Anasayfa > Tarih > Lozan Barış Antlaşması
Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar

Lozan Barış Antlaşması




LOZAN  BARIŞ  ANTLAŞMASI

 

            Kurtuluş savaşını başarıya ulaştıran Mustafa Kemal Paşanın başında bulunduğu T.B.M.M. hükümetiyle İtilaf devletleri arasında önce Mudanya mütarekesi imzalandı ( 11 Ekim 1922 ). Buna göre, kısa bir süre sonra, barış yapılması gerekliydi. İtilaf devletleri, barış görüşmelerine T.B.M.M. hükümetiyle Osmanlı hükümetini davet ettiler. Bu durum T.B.M.M. hükümeti tarafından olumlu karşılanmadı. Yapılan toplantıda Ankara hükümeti, Osmanlı hükümetiyle ilişkisi bulunmadığını ve Türkiye'yi yalnız Ankara hükümetinin temsil edebileceğini, aksi halde toplantıya katılmayacağını İtilaf  hükümetlerine bildirdi. Bu sırada İngiltere'de savaş taraflısı  Lloyd George  kabinesi düştü. Yerine barış taraflısı Bonarlow kabinesi geçti. Kabinede Dışişleri bakanlığı görevi Lord Curzon'a verildi. Curzon, barış görüşmelerinin hemen başlatılması için, diğer devletlerle ilişki kurarak, çalışmalara başlamıştı. Fransa, İtalya ve Yunanistan görüşmelere hemen başlama kararı aldılar. T.B.M.M. Hükümetinin uyarmasını da dikkate alan bu devletler, Lozan konferansına yalnız Ankara hükümetinin katılmasında bir sakınca görmediklerini Lord Curzon'a bildirdiler. Lord Curzon da durumu Ankara'ya yazdı. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti çağrıya olumlu cevap verdi ve Ankara'da  Lozan'a gidecek heyet seçildi.Heyete İsmet Paşanın ( İsmet İnönü ) başkanlık etmesi kararlaştırıldı. Dr. Rıza Nur ve Hasan Saka'dan gayrı müşavir olarak heyete, Münir Ertegün, Muhtar Çilli, Veli Saltık, Zülfü Tiğrel, Zekai Apaydın, Celal Bayar, Şefik Başman, Seniyettin Başak, Şevket Doğruer, Tevfik Bıyıklıoğlu, Tahir Taner, Nusret Metya, Hikmet Bayur, Zühtü İnhan, Fuat Ağralı, Mustafa Şeref Özkan, Şükrü Kaya, Hamit Hasancan, Ruşen Eşref Ünaydın ve Yahya Kemal Beyatlı Beyler de alındı. Konferansa katılan Türk gazetecileri;Ahmet Cevdet, Ahmet Şükrü Esmer, Hüseyin Cahit Yalçın,  Velit Ebüzziya, 

Kerami  Kurtbay, Mecdi  Sayman, Kemal Salih  Sel, Asım Us, Ahmet Hidayet  Reel Beylerdi.

Türk Murahhas heyeti Lozan'a gitmek üzere Ankara'dan 4 Kasım 1922'de törenle uğurlandı. Konferansın açılış tarihi olarak önce 13 Kasım kararlaştırılmıştı. Ama bu arada müttefikler birtakım tertiplere başvurdular; nitekim Türk heyeti Lozan istasyonunda, devlet ileri gelenleri tarafından bilhassa karşılanmadı. İnönü bu durumdan yararlandı ve Fransa başbakanı ve dışişleri bakanı Poincare'nin özel davetini kabul ederek Paris'e gitti, onunla konuştu. Bu görüşme İngilizleri etkileyecekti. Fransız basınında Türkler için yararlı yayınlar yapıldı. Konferans ancak 20 Kasım saat 3:30 ‘da Mont Benon gazinosu salonunda açıldı. Müttefikler bu konferansı " Şark İşleri Konferansı " olarak adlandırdılar. Onlara göre bu, 1914'ten beri doğunun huzurunu bozan savaşlara kesin olarak son vermek ve karşılıklı anlaşmaya varmak üzere toplanan bir konferanstı. Bu sebeple Lozan'daki görüşmeler sırasında  İsmet Paşa, Osmanlı hükümetiyle ilgili bütün meselelerle uğraşmak zorunda kaldı. Mustafa Kemal Paşa bu durumu, Nutuk'ta "  Lozan sulh masasında bahse mevzu olan meseleler üç, dört yıllık yeni bir devreye münhasır kalmıyordu. Konferansta, yüzyıllık hesaplar görülüyordu. Bu kadar eski, bu kadar karışık, bu kadar mülevves hesapların içinden çıkmak, elbette o kadar basit ve kolay değildi " diye belirtir ve İsmet Paşanın karşılaştığı güçlükleri anlatır. Konferans İsviçre Konfederasyonu başkanının bir konuşmasıyla açıldı. İsmet Paşa bu ilk toplantıda salona Lord Curzon ile birlikte girdi ;  konferansa Lord Curzon başkanlık edecekti. İsviçre başkanı nutkunu " Yeryüzündeki iyi niyetli insanlara selam " söyleriyle bitirdi. Açılış töreninde İtalya başbakanı Mussolini ve Fransa başbakanı Poincare de bulunuyordu. İsviçre Konfederasyonu başkanından sonra Lord Curzon bir konuşma yaparak " Eğer delegelerin hepsi aynı uzlaştırıcı ruhla çalışırlarsa, masaya gelecek her meseleyi çözmek ve barış yapmak isteğini duyarlarsa, amaca ulaşmak kolaylaşacaktır " dedi. Bu konuşmadan sonra kendisinin, taraflardan biri olduğunu düşünerek İsmet Paşa söz istedi ve konuşmasında Türkiye'nin uğradığı haksızlıkları saydı. Anadolu'daki tahribatı, yapılan mezalimi, halkın çektiği acıları anlattı. Konferansa bir ricacı olarak gelmediğini de tekrarladı. Asıl görüşmeler, 21 Kasım'da saat 11:00'de , Chateau d'Uhy otelinin büyük salonunda başladı. Oturumun başkanı Lord Curzon idi. Konuşmalar sert bir hava içinde başladı. İsmet Paşa, komisyonlardan birinin başkanlığının Türklere bırakılmasını, genel sekreterliğe bir Türk yardımcının verilmesini ve Türk delegeleri sayısının ikiden üçe çıkarılmasını teklif etti.

            Bu tekliflerin hepsi karşı tarafça reddedildi. Yalnız Boğazlar meselesi konuşulurken bu konuşmalara Karadeniz'de kıyıları olan devletlerin temsilcilerinin çağrılması teklifi olumlu karşılandı. Konuşmaların bu kısmına Sovyetler Birliği ile Romanya ve Bulgaristan temsilcileri de katıldı. İsmet Paşa bütün oturumlar boyunca  Fransızca konuştu. Konferansta önce üç ana komisyon kuruldu.  Bunların sayısı gerekirse artırılacak yahut alt komisyonlar seçilecekti. Ana komisyonlar:

  • 1- Topraklara, askerliğe ve Boğazlar'a ait işler komisyonu.
  • 2- Ekalliyetler ( azınlıklar ) komisyonu.
  • 3- Mali, iktisadi ve hukuki işler komisyonuydu.
  •             Bunun dışında alt komisyonlar da kuruldu. Lozan'da karşılaşılan ilk çetin mesele Batı Trakya meselesi oldu.Bu topraklar son elli yıl içinde,Türkler,Bulgarlar,Yunanlılar arasında çeşitli bölünmelerle el değiştirmiş ve bu konuda yapılan her incelemede , o andaki duruma göre verilen istatistikler ayrı sonuçlar doğurmuştu. Lozan konferansına gidildiği zaman, Batı Trakya'da Türk nüfusu, diğer nüfusa nazaran çoğunluktaydı. Türk kuvvetleri bir taraftan Meriç hattına ilerlerken öte yandan bazı milis teşkilatçıları Batı Trakya'da mahalli teşebbüslere girişmişler, bir müslüman hükümet kurmayı bile tasarlamışlardı. Ankara'nın barış istemesi üstüne, Batı Trakya'da Yunanistan'dan geri alınacak topraklar meselesiyle ilgili çalışmalara yer verilmedi. Çünkü Türkiye, Batı Trakya'yı Birinci Dünya savaşından önce elden çıkarmıştı. Bu durum, birtakım antlaşmalara dayanıyordu. Batı Trakya, saldırıya uğrayan ve Yunanlılar tarafından zorla işgal edilen Türk topraklarına benzer durumda değildi. Milli misak sınırları içinde de bulunmuyordu. Fakat ortada bir Karaağaç meselesi vardı ve burası, Edirne'nin bir mahallesiydi. Yunanlılar Edirne'yi işgalleri sırasında Karaağaç'ı ele geçirmişlerdi; Mudanya antlaşması, Meriç nehrine kadar Türk topraklarının Türklere geri verilmesini kabul ettiği halde, Meriç'in batı kıyısına düşen ve Edirne'nin bir mahallesi durumunda olan Karaağaç meselesini barış konferansına bırakmıştı.

                Konferansta Yunanlılar bu konu üstünde direndiler. Boğazlar, azınlıklar ve diğer meseleler üstünde de olumlu ilerlemeler olmadı. Konferansın açılışı üstünden bir ay geçti. Ele alınan meselelerin çözümü konusunda, her iki taraf da görüşünü değiştirmedi. İsmet Paşa bu hava içinde, Ankara'ya durumu bildirmek ve konuyu daha yakından görüşebilmek için heyetten Hasan Saka Bey'i memlekete gönderdi. Hasan Bey, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde Türklerin Lozan'daki tutumunu ve diğer devletlerin öne sürdüğü meseleleri bütün açıklığıyla anlattı. Bir kısım konuşmacılar silaha sarılmaktan ve meseleleri silah gücüyle çözümlemekten söz ettiler. Hasan  Bey'in mecliste verdiği bilgilere göre birinci komisyonun ele aldığı meseleler şunlardı :

                a ) Boğazlar Meselesi : Türk tezine göre : Karadeniz ve Çanakkale Boğazları Türkiye'nin hakimiyeti altındaki topraklar üzerinde ve Milli misak sınırları içindedir. İstanbul ve Marmara'nın güvenliği için Boğazlar, Türk hakimiyeti altında olmalıdır. Türkiye, bu ilkeler kabul edildikten sonra  Boğazlar'ın milletlerarası ulaştırmaya açılması konusunda ilgililerle birlikte karar alabilir. Sovyetler Birliği dışişleri bakanı Çiçerin, Türk tezini destekledi ve bu tutum Türkiye için faydalı oldu. Nitekim görüşmeler, Boğazlar hukuku hakkında Türkiye'nin sunduğu tez üstünde devam etti.

                b )  Azınlıklar Meselesi :   Anadolu'daki zafer, Anadolu Rumluğuna ve Anadolu'daki Ortodoks kilisesine son verdi. Kaçan Yunan ordusuyla birlikte Yunan adalarına Rum göçmen akını başladı. Bunların sayısı yaklaşık olarak 263000'i bulduğu gibi, Yunanlıların " pontus " dedikleri Karadeniz kıyılarındaki Rumlar da, aynı şekilde çekildiler. Antlaşmaya göre yapılacak " mübadele " sonunda, Anadolu ve Doğu Trakya'da Rum kalmayacaktı. Türkiye'deki azınlıkların hakları Avrupa'da imzalanan antlaşmalar çerçevesi içinde Türkiye hükümeti tarafından korunacaktı. Türkiye'ye komşu ülkelerdeki Türk azınlıklarının hakları da aynı antlaşma hükümlerine bağlıydı. Bu görüş İstanbul'da kalacak Rumlarla, Batı Trakya'da kalacak Türkler meselesini ortaya çıkardı. Hıristiyan heyetlere göre eski Bizans'ın son hatırası olan patrikhane yüzünden tartışmalar uzadı.

                c )  Musul Meselesi :  Musul vilayeti bakımsız, yıkılmış, fakat taşıdığı petrol rezervleriyle daima ilgi çeken bir bölgeydi. Bu yüzden Irak ve Musul vilayetlerini İngilizler, kendilerine verilecek bir toprak sanıyorlardı. Sevr antlaşmasıyla Güneydoğu Anadolu'da kurulması kararlaştırılan Kürdistan için Musul'un ellerinde bulunmasını ve bu yolla İngiliz ordusunun bu bölgede yerleşmesini gerekli görüyorlardı. Mütareke imzalandığı zaman ( 30 - 31 Ekim 1918 ), Musul şehri  ve yöresi İngilizlerin elinde değildi. İngilizler Musul'u mütarekeden sonra ele geçirdiler ve Irak'ta bir kukla hükümet kurarak bir hükümetle bazı antlaşmalar yaptılar. Bu konudaki Türk tezi şuydu :

    •·        Musul vilayetinde çoğunluk Türktür.

    •·        Coğrafi ve siyasi bakımdan bu vilayet, Anadolu'nun ayrılmaz parçasıdır.

    •·        Türkiye'nin bir parçası olan bu topraklar hakkında İngiltere'nin imzaladığı antlaşmalar yersizdir.

    •·          Musul vilayeti, İngilizler tarafından mütarekeden sonra işgal edilmiştir. Bu sebeple, aynı durumda olan öteki Türk toprakları gibi, anavatan verilmelidir.

     

                Lord Curzon bu görüş ve isteklere karşı çıktı. Fransız ve İtalyan temsilcileri de onu desteklediler. Bu topraklar konusunda, gelecekte kurulması düşünülen bir kurulda ele alınması görüşü ortaya atıldı. İsmet Paşa bu görüşe karşı direndi ve " Dünyada hiç kimse, Musul meselesinden dolayı sulhun tehdit edilmesini istemez " diyerek meseleye barışçı bir çözüm yolu aradı. Fakat İngiltere de görüşünde direnerek ortada bir savaş tehlikesi olduğunu ve Milletler Cemiyeti misakının II. maddesine göre İngiltere'nin bu meseleyi çözümleyecek güçte bulunduğunu ileri sürdü. İsmet Paşa, dünya kamuoyunun bu konuda Türk davasına destek olacağı inancını belirtti. Musul meselesi, Milletler Cemiyeti'nin araştırma ve hakemliğine bırakıldı. Milletler Cemiyeti, Türk görüşünü benimsemedi. İkinci komisyon, Türkiye'deki yabancıların hakları meselesiyle uğraştı. Kapitülasyonlar meselesi de yalnız Lozan görüşmelerinin değil, Türk Milli mücadelesinin de ana konularından biriydi. Kapitülasyonla eski Osmanlı İmparatorluğuyla batılılar arasında yapılmış birtakım antlaşmalardı. Bunlar, Osmanlı Devleti güçten düştükçe, Türkiye'nin yarı sömürgeliğini kanunlaştıran bir nitelik kazanmıştı. Lozan konferansında  karşı taraf  bu şartları sürdürmek istedi. Kapitülasyonların en önemli noktası gümrük tarifeleriydi. Türkiye gümrüklerinde gerekli gördüğü tarifeleri uygulayamayacaktı. Bu durum, ülkede sanayinin gelişmesini, iktisadi kalkınma ve hakimiyeti sağlayıcı ve koruyucu tedbirlerin alınmasını önlüyordu. Ayrıca devletin yargı bağımsızlığına, ulaştırma haklarına engel oluyordu. Konferansta Türk tezi, kapitülasyonların kesin olarak kaldırılması yönündeydi. Karşı taraf adına Lord Curzon, kapitülasyonları : "  Türkiye'nin ticaret ve servet kaynaklarının geliştirilmesi için yabancılara verilmiş garantiler " sayıyordu. İsmet Paşa'nın karşılığı ise kesindi: " Yabancıların Türkiye'deki durumu, mütakil ve kendi mukadderatına sahip medeni milletlerin kanunlarına benzer kanunlarla garanti edilmiştir. "  Bu konuda  Türk heyeti, yabancı hukukçuların danışmanlıklarından da faydalandılar. Yabancı kaynaklardan örnekler derlendi. İsmet Paşa'nın savunduğu Türk görüşü " Kapitülasyonların, iki taraflı mukavelelerden ibaret bulunduğunu ve ebediyen feshi mümkün olmadığını kabul etmek, elbette ki haksızlık olur. Müddetleri belli olmayan muahedeler " Rebus Sic Stantibus  ( değişin şartlara göre antlaşma yenilenir ) kaydına uyar "  Bu kayıt, " bir antlaşmanın yapılmasını gerektiren durumlarda değişiklik olunca ve antlaşmanın iki tarafın isteğiyle değiştirilmesi mümkün olmayınca, taraflardan yalnız biri, o antlaşmayı kaldırabilir. " şeklinde belirtildi. Konferansın havası gittikçe sertleşti. Konferans yönetmenliğine göre ( madde 5 ) kurulan Mali ve İktisadi Meseleler komisyonuna Fransız delegesi Baver başkanlık etti. En önemli konu " Düyuni Umumiye " denilen Osmanlı borçlarıydı. Gerçekte bu borçlarla yeni Türkiye'nin ilgisi yoktu. İsmet Paşa, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin eski Osmanlı İmparatorluğunun borçlarının kendine düşecek payı ödemeyi kabul ettiğini belirterek " işgal ettiği vilayetleri harabeye çeviren Yunanlıların verdikleri her türlü hasarın da tazmin edilmesini " istedi. İşgal masrafları üstünde de söz alan İsmet Paşa, görüşünü, " Adalet ve hakkaniyet, Türkiye'den askeri işgal masraflarının istenilmesi şöyle dursun, bu işgallerin ona verdiği hasarların tazmin edilmesini icap ettirir "  şeklinde açıkladı. Yunan başbakanı Venizelos'un konuşması üstünde tartışmalar uzadı. Osmanlı borçları üstünde de kesin bir sonuç alınamadı. Komisyonlar 28 Ocak'ta raporlarını hazırladılar. Fakat önemli konuların hiçbiri çözümlenemedi ve ana konularda görüş birliğine varılamadı. 31 Ocak'ta her üç komisyon kendi aralarında toplanarak, Türk murahhas heyetine, kendi görüşlerine göre bir antlaşma tasarısı verdiler. 4 Şubat'ta imzalanması istenen bu antlaşma tasarısını Türk heyetinin 4 gün içinde inceleyerek cevaplandırılması gerekiyordu. Müttefiklerin verdiği barış antlaşması tasarısı İsmet Paşa tarafından kabul edilmedi. Bu antlaşmanın kabul edilmesi, Türk İstiklal Savaşı'nın sonuçlarını ülke aleyhine kötüye kullanmak demekti, kabul etmemek ise savaşı yeniden başlatacaktı. Bu hava içinde toplantı ertelendi. Türk heyeti Türkiye'ye döndü ( 7 Şubat 1923 ). Lozan görüşmeleriyle  ilgili konuşmalar, Millet Meclisi'nde çok sert tartışmalardan sonra 6 Mart 1923'te bitirildi. Bu sırada İsmet Paşa Hariciye vekilliğine getirildi. İtalyan delegesi Montangna'nın toplantıda bulduğu bir çözüm üstünde duran İsmet Paşa, yüz sayfalık tasarıya on beş sayfalık bir cevabi nota hazırladı, İngiltere, Fransa ve İtalya'ya gönderdi (  8 Mart  ). Bu notaya göre, birinci toplantı, Türkiye'ye barış şartları zorla kabul ettirilmek istendiği için sonuç vermemişti. Ayrıca yeni tasarıda, Lozan'da Türk heyeti tarafından kabul edilen bütün şartlar gösterildi. Adı geçen devletler bir notayla cevap verdiler ( 28 Mart ). İsmet Paşa bunu yine bir notayla cevaplandırdı ( 7 Nisan ). Notada Lozan Konferansının 23 Nisanda yeniden toplanması istendi. Bütün devletler bu yazıya olumlu yanıt verdiler. Bunun üzerine İsmet Paşa eski yardımcılarından bir kısmını yanına alarak 21 Nisanda  Lozan'a gitti.

                Lozan'da toplantı öncesi hava çok iyi değildi. İngiltere ve Fransa, başdelegesini değiştirdiler. Curzon'un yerine önceki tarihlerde Türkiye'de sefirlik yapan Horace George Montauge Rumbold, Fransız Bompard'ın yerine de, İzmir'de Gazi Mustafa Kemal Paşayla görüşen ve Mudanya'da bulunan general Maurice Pelle seçildi. İtalya ise Garroni'nin görevlerini Montangna'ya verdi. Ayrıca heyete şu devletlerin temsilcileri de katıldı: Japonya, Kertaro Otehiai; Yunanistan, M.E.K. Venizelos, M.D. Kaklamanos; Romanya, Constantin Diamandy, Constantin Kontzerseo; S.S.C.B., M. Nikolav İvanoviç Yardanskiy;  Bulgaristan, M. Dimitr Stankov, M. Fernand Peltsen; Portekiz, M. Batholomeu Ferraria.

                Konferans 23 Nisan pazartesi günü aynı yerde, Chateau d'Ouchy  otelinde açıldı ve 24 Temmuz 1923'e kadar sürdü. Yapılan görüşmelerde Fransızlar, İsmet Paşadan bir şeyler koparabilmek için çalıştılar. Fakat Ankara, İstanbul hükümetinin yaptığı antlaşmaların hiçbirini tanımadığını 7 Haziran 1923'te kanunlaştırarak ilan etti. Anlaşmaya varılamayan bazı meselelerin çözümü ileride yapılacak görüşmelere bırakıldı. Musul meselesi bunlardan biriydi. Bütün komisyonların çalışmaları tamamlanınca, temmuz ortalarında konferans sona erdi. İsmet Paşa, konferans çalışmaları bu safhaya gelince Ankara'dan imza yetkisi istedi. Fakat Rauf Orbay'ın başında bulunduğu Türk hükümeti uzun süre Lozan'a imza yetkisini göndermedi. Bunun üzerine İsmet Paşa 18 Temmuz'da gönderdiği bir telgrafla Mustafa Kemal Paşaya durumu  şöyle açıkladı : "Eğer hükümet kabul ettiğiniz şeyin katiyen reddini düşünüyorsa bunu bizim yapmaklığımızın imkanı yoktur. Düşüne düşüne benim bulduğum yol, İstanbul'daki yabancı yüksek kimselere tebligat yapmak, imza salahiyetini almaktır. Bu hal, gerçi bizim için dünya yüzünde görülmemiş bir skandal olur. Fakat vatanın yüksek menfaatleri şahsi düşüncelerin üstünde olduğundan, milli hükümet, kanaatini tatbik eder. Hükümetten teşekkür beklemiyoruz. İşlerimizin muhasebesi, millete ve tarihe bırakılmıştır " . 

                Hükümet, Lozan Antlaşmasının imza edilmesi emrini vererek, antlaşmanın sorumluluğunu kabul etmekten kaçınıyordu. Bununla birlikte  Mustafa Kemal Paşaya, İsmet Paşaya ve Lozan'da varılan sonuca karşı kesin cephe alamadılar. Bundan dolayı Mustafa Kemal Paşa, hükümetin vermesi gereken yetkiyi kendi verdi. Mustafa Kemal Paşa'nın İsmet Paşa'ya çektiği telgrafta şöyle deniliyordu: " Lozan'da İsmet Paşa Hazretlerine; 18 Temmuz 1923 tarihli telgrafnamenizi aldım. Hiç kimsede tereddüt yoktur. Kazandığınız başarıyı en sıcak ve samimi duygularımızla tebrik ederek, usulen imza edildiğinin bildirilmesini bekliyoruz  kardeşim. Türkiye Büyük Millet Meclisi reisi Başkumandan Mustafa Kemal ". 

                Telgrafı alan İsmet Paşa, Mustafa Kemal Paşaya şu karşılığı verdi : " Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine : Her dar zamanımızda hızır gibi yetişirsin. Dört beş gündür çektiğim azabı tasavvur et. Büyük işler yapmış, yaptırmış bir adamsın, sana bağlılığım bir kat daha artmıştır. Gözlerinden öperim, pek sevgili aziz kardeşim " ( 20 Temmuz 1923 ) . 

                Lozan Üniversitesi salonunda bütün devletlerin  temsilcileri, yorucu bir çalışma sonucu ortaya çıkan antlaşmayı bir törenle imzaladılar ( 24 Temmuz 1923 ). Bu antlaşmayla Türkiye, çağdaş devletler arasındaki hukuki yerini aldığı gibi yeni Türk devleti de Avrupalılar tarafından tanındı.Antlaşma, Ağustos 1923'te T.B.M.M.'de görüşüldü. İskenderun sancağının ve Trakya'da bir kısım toprakların sınır dışında bırakılması eleştirildi. 227 üyeden 213'ünün oyuyla, antlaşma 23 Ağustos'ta onaylandı.

    Lozan'da görüşülen ve çözümlenen ana konular şunlardır :

     

    I. Sınırlar :

     

    A. Türk - Bulgar Sınırı :

                İstanbul, Neuilly ve Sevr antlaşmalarıyla belirlenen sınır, Lozan'da da olduğu gibi kabul edildi.  Türkiye - Bulgaristan sınırı, Karadeniz kıyısındaki Regve deresi ağzından başlar. Sınır aynı derenin telvey hattını izleyerek 40 km kadar akış yukarı ilerler, İncesırt köyünün kuzeyinde akarsu yatağını terk eder. Kuzeybatıya doğru yönelir. 713 m yüksekliğindeki Kartaltepe'nin doruk noktasından geçer. Aynı yönde Istıranca dağlarının kuzey eteklerinde 500 m eş yükselti eğrisi üstünden ilerleyerek Ahlatlı köyünü Türkiye'ye bırakır. Buradan itibaren gene sınır bölümü çizgisini esas alarak batıya doğru ilerler. Bucakkule tepesi ve Büyükyayla tepeleri üstünden geçer. Hamzabeyli ve Uzunbayır köylerini Türkiye'de bırakarak Tunca nehrine ulaşır. Daha sonra 10 km uzunlukta Tunca nehrinin telveyini takip ederek  güneye doğru ilerler.Çömlek köyün batısında Tunca'yı terk eder. Önce 20 km kadar batıya döner, Üsküdar Köyünü Bulgaristan'da bırakır. Doğanca köyünü de Türkiye'de bırakarak Meriç nehrine ulaşır. Burada Türkiye - Yunanistan sınırına varılır.

     

     

    B. Türk - Yunan Sınırı :

                Bulgar sınırından Arda ve Meriç nehirlerinin birleştiği noktaya kadar Meriç mecrası,  Arda mansabına doğru bu ırmak üzerinde ve Çörek köyünün yakınında olmak üzere arazi üzerinde tayin edilecek bir noktaya kadar Arda mecrası, oradan güneydoğu doğrultusunda Bosna köyünün 1 km mansap yönünde Meriç üzerinde bulunan bir noktaya kadar Bosna köyünü Türkiye'de bırakan bir hattır.         

                Deniz sınırları ise İmroz, Bozcaada ve Tavşan adaları Türkiye'de kalacak ve diğer adalar askersiz bölge durumuna getirilecektir. Karasuları üç mil olacaktır.

    C. Türkiye - Suriye Sınır : 

                Bu sınır Ankara itilafnamesindeki gibi ayrıldı. Buna göre sınır, İskenderun Körfezi üzerinde, Payas mevkiinin hemen güneyinde tespit edilecek bir noktadan başlayacak ve Meydan-ı Ekbez'e doğru gidecekti. Oradan Marsuus mevkiini Suriye'de ve  Karnaba mevkii ile Kilis şehrini Türkiye'de bırakarak güneydoğuya doğru inecek.Sonra Bağdat demiryolunu izleyecek ve demiryolunun platformu Nusaybin'e kadar Türk toprakları üzerinde kalacaktı. Nusaybin ile Cezire-i İbni Ömer ( bugün Cizre ) arasındaki eski yoldan Dicle'ye ulaşacaktı. Nusaybin ve Cezire-i İbni Ömer mevkileriyle yol Türkiye'ye kalacaktır. Bu yoldan yararlanma konusunda iki ülke aynı haklara sahiptir.Çobanbey ile Nusaybin arasındaki demiryolu Türkiye'ye bırakılacak ve ayrıca Osman Gazinin büyükbabası  Süleyman Şah'ın Caber kalesinde bulunduğu kabul edilen mezarı Türkiye'nin malı  olacak, Türkiye orada muhafızlar ve Türk bayrağı bulundurabilecektir.

    D. Türkiye - Irak Sınırı :

                Bu sınır tespiti daha sonra Türkiye ve İngiltere arasında yapılacak ve antlaşmayla kararlaştırılacaktır.

     

    II. Türkiye ve Yunanistan Arasındaki Diğer Meseleler :

    A - İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türkler dışında, Türkiye'deki Rumlarla, Yunanistan'daki Türkler değiştirilecektir.    

    B  -  Yunanistan savaş tazminatı olarak Karaağaç'ı Türkiye'ye verecektir.               

     

    III. Boğazlar Meselesi :

                Lozan Boğazlar sözleşmesinde kabul edilen çözüme göre: Ticaret gemileri, gerek barış, gerek Türkiye'nin taraf olmadığı savaşlarda Boğazlar'dan serbestçe geçebilecek; Karadeniz'e çıkabilecek savaş gemileri ise sayı ve tonaj bakımından sınırlandırılacak; savaş zamanında Türkiye'nin taraf olması halindeyse Boğazlar'dan ancak tarafsız devletlerin savaş gemileri geçebilecek; Boğazlar bölgesi askersizleştirilecek ve Boğazlar'dan geçişi denetlemek üzere akit devletlerin temsilcilerinden kurulu bir Boğazlar komisyonu kurulacaktır.

                Lozan'da kabul edilen Boğazlar rejimi 1936'da Montreux Sözleşmesi'yle Türkiye lehine yeniden düzenlendi.

     

    IV. Kapitülasyonlar :

                Her türlü kapitülasyon kaldırılacaktır.

     

    V. Kabotaj :

                Türk kıyıları arasında yapılan her türlü deniz ulaştırması yalnız Türk gemileri tarafından yapılacaktır.

     

    VI. Osmanlı Borçları Meselesi :

                Lozan Antlaşması'yla, kalan Osmanlı borçları, Osmanlı Devleti'nden ayrılan ülkeler arasında orantılı olarak paylaşıldı. Türkiye, kendine düşün miktarın son taksitini 1954'te ödedi.

     

    VII. İstanbul ve Boğazların Boşaltılması :

                Barış antlaşmasının Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmasından sonra geçecek olan altı hafta içinde İstanbul ve Boğazlar'daki İtilaf devletleri kuvvetleri Türk topraklarını terk edecektir.


    Bu makale hakkında ek bilgi eklemek için buraya tıklayınız

    Bu makalenin yazar yada kaynağını bildirmek için tıklayınız.

    Digg this Post! Add Post to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Furl this Post!
    Eklenme tarihi: 30-4-2007  Okunma: 30247

    Ekleyen:  ömer obuz

    Bu Makaleye Verilen Puan:    Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar
    Bu Makaleye Puan Ver  

    Bölüm Başlık Kullanıcı Yorumları


    Turgay Sınar Turgay Sınar

    Lozan Barış Antlaşması  Tarih: 21-11-2007 9:29pm

    Sitenizde Lozan Barış Antlaşması'nın orijinal metninin de bulunması gerktiğini düşünüyorum.

    öznurrrrrrrr öznurrrrrrrr

    lozan barış antlaşması  Tarih: 26-12-2007 9:03pm

    çok mükemmellllllllllll

    tuğba tuğba

    Tarih: 8-1-2008 2:03pm

    lozanda fener rum patrikhanesi ile ilgili alınan kararlar neden burda yok bence büyük eksiklik hemen tamamlanması gerekir bir tarihçi olarak ben böyle düşünüyorum

    ebru ebru

    lozan  Tarih: 28-1-2008 4:50pm

    neden bu kadar uzun alınmış bu konu ile ilgili daha kısa ve net açıklamalar istiyorum

    fatih fatih

    Tarih: 6-2-2008 1:55pm

    konular çok uzun biraz daha kısa olmasını rica ediyorum

    esin esin

    çok güzel  Tarih: 11-2-2008 3:18pm

    Yani bence bunu yapan arkadaşıma çok teşekkür ederim konu anlatmamda bana çok büyük yarar ve iyilik sağladı.Benim gibi arkadaşlarım da böyle düşünüyor.Ne diyim Allah sizden bin kere razı olsun

    seher seher

    Tarih: 20-2-2008 4:35pm

    çok güzel açıklanmış ne zaman bu konuyla ilgili ödevim olursabu siteye gireceğim.tarihimizle ilgilenen herkese çok teşekkür ederim.

    alara alara

    Tarih: 20-2-2008 9:24pm

    çok güzel tek kelimeyle mükemmel

    cansu cansu

    manyak bişey  Tarih: 23-2-2008 8:59pm

    çok güzel süper performans ödeevimi artık yapabilirim.......

    nurcan nurcan

    ozan barış antlaşması  Tarih: 24-2-2008 2:17pm

    çok güzel bilgiler var tek kelimeyle süper

    aysun aysun

    Tarih: 25-2-2008 10:19am

    Açıklamalarınız çok güzel çok beğendim dönem ödevim için çok uygun...

    ayse ayse

    Tarih: 4-3-2008 5:28pm

    ya biraz uzun olmuş kısa ve öz bişekilde olsaydı daha ii olurdu

    İBRAHİM İBRAHİM

    Tarih: 5-3-2008 11:37pm

    BENİMDE TAM DÖNEM ÖDEVİME UYGUN AMA BİZİM HOCA ŞAŞI NASIL OKUCAK BU KADAR YAZIYI ONU AYARLICAM ARTIK BİDE ÇOK UZUN YA HEPSİNİ YAZ YAZ BİTMEZ :)))

    KÜBRA KÜBRA

    Tarih: 10-3-2008 2:47pm

    GERÇEKTEN HARİKA SÜPER BİR ÖDEV OLACAK

    JALE JALE

    Tarih: 12-3-2008 2:00pm

    AÇIKLAMALARINIZ GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL.HER ÖĞRETMENİN İSTEDİ GİBİ ÖDEVLER YAPMAMIZA YARDIMCI OLUYOR...=)

    Fadime Fadime

    yok  Tarih: 14-3-2008 12:59pm

    Konu anlatımınız çok güzel olmuş TEŞEKKÜRLER

    EMİNE EMİNE

    EMİNE  Tarih: 19-3-2008 3:16pm

    ÇOK GÜZEL VE ÇOK AÇIK YAZILMIŞ.TAM PERFORMANS ÖDEVİME UYGUN
    BÖYLE BİRŞEY YAZDIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM

    ebbicennn ebbicennn

    Tarih: 19-3-2008 10:00pm

    ya valla bunu kım hazırladıysa elıne koluna saglık ben ödevimin oldugunu son anda hatırladım sonra tesadufen bu sıteye gırdım bana o kadar yardımcı oldunuz kı cooooook tsk ederim.. sizin sayenızde hem bıraz daha bılgı edındım hemde fazla olmasada prejeden 85 aldım coook sagulun

    nem çayı nem çayı

    Tarih: 2-4-2008 10:16pm

    ya süper bişey bu harika

    akman o6 (a2) akman o6 (a2)

    Tarih: 4-4-2008 5:41pm

    çok güzel bir ödev bu sene 100 alırım bu ödevden süüüüüüüüüper.

    SEDA SEDA

    Tarih: 7-4-2008 4:00pm

    çok kapsamlı olmuş bence bu kadarına hiç garek yok zaten hocalar bakmıyo bileee

    recep recep

    lozi  Tarih: 9-4-2008 4:25pm

    bence bunu tüm okumak isteyenler için yaptıysanız çok güzel olmuş ben şahsen çok begendim tamda ödevlerimize göre ayarlanmış

    didem didem

    Tarih: 11-4-2008 11:46am

    ödevimiz için çok iyi olmuş çok beğendim sağolun

    seda duzgun seda duzgun

    Tarih: 13-4-2008 6:00pm

    bunu yayınlayana teşrkkürler çok güzel olmuş baya bi geniş kapsamlı olmuş

    betül betül

    Tarih: 14-4-2008 3:38pm

    bence çok güzel fakat daha kapsamlı olabilirdi. Ama ödevler için çok işe yaradığına eminim

    seda seda

    harika  Tarih: 14-4-2008 6:23pm

    çok geniş ve kapsamlı olmuş bencede bunu yapanlara sağollun

    enes enes

    Tarih: 16-4-2008 7:33pm

    çok teşekkür ederim çok iyi olmuş

    ismail ismail

    harika  Tarih: 17-4-2008 2:53pm

    ödev için harika

    GÜLİSTAN GÜLİSTAN

    Tarih: 28-5-2008 9:12pm

    BENCE ÇOK GÜZEL KONULAR HEPİNNİZE TEŞEKKÜRLER

    GÜLİSTAN GÜLİSTAN

    ÖDEV  Tarih: 28-5-2008 10:12pm

    BEN ŞIRNAK GAZİ PAŞA İ.Ö.O DAN GÜLİSTAN TETİK ÖDEVİMİ BURDAN ALDIM ÇOK BEĞENDİM YETERİNCE BİLGİ ALDIM BUNUN İÇİNDE SİZE ÇOK TAŞEKKÜRLER

    by orhan by orhan

    Tarih: 29-5-2008 11:20am

    ödevim için çok güzel

    özlem özlem

    Tarih: 29-5-2008 2:36pm

    bn ce de çog güsel olmuş ellrinze sağlık süper bişey

    Reklam Netinternet
    Bazı hakları saklıdır: İçeriğin editör ve yazarlarımız tarafından oluşturulan kısımları ve site tasarımının hakkı saklıdır.  Bu sayfa en iyi 1280x1024 ve 1024x768 çözünürlükte izlenir.
    Powered by BilgiPortal v2.2
    Emlak Yorumlar Müzik estetik