Sünnet penisin uç kısmını saran, tıp dilinde prepisyum adı verilen sünnet
derisinin belirli şekil ve uzunlukta cerrahi yolla kesilerek alınması ve penis
uç kısmının açığa çıkarılması işlemidir.
Sünnetin tarihi MÖ 6000'li yıllara kadar uzanır. Tarih
boyunca mısırlılar, yahudiler, babillileri, eski mısır piramitlerinde bulanan
bazı mumyaların sünnetli oldukları görülmüştür. Bugün sünnet hem dini inanış hem
de artık batı ülkelerinde de olduğu gibi tıbbî yararından dolayı yapılmaktadır
Ülkemizde sünnet dini ve sosyal bir istek olup, çocuk döneminde yaygın olarak
uygulanmaktadır.
Sünnet yapılan erkeklerde bazı enfeksiyon hastalıkları ve kanserler
sünnet olmayanlara oranla daha az ortaya çıkar. Sünnet olan bebeklerde idrar
yolu enfeksiyonu riski 20 kat daha azdır.. Çünkü sünnet derisinin altında
enfeksiyon oluşma olasılığı olmaz. Toplumumuzda sünnet, erkek çocuğun
büyüdüğünün, olgunlaştığının kanıtlanması biçiminde yorumlanmakta, ona
armağanlar verilerek bu olay kutlanmaktadır. Bu da çocuğu psikolojik açıdan da
geliştiren bir unsur olduğunu gösterir.
Sünnet Müslümanlar için dini açıdan
bir zorunluluktur, ancak cinsel sağlık açısından da son derece olumlu olduğu
görüşünde uzmanlar birleşmektedir.
Cinsel yolla bulaşan hastalıkların gelişmesini önleme açısından da son
derece yararlı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan araştırmalarda sünnetin
idrar yolu enfeksiyonlarının oluşmasını engelleyen bir faktör olduğu, sünnetli
kişilerin partnerlerinde serviks kanseri riskinin azaldığı da ileri
sürülmektedir.
Ülkemizde sünnet, hekimler, sağlık memurları ve hatta
'sünnetçi' adıyla bilinen ve çoğunluğu yeterli tıbbi-cerrahi bilgiden yoksun
olan kişilerce dahi yapılmaktadır.
Sünnet, bu konuda eğitim almamış kişilerce yapılmamalıdır.
Sünnet gerçekten son derece ciddi komplikasyonlara yol açabilen önemli bir
müdahaledir. Ne yazık ki ülkemizde sünnetin tıbbi yanı ve gerekli şartların
sağlanmasından çok, törensel yanına önem verilmekte, çocuğun geçireceği fiziksel
ve psikolojik travma göz ardı edilmekte veya yanlış yorumlanmaktadır.
İdeal olan Ürologlar, çocuk cerrahları, genel cerrahlar
ve bu gruplar dışında da mümkünse bu konuda eğitim almış sağlık memurlarının
yapmasıdır. Çünkü sünnetten sonra meydana gelen zararın düzeltilmesi son derece
güç olmakta, çocuğun ileriki hayatını da derinden etkileyecek bir dizi
problemler oluşabilmektedir. Toplu sünnetlerde her çocuğa gerekli duygusal ve
teknik özenin gösterilmesi, her çocuk için ayrı steril alet temini zordur.
Kargaşa ortamında hatalı sünnet, enfeksiyon ve diğer komplikasyonların oluşma
riski daha fazladır.
Aynı şekilde ülkemizde pek çok uygulama lokal anestezi ile
yapılmakta olsa da, çocuklardaki psikolojik travmayı azaltmak için imkan varsa
genel anestezi altında ve ameliyathane koşullarında yapılması uygundur. Yeni
doğan bebeklerde sünnet öncesinde operasyon bölgesini uyuşturmak için çok ince
iğne ile lokal anestezik ilaçlar uygulanır. Bu yaş grubunda genel anestezi
uygulamaya gerek yoktur.
Türk aileleri çocuğu kutlanması gereken bir gelenek olarak
sunar, erkekliğe ilk adım olarak anlatılır. Sünnet; Erkek çocuğun büyüdüğünün,
olgunlaştığının kanıtlanması biçiminde yorumlanmaktadır. Dolayısıyla çocuğun
psikolojik travmaya maruz kalmayacağı yaşlarda yapılması çok önemlidir. Yapılan
araştırma sonuçlarına göre uzmanlar, özellikle 3-6 yaşlar arasında sünnet
yapılmasını çocuktaki psikolojik travmalardan dolayı pek tavsiye
etmemektedirler.
3-6 yaşlar arasındaki çocukların; psikolojik olarak bir
gelişme sürecinde bulunmasından ötürü psikolojik olarak negatif bir etki
oluşturmamak için zorunlu olmadıkça sünnet edilmesi önerilmemektedir.
Ancak doğuştan böbrek ve idrar yolları anormallikleri
bulunması,sünnet derisinin uç kısmının, normal idrar akımına izin vermeyecek
kadar dar olması, sık sık sünnet derisinde ve penisin baş kısmında
iltihaplanmalar meydana gelmesi gibi özel durumlarda yaşa bakılmaksızın sünnet
gerekebilir.
Ailelerden gelen diğer bir önemli soru da tek yaş veya
çift yaşlarda sünnet olmanın bir farkı olup olmadığıdır. Hiçbir farkı yoktur.
Sünnet son zamanlarda yeni doğan bebeklerde ; cerrahi
işlemin kolaylığı, bebekte yara iyileşmesinin çabuk olması, sünnet sonrası
bakımın kolaylığı ve psikolojik travma oluşturmaması nedeniyle en ideal yaş
olarak kabul edilmektedir. Ancak bu durumda tavsiyemiz ailenin daha sonra çocuğa
uygun lisanda sünnet olduğunu açıklaması ve arkadaşları sünneti önemli bir
sosyal olay olarak yaşarken çocuğun kendini farklı hissetmemesidir.
Prof. Dr. Halim Hattat (Cerrahpaşa Tıp Fak. Androloji Bilim Dalı Başkanı)