumları
Bu makaleye yorum gönderilmemiş, ilk yorumu sen gönder !
İlgili Dökümanlar
|
|
|