|
| Makaleler |
| Toplam Makale |
3413 |
| Yayında |
3231 |
| Bekleyenler |
182 |
| Görüntüleme |
13558330 |
|
|
|
|
İnternet Servis Sağlayıcılarının Cezai Sorumlulukları
İNTERNET SERVİS SAĞLAYICISININ
CEZAİ SORUMLULUĞU
I. GİRİŞ II. İNTERNET CEZA HUKUKU 1. İnternette Klasik Suçlar 2.
Bilişim Suçları III.
İNTERNET SERVİS SAĞLAYICISI 1. İnternet Hukukunun Özneleri 2.
İnternet Servis Sağlayıcısının
İşlevi IV. İNTERNET SERVİS SAĞLAYICISININ CEZA
HUKKU AÇISINDAN SORUMLULUĞU
1. Diğer Ülkelerdeki Durum 2.
İSSnin İhbar İle Sorumluluk Altına
Girmesi 3. İ SSnin Suçu
İşleyen Konumunda Olması 4. İnternette Klasik Suçlar ve İSS 5.
Bilişim Suçları ve İSS 6.
Özel Hayatın Gizliliği İlkesi, İfade Özgürlüğü ve
İSSnin Sorumluluğu 7. İnternet Suçunda Failin Tespiti ve İSS V. SONUÇ
İNTERNET SERVİS SAĞLAYICISININ CEZAİ
SORUMLULUĞU
I.
GİRİŞ
Yazılı kanundan bu yana, toplum
hayatını doğrudan ya da dolaylı etkileyen bir çok önemli değişiklik yaşandı.
Kanun metinleri bu değişiklikleri zamanlama farkıyla olsa da hep izlemiş
olduğundan, sosyal hayatta var olan bir olgunun kanun metinlerinde de
karşılığını bulduğunu söylemek olasıdır. Bir olgunun kanunlaşacağı zamana kadar
bir düzensizlik ortamı yaşanmış, çoğu zamanda “kıyas” yöntemi kullanılmıştır.
18. ve 19. Yüzyıllarda temelleri atılan günümüz ceza hukuku felsefesi ile suçta
“kanunilik prensibi” ve bağlantılı olarak “kıyas yasağı” yerleşmiştir. İnternet
20. Yüzyılın ikinci yarısında son derece hızlı bir biçimde yaygınlaşarak sosyal
hayattaki yerini almış yeni bir olgudur. Tarih için çok kısa sayılabilecek bir
dönemde genel olarak internet kavramı ile isimlendirdiğimiz olgunun hem iç
hukuklarda hem de uluslar arası düzeyde henüz tam bir yasal prosedüre
kavuşturulması gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Ancak, internetin eksiksiz biçimde hukuksal zemine oturtulması
gereksiniminin varlığını yorumlarken, internetin, belki de en önemli
karakteristiği olan, özgürlükçü yapısının kesinlikle gözetilmesi gerekmektedir.
İnternetin çok hızlı gelişmekte olan, bütün dünyayı kapsayan bir iletişim ağı
olması, kendine has özelliği ile yeni suç türlerinin bu ağ üzerinde türeyerek
işlenmeye başlanmasını ve bir çok yönü ile hukuksal düzenlemelerden bağımsız,
denetimsiz bir ortam sunması açık gerçeklerdir. Bu güne kadar bir çok hazırlık
çalışması ve kimi ülkelerde özel kanunlar yapılmışsa da, ceza hukuku alanında
herhangi bir uluslar arası düzenleme gerçekleştirilmemiştir. Bir çok devlet,
kendi iç hukuklarında bile henüz yasalaşma süreçlerini tamamlayamamış
bulunmaktadırlar.
Ancak tüm bu gerçeklere ve
sorunlarında rağmen, internetin özgür ve bağımsız yapısı en önemli özelliği
olarak önümüzde durmaktadır. İnternetin bu kadar yaygınlaşmasının en önemli
nedenlerinden birisi de budur. İnsanlık, bu güne kadar bu derece yaygın, bu
derece özgür ve bağımsız bir iletişim ve etkileşim ağına ilk defa sahip
olmuştur. Sosyal hayatın bütün özneleri bu ağdan yararlanabilmektedirler. Bir
bilgisayar ve internet bağlantısı bedelini karşılayabilecek durumda olan her
insandan, devletlere kadar her kişi ve kurum internetten yararlanmaktadır.
İnternet ile ilgili yapılacak her düzenlemede
yukarıda kısaca değindiğimiz bu özgür ve bağımsız yapıya elden geldiğince
müdahale etmemeye özen göstermek gerekmektedir. İnterneti sadece denetimsiz bir
ortam, bir suç işleme kaynağı olarak görme eğilimi, bu olgunun insanlığa olan
yararlarını da küçümseme gibi bir yanılgıyı getirmektedir.
II. İNTERNET CEZA
HUKUKU
İnternet klasik anlamda Ceza
Kanunlarında ifade edilen suçların bir bölümü işlenmektedir. Bu türden suç
filleri için en azından “kanunilik prensibi” anlamında bir sorun olmadığı
açıktır. Ancak bunlardan başka, sadece internete özgü suç fiilleri söz
konusudur. Bu suçlar, nitelikleri itibari ile sadece internet ortamında işlenen
suçlar olduklarından, bu alanda bir çok ülkede düzenleme eksiklikleri vardır. Ek
olarak internet ortamında işlenen suçların takibi, failin tesbiti ve müdahale
konularında oldukça ciddi teknik olanaksızlıklar söz konusudur.
1. İnternette Klasik Suçlar:
Bu
türden suçlarda, internet sadece bir araç olarak kullanılmaktadır. En yaygın
olarak “hakaret” ve “sövme” suçlarının işlenmekte olduğu görülmektedir. Ayrıca
“haksız rekabet”, “fikri haklara tecavüz” gibi haksız fiiller de
yaygındır.
Bu tür suçlarda suçun işlendiği yer
ve hangi ülkenin kanunlarının uygulanacağı, hukuki ve cezai sorumluların tesbiti
sorunu yaşanmaktadır. Bu noktada İnternet Servis sağlayıcılarının
sorumluluklarında düzenleme yapma eğilimi ortaya çıkmaktadır. Bunun temel nedeni
suçun işlenmesinin önlenmesi, devamlılığın durdurulması ve nihayet suç failinin
tespiti konusunda en önemli ve neredeyse tek başvuru kaynağının İSS olmasıdır.
2. Bilişim Suçları
(Cyber-crimes):
Bilişim suçları tamamen
internete özgü olan suçlardır. Ülkemizde Türk Ceza Kanununda 1991 yılında, 3756
sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle 525 Maddede bu türden suçlar
düzenlenmiştir. Yasada bu türden suçlar “bilgileri otomatik olarak işleme tabi
tutulmuş bir sistem” ya da “sistemdeki verilere yapılan tecavüzler” başlıkları
altında düzenlenmişlerdir. Bu maddelere göre, örneğin bir resmi dairenin
sistemine girerek var olan bilgileri öğrenmek ya da değiştirmek ya da silmek,
bir bankanın bilgisayar sistemine girerek kredi kartı borcunu silmek, bir virüsü
internet üzerinden zarar verme kastı ile yaymak ve herhangi bir bilgi işlem
sisteminin bozulmasına bu yolla neden olmak gibi fiiller suç olarak tarif
edilmiştir.
Bilişim suçlarının türlü
sınıflandırmaları vardır. Pratikte en çok gözlemlenen suç fiilerini şöyle
sıralamak mümkündür:
a. Network sistemlerine tecavüz (Computer Network Break-ins): Bir bilgisayar ve internet erişiminin
kullanılması yoluyla bir sisteme girerek herhangi bir derecede zarar vermek,
sisteme virüs ya da trojan bulaştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Bu suçta failin kasdı bir çıkar elde etmek ya da sadece sisteme zarar vermek
olabilir. b. Ticari ya
da teknik bilgi hırsızlığı (Endustrial Espionage):
Bir sistemdeki gizli bilgilerin çalınması ya da bozulması şeklinde işlenen bu
suçta, bilişim suçlarının en ağırlarından biridir. c. Yazılım hırsızlığı (Software Pracy): Bilgisayar programlarının güvenlik kodlarının
kırılması ve dağıtılmasıdır. İnternette bir çok sitede bilgisayar programlarının
lisanssız kullanımını sağlayacak kaçak şifreler yayınlanmaktadır.
d. Spam (mail bombing): e-posta
bombardımanı olarak Türkçeleştireceğimiz bu suç fiili, bir şekilde elde edilen
e-posta adreslerine devamlı olarak reklam ya da herhangi bir konuda yorum içeren
e-postaların gönderilmesidir. Bu şekilde gönderilen postalarla kullanıcıların
e-posta adresleri çoğunlukla dolmakta ve tıkanmaktadır. Yukarıdakiler kadar
ciddi bir suç gibi görünmese de internet kullanıcılarının en çok şikayetçi
olduıkları konulardan biriside “spam” a maruz kalmaktır. e. Veri Korsanlığı: İnternetortamında erişimde bulunan kullanıcılar hakkında, onların
haberi olmaksızın veri toplamak fiili. Bu uygulama gizlice yapılmakta ve
çoğunlukla reklam ya da istatistik amaçlı gerçekleştirilmektedir. Ancak kişisel
bilgisayarlarda ve İSSde bulunan veriler kredi kartı ve hesap numarası
hırsızlığı amacıyla da çalınmaktadır. Ayrıca bu fiil temel bir insan hakkı olan
“özel hayatın gizliliği” ilkesinin de ihlali olmaktadır.
Kimi ülkelerin internet suçları ile ilgili düzenlemelerinde
farklılıklar göze çarpmaktadır. Örneğin Japonya’da var olan mevzuata göre, bir
sisteme izinsiz giriş yapmak, o izinsiz giriş ile elde edilen bilgiler
satılmadıkça ya da bozulmadıkça suç sayılmamaktadır. Ancak yakınmaların artması
ile sadece sisteme girmenin de suç sayılması yönünde bir değişiklik hazırlığı
yapılmaktadır. Avrupa Birliği’nin bilişim suçları konusunda geçtiğimiz yıllarda
yoğun bir çalışması olmuş ve bu çalışma sonucunda 8 Ocak 2001 tarihli “İnternet
ve Bilgisayar Suçları ile İlgili Sözleşme Taslağı” hazırlanmıştır. Taslağın
temel amacı bilişim suçları konusunda temel ve ortak bir mevzuat yaratmaktır. Bu
türden suçlar Dünyanın herhangi bir yerinden, ülke sınırları tanımaksızın
işlenebilmekte olduklarından, ortak global bir mevzuata gereksinim olduğu
açıktır. Bu sözleşme taslağındaki bilişim suçları sınıflandırmasının ilk bölümü
T.C.K. md. 525 a,b,c, ve d. ile aynı doğrultudadır. Ek olarak “bilgisayarla
ilgili suçlar” başlığı altında, “bilgisayar ile sahtecilik” (computer-related
forgery) ve “bilgisayarla dolandırıcılık” (compouter-related fraud) suçları
tanımlanmıştır. Sözleşme taslağında “içerik ile ilgili suçlar” başlığı altında
“çocuk pornografisi” hakkında düzenleme yapılmış ve bu tür içerikli yayınların
hazırlanması, sisteme verilmesi, sistemde depolanması fiilleri tarif edilerek
suç sayılmıştır. Burada dikkat çekici nokta diğer suçlardan ayrı olarak İSSlerin
de doğrudan sorumluluğa tabi tutulmuş olmalarıdır. III. İNTERNET SERVİS
SAĞLAYICISI
İnternete bağlanma ancak
bir İSS üzerinden erişim yolu ile mümkündür. Bu her türden kullanıcılar
açısından istisnasız bir kuraldır. İnternet bağlantısı Dünyada var olan telefon
hatları üzerinden sunulmaktadır. Telefon hatları her ülkenin yerel
telefon/telekomunikasyon idarelerinin mülkiyeti ya da kontrolü altındadır. Var
olan telefon hatları içerisinden Telekomünikasyon idareleri özel hatları sadece
internet erişimi için ayırmakta ve kullanıma sunmaktadırlar. “Data hatları” ismi
verilen ve sadece internet bağlantısı hizmetine sunulan bu hatlar,
telekomünikasyon idarelerince İSSlere tahsis edilmektedir. Tüm Dünyada
genellikle durum, telefon idarelerinin sadece teknik sorumluluğa uyması ve data
hatlarını İSSye tahsis etmesi şeklinde gerçekleşmektedir. İSS data hatları
üzerinden, kullanıcılarla yaptığı sözleşmelerle türlü derecede erişim hizmeti
vermektedirler. İSSnin verdiği hizmetler, sadece data hattının kiralanması ile
internet erişimi sağlanmasından, web sayfası içeriği hazırlanması ve
yayınlanması amacı ile depolanmasına (host) kadar farklı derece ve içeriklerde
olabilmektedir. Bu nedenle ceza hukuku açısından İSS hizmetinin tanımını her
olayda ayrı ayrı yapmak gerekmektedir.
1. İnternet Hukukunun Özneleri (hukuk sujeleri):
a.
Telefon/telekomünikasyon idareleri: Haberleşme kanallarını ve dolayısıyla data hatlarını kontrol
altında tutan ve İSSye kiralayan kurumlar olarak internet sisteminin ilk
özneleri telefon/telekomünikasyon idareleri olmaktadır. Türkiye’de bir kamu
hizmeti olarak vasıflandırılmış bulunan bu tür hizmet, Türk Telekom tarafından
yürütülmektedir. Türk Telekomun görev ve sorumluluk sınırı, internet bağlamında
telefon kanalını temin etmekle sınırlı tutulmaktadır. Türk Telekom yapmış olduğu
sözleşmelerde kiralamakta olduğu hatlar üzerinden yapılan yayınlarla ilgili
hiçbir sorumluluk üstlenmemektedir.
b.
İSS: İnternet
sisteminin birinci dereceli öznesi İSSdir. Kullanıcıların internete
bağlanabilmelerini, internet yolu ile iletişim kurmalarını sağlayan
kuruluşlardır. Kısaca söylemek gerekirse internetin giriş kapısı
İSSdir.
c. Sunucu
(server) ve Host: Sunucu diğer bilgisayarlara
hizmet sağlayan bir bilgisayar ya da programdır. Başka deyişle bilgilerin depo
edildiği ve yayınlandığı bir manyetik ortamdır. Teknik bir internet donanımı
gibi görünmekteyse de internette yayınlanmakta olan bir bilginin bir sunucu
üzerinden yayınlanıyor olması sunucuyu önemli kılmaktadır. Her İSS bir sunucu
kullanır. Ancak ayrıca özel ya da tüzel kişiler de bir sunucuda kendilerine ya
da başkalarına ait bilgileri depolayarak yayınlayabilir. Doğal olarak bu durumda
da söz konusu gerçek ya da tüzel kişi internet erişimi için bir İSS ile
anlaşarak internet bağlantısını gerçekleştirmelidir. Sunucu bilgilerin
depolanmış olduğu ve internete bağlı olan bilgisayardır. İSSnin ya da özel bir
sunucunun örneğin başkasına ait bir bilgiyi kendi bilgisayarında depolayarak
internette yayınlaması işleminin adı “hosting” dir.
d. İçerik Sağlayıcılar (Content Providers): En genel tanımıyla, içerik sağlayıcılar bir
bilgi ya da belgeyi internet ortamında yayınlanacak şekilde düzenleyenlerdir.
Kişi ya da kuruluş olabilirler. İnternette yayınlanan bilgi ve belgeler web
sayfası olarak tarayıcılara yansıtıldıklarından, bir web sayfasının sahibinin
içerik sağlayıcısı olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda bir dosya ya da bilgiyi
kullanıcıların kendi bilgisayarlarına yüklemeleri (download) hizmeti verenler de
içerik sağlayıcısı konumundadırlar.
e.
Kullanıcılar:
Kullanıcılar gerçek veya tüzel kişi olarak, isimden de anlaşılacağı gibi
internette yayınlanmakta olan bilgi ve belgeleri izleyen, okuyan ve kendi
bilgisayarlarına yükleyen öznelerdir. Kullanıcılar internet ceza hukukununda hem
mağdur hem de fail olarak karşımıza çıkan öznelerdir.
2. İSSnin İşlevi:
Görüldüğü
gibi internetin karakterlerinin işlev olarak birbirlerinden ayrımı pek mümkün
değildir. Şöyle ki İSS, aynı zamanda “sunucu”, “içerik sağlayıcısı” olarak ta
hizmet vermektedir. İSSnin kullanıcılarla yapmış oldukları sözleşmelerinin
incelenmesi sonucunda ilgili web sayfası hakkındaki sorumluluklarının da
belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle her ayrı olayda İSSnin konumu ve sözleşme
ile yüklenmiş olduğu sorumluluk ayrıca incelenmelidir. Ancak bu inceleme özel
hukuk sorununu büyük oranda çözebilecek bir sonuç sağlayabilse bile ceza hukuk
açısından İSSnin sorumluluğu konusuna her zaman açıklık getirmeyebilir. Konuyu
bir örnek ile açıklamak gerekirse, suç unsuru taşıyan bir web sayfasının
internette yayınlanması durumunda, İSS ne gibi bir sorumluluk altında olacaktır.
İSS sadece internet erişim hakkını kullanıcıya kiralamış ve içerikten sorumlu
olmadığını sözleşme ile belirlemiştir. Ancak suç unsuru içeren sayfa o İSSnin
bilgisayarında host edilmektedir. Bu durumda sayfanın yayının durdurulması için
İSSye yine de sorumluluk düşmekte midir? Bu soruya olumlu yanıt verecek olursak
nasıl bir prosedür izlemek gerektiği sorununu da çözmemiz gerekir. Şikayet yolu
ile İSS, sayfanın yayınını durdurabilecek midir? Ya da başvuru sahibinden bir
mahkeme kararı getirmesi mi talep edilmelidir?
IV. İNTERNET SERVİS SAĞLAYICISININ CEZA HUKUKU AÇISINDAN
SORUMLUĞU
İSSnin internette özel hukuk
ilişkileri açısından sorumluluğu, ceza hukuku kapsamına göre pratikte daha çok
yaşanmaktayken, çözüm konusunda daha şanslı olduğu da bir gerçektir. İSS sonuç
olarak, genellikle bir ticaret şirketidir ve kullanıcılarla yapmış olduğu özel
sözleşmeler ile genel hatları ile sorumluluk ya da sorumsuzlukları belirlidir.
Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi ceza hukuku alanını ilgilendiren bir
internet fiili söz konusu olduğunda, ilgili konu hakkında bir düzenlemenin
yokluğunda hangi ülke hukukun, ne derece ve şekilde uygulanacağı, failin nasıl
tespit edileceği ve bu konuda İSSnin sorumluluğunun ne olacağı tartışmalıdır.
1. Diğer Ülkelerdeki
Durum:
İngiltere’de genel olarak İSSnin
cezai sorumluluğu hakkında düzenleme yoktur. Ancak “Elektronik Ticaret Ajendası”
ismiyle anılan 98 tarihli direktif ile internette yer alan kanun dışı bir veri
ya da bilginin sorumluluğunu birinci derecede bu veriyi sağlayan kişi ya da
kurumda olacağı düzenlenmiştir. Buna göre bir İSS kanundışı uygulamadan haberdar
edilmişse, bu yayını durdurmak için makul sürede önlem almak zorundadır. Aksi
halde yükümlülük altına girer ve aleyhinde ceza davası açılır. İSSnin internet
üzerindeki konumu yorumlanırken çoğu kez Basın kanunlarında yer alan yayıncı
kuruluşun sorumluluğuna gönderme yapılmaktadır. 1996 tarihli İftira Yasası’nda
İSSnin yayımcı, editör veya yazar olarak kabul edilemeyeceği açıkça
belirtilmektedir.
Amerika Birleşik
Devletlerinde yukarıdakine benzer bir uygulama söz konusudur. Kanun dışı bir
unsur içeren bir yayın kendisine, ihbar edildiğinde İSS, vakit kaybetmeden o
yayını bertaraf etmeli ve erişimi durdurmalıdır.
Avrupa Birliği, üye devletler arasında ortak
bir mevzuat oluşturmak amacı ile 1998 tarihli Avrupa Komisyonu Direktifi ismi
verilen bir öneri metni yayınlamıştır. Prensip olarak bu metinde İSS için cezai
sorumsuzluk öngörülmüştür. Ancak Eğer İSS, yasa dışı faaliyetten haberdarsa ve
buna rağmen bir girişimde bulunmazsa ya da kanuna aykırı içerikli yayını
öğrendikten itibaren, erişimini engellemek için gerekli önlemleri almaz ise
cezai sorumluluktan muaf tutulmaz.
Türkiye’de
henüz bu yönde bir mevzuat oluşturulmamıştır. İnternette bilgileri çok hızlı
biçimde yayınlanması ve bir saniye içerisinde milyonlarca insanın sitem
içerisinde dolaşıyor olması gerçeği karşısında, yasadışı içerikli unsur taşıyan
sayfaların yayınlanmasının aynı hızda durdurulabilmesi doğal olarak oldukça
önemlidir. Ancak yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi İSS faaliyetten
haberdar olması ya da haberdar edilmesi konusu oldukça hassastır ve üzerinde
önemle durulması gerekmektedir. Bir diğer önemli nokta da yasadışı içeriğin ya
da fiilin failinin tespitidir
. İSS İhbar ile Sorumluluk Altına Girer mi?
Her ne kadar var olan az sayıdaki düzenleme, yukarıda İngiltere ve
Amerika Birleşik Devletleri örneklerinde görüldüğü gibi İSSnin yapılacak bir
ihbar ile cezai sorumluluk altına girebileceğini öngörmekteyse de, ihbarın şekli
ve kaynağı üzerinde önemle durmak gerekmektedir. Her kişi ihbar yapabilecek
midir. A.B.D. deki düzenleme telif haklarını koruma altına alma amaçlı bir
yasadan doğmaktadır. Ayrıca çocuk pornografisi konusunda da benzeri bir
düzenleme söz konusudur. Ancak her türlü suç için, örneğin çok sık rastlanmakta
olan “hakaret” ya da “sövme” suçları için bu uygulamayı yaymak yerinde olacak
mıdır?
Kanımca İSS için bir sayfanın yayınını
durdurmak ve erişimi engellemek sorumluluğunun başlangıcını bir hakim kararına
bağlamak gerekmektedir. Aksi takdirde herhangi bir ihbar ile İSSyi sorumlu
tutmak gündeme gelecektir ki bu da İSSnin yayınlamakta oldukları sayfalar
üzerinde bir oto kontrol mekanizması oluşturmak zorunluluğunu getirecek ve
hiçbir yere danışmadan herhangi bir sayfanın yayının durdurulması sonucu ortaya
çıkacaktır. İSSnin kendi üzerinden yayınlamakta olduğu bütün web içeriğini
kontrol etmesini istemek, teknik olarak imkansız değil gibi görünse de bu
pratikte uygulanabilirliği olmayan bir uygulamadır. Web üzerinde yayınlanmakta
olan milyonlarca web sayfası vardır ve gün be gün bu sayı inanılmaz bir hızla
artmaktadır. Bütün sayfaların yayınlanmadan önce kontrol edilmesini sağlamak
sadece bu nedenle bile neredeyse imkansızdır. Bütün Dünya üzerinden bu türden
bir kontrol mekanizması kurulacaksa bile bu denetim görevinin, bağımsız, global
ve ortak kurulmuş bir kuruluşa devretmek gerekecektir. İnternet Servis
Sağlayıcılarının bu türden bir görev üstlenmeleri doğru olmayacaktır.
3. İSSnin Suçu İşleyen (fail) Konumunda
Olması:
Bütün internet suç türleri
açısından olanaklı olmasa da, özellikle telif ve lisans hakkı ihlalinde İSS
bizzat fail olabilir. İnternet Servis Sağlayıcıları, genelde bütün ülkelerde
ticaret kanunları kapsamına uygun kurulmuş şirket ya da kar amacı olmayan
kuruluşlar olmaktadırlar. Bir İSSnin, telif hakkına sahip olmadığı bir eseri bir
web sayfasından yayınladığı görülebilmektedir. Çoğunlukla müzik eserlerinin
MP3
formatında, kullanıcıların kendi bilgisayarlarına yüklenmesi (download)
uygulaması şeklinde bu türden fiiller gerçekleşmektedir. Aynı şekilde çocuk
pornografisi içerikli sayfaların da doğrudan İSS tarafından yayımlanması ya da
bu içerikli sayfaların host edilmesinin, bir çok ülke Ceza Kanunu kapsamında suç
teşkil ettiği görüşü yaygındır. Amerika Birleşik Devletlerinde çocuk
pornografisi içerikli sayfaların yayınlanması faaliyetinin İSSnı doğrudan cezai
yükümlülük altına sokması yönünde eyalet kanunları vardır. Ancak global bir
düzenleme mevcut olmadığı için bu türden bir fiili suç olarak tasnif edilmemiş
bir ülkeden yapmak ve tüm Dünyanın kullanımına sunmak her zaman mümkün
olmaktadır. İSSnin doğrudan fail olduğu hallerde sorunun çözümü genelde diğer
internet ceza hukuku sorunlarının yanında kolay
görünmektedir.
4. İnternette Klasik Suçlar
ve İSS:
Klasik suçlarda internet sadece bir
“araç” konumundadır. İnternetin bu türden bir işlevinin olması durumu doğal
olarak İSSnin de bir “aracı” olması sonucunu akla getirmektedir. Bu türden
suçların işleniş biçimlerine göre ikili bir ayrım yapmakta yarar
vardır:
a. e-posta yolu ile işlenen
suçlarda: e-posta, tıpkı günlük hayatta
kullanılan mektup ve benzeri gönderi türleri gibi gizlilik prensibi ile korunma
altındadır. Özel hayatın gizliliğine saygı ilkesi gereği İSSnin kendi üzerinden
gönderilen ve alınan e-postaları okuması, içeriklerinden haberdar olması
düşünülemez. Bu takdirde, internetin insanlığa en büyük yararlarından biri olan,
çağımızın en hızlı haberleşme yolu da “güvensizlik” şüphesi altında kalacak ve
bir bakıma kullanılması sabote edilmiş olacaktır. Kullanıcılar gizlilik prensibi
gereği özel olarak sahip oldukları şifreler ile e-postalarını okumaktadırlar.
Ancak teknik açıdan bir İSSnin kendi üzerinden gönderilen ya da alınan bir
e-postayı okuması olanaklıdır. Bazı durumlarda e-postayı gönderenin adresini de
tespit etmek mümkün olabilir. Bu nedenle bu yolla işlenen bir suçta İSSna bazı
sorumluluklar yüklenmesi istenebilmektedir. Bu eğilimin doğru olmayacağı
düşüncesindeyim. E-posta gönderilerinde, İSSnin işlevinin tıpkı PTT
işletmelerinin normal mektup ve benzeri gönderilerdeki sorumlulukları gibi
düşünülmesi gerektiği kanısındayım. Bir postacının adresine teslim ettiği bir
mektubun içeriğinden sorumlu tutulması doğru olmadığı gibi İSSnin e-posta yolu
ile işlenen bir suç nedeni ile, bizzat kendisi postanın yaratıcısı değilse,
cezai sorumluluğunun olmaması gerekmektedir.
b. web-içeriği yolu ile işlenen suçlarda: Bir web sayfasının Ceza Kanunda yer alan bir suç unsurunu içermesi
durumunda, bu suçtan dolayı İSSyi sorumlu tutacak mıyız? Şüphesiz o sayfanın
hazırlayıcısı konumunda olan kim ya da hangi kuruluş ise sorumlu odur. Ancak
bilindiği gibi İSS sadece erişim hizmeti vermekten başka sunuculuk, içerik
sağlayıcılığı, hosting ve çoğu zaman bizzat web sayfası tasarımı işlemlerini de
yapmaktadırlar. Böyle bir durumda, bir suç unsurunu kapsayan web sayfasının
hazırlanarak yayınlanmasında, örneğin İSS aynı zamanda web sayfasının veri
sağlayıcısı ise, cezai yükümlülüğe de tabi olacaktır. Başka bir kaynakta
hazırlanmış bir web sayfasının İSS tarafından host edilmesinde ise durum
tartışmalıdır. O sayfayı yaratan kişiden başka bu türden bir içeriği kendi
bilgisayarında tutarak internet ortamında yayın yapan İSSnin de cezai
sorumluluğu söz konusu mudur? Genel eğilim İSSnin cezai sorumluluğun olmaması
yönünde ancak yapılacak bir ihbar sonucu, makul bir sürede söz konusu içeriğin
yayının durdurmamakla sorumluluğun oluşacağı yönündedir. Üzerinde ayrıca
durulması gereken bir diğer konu da, suç unsuru taşıyan bir sayfanın
hazırlayıcısının İSS tarafından bilinmesi ve bildirilmesi konusudur. Bu konu
aşağıda ayrı bir başlık altında ayrıca ele alınacaktır.
Fransız Basın Kanununun 23. Md. Ne göre suçun “herhangi bir
iletişim aracı” ile işlenmesi durumunda, bilgisayar ekranında suçun saptandığı
yerde suçun işlenmiş sayılacağı konusunda bir düzenleme vardır. Ancak bir web
sayfası aynı anda Dünyanın her yerinde yayınlanmaktadır. İç hukukumuz açısından
Türkiye’de netice doğuran suç fiili Türk hukukunun yetki alanına girecektir.
Ancak suçun failinin saptanması ve işlenmesinin önlenmesi için ortak
uluslararası bir düzenlemeye gereksinim olduğu açıktır. Ceza Kanunumuzda basılı
eser niteliğindeki yayınlarda suç işlenmesi durumunda yayım evi sahibi ve yazı
işleri müdürleri de sorumlu tutulmaktadırlar. İSS sadece taşıyıcı konumunda ise
bu türden bir suçta sorumlu tutulmaması gerekmektedir. Alman “Bilgi ve
Haberleşme Hizmetleri Kanunu”na göre “internet servis sağlayıcıları sadece
kendilerinin hazırlayıp sundukları içeriklerden“ sorumlu olmaları gerektiği
yönündedir. Her ne
kadar İSSnin da bir yayımcı ve hatta editör olarak düşünülebileceğini savunanlar
varsa da, vermekte oldukları hizmetlerin çeşitliliği nedeni ile, İSSyi her
olayda benzer uygulamaya tabi kılmak yanlış olacaktır.
5. Bilişim Suçları ve İSS:
Bilişim Suçları (cyber-crimes), nitelikleri itibari ile sadece
internet ortamında işlenebilen suçlardır. Bu suçlar çok ayrıntılı olmasa bile
“bir sisteme yapılan tecavüzler” ve “bir sistemdeki verilere yapılan tecavüzler”
kavramları ile Türk Ceza Kanunu 525. Md. de sayılmışlardır. Sadece internet
ortamında işlenebilecek bir suç söz konusu olduğundan, ne derecede olursa olsun
bu suçların işlenmesinde internet erişiminin sağlandığı kaynak olarak İSSnin
özne olarak varlığından söz edilebilir. Ancak İSSnin sadece internet erişimini
sağlamayı vaad ettiği bir sözleşme sonucunda, kullanıcının o erişim ile
gerçekleştireceği fiillerden İSSyi sorumlu tutmak yanlış bir yaklaşım olacaktır.
Kaldı ki teknik olarak ta İSSnin, kendi üzerinden erişim gerçekleştiren bütün
abonelerinin internet ortamındaki hareketlerini takip etmesi mümkün değildir. Bu
nedenle İSSnin, bir bilişim suçunda “faile yardım ve yataklık” eden konumunda
düşünülmesi doğru değildir. Uygulamada sıkça görülen bir suç türü olarak yazılım
korsanlığı, veri tecavüzleri konusunda İSS işlevi farklı olabilmektedir. Kimi
web sayfalarında lisanslı olarak satılmakta olan yazılımların kaçak şifre ve
lisans kodları verilmekte ya da kullanıcılara bu programların deneme sürümlerini
üzretsiz edindikten sonra şifrelerinin nasıl kırılacağı anlatılmaktadır. Ek
olarak kimi sitelerde “hacker”lık yolları
öğretilmekte ve hatta “hacker”lar kendi aralarında sohbetler ederek karşılıklı
deneyim alış verişinde bulunmaktadırlar. Suça yataklık ve bazen suç fiilini övme
ve özendirme olarak sınıflandırabileceğimiz bu tür fiillerin bir web sayfasından
yayınlanıyor olması o içeriği yayınlamakta olan İSSnin da sorumlu olup
olmayacağı sorusunu öne çıkarmaktadır. Bu türden bir içeriği bizzat İSS
hazırlamış ise elbette fail olarak sorumluluğu olacaktır. Ancak doğal olarak bu
tür içerik başka bir kaynak tarafından hazırlanmakta ve bir İSS tarafından
sadece yayınlanmaktadır. Klasik suçlardan ayrı olarak doğrudan bir internet suçu
olması nedeni ile bu türden bir içeriğini sadece yayınlanması bile İSSyi cezai
sorumluluk altına sokabilmelidir. Ancak bu önermeyi yaptığımız anda İSSnin da
denetleme ve içerikten haberdar olma zorunluluğu olması gerektiğini ileri
sürmemiz gerekmektedir ki yukarıda da belirttiğimiz gibi bu hem teknik olarak
oldukça zor hem de uygulanabilirliği olmayan bir edimdir. Bu nedenle yetkili
makam tarafından yapılan bir ihbar sonrası sayfaya erişimi durdurmakta geç kalan
İSSnin sorumlu tutulması gerektiği kanısındayım.
6. Özel Hayatın Gizliliği İlkesi, İfade Özgürlüğü ve İSSnin
Sorumluluğu:
İnternette kullanıcıların, çoğu zaman gerçek isimlerini
belirtmeksizin katıldıkları özel ve genel sohbet/forum sayfaları bulunmaktadır.
İnternet ortamında belli bir konu hakkında olmadan, düzensiz karşılıklı sohbet
(chat) edilen sayfalar (chat odaları) bulunmaktadır. Bu sayfalarda
kullanıcıların ifadelerinden dolayı bir suç işlendiğinde İSSnin sorumlu olup
olmayacağı ayrı bir tartışma konusudur. Ülkemizde yaşanan bir örnekte, bir
foruma ismini vererek katılmış bir kişi, bu forumda naklettiği düşünceleri
nedeni ile “devletin emniyet muhafaza kuvvetlerini alenen tahkir ve tezyif” etme
suçundan (T.C.K. 159/1 md.) 01.06.1998 tarihinde 10 ay hapis cezasına
çarptırılmıştır. Bu karar yurt dışında da oldukça yankı uyandırmıştır.
Geçtiğimiz günlerde yaşanan başka bir örnek daha da çarpıcıdır. Bir İSSnin forum
sayfasında, takma ad kullanarak katılan bir kişinin belirttiği görüşlerinden
rahatsız olan bir kişi Adalet Bakanlığına İSSyi şikayet etmiş ve mesajı yazan
kişiye ulaşılamamış ancak sayfanın koordinatörü olan İSS personeli aleyhine yine
T.C.K. 159 md. den dava açılmıştır. Yerel mahkeme savcının “kıyasen”
uygulanmasını açıkça iddianamesinde talep ettiği bu davada İSS yetkilisini 40 ay
hapis ile cezalandırmıştır. Burada
ceza hukukunun en temel ilkelerinden birinin çiğnenmiş olması bir yana, ifade
özgürlüğü ve internetin özgürlükçü yapısına vurulmuş oldukça ciddi bir darbe söz
konusudur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesince teminat altına alınmış bulunan
“ifade özgürlüğü” temel insan haklarından birisidir ve ne yazık ki ülkemizin bu
alandaki sicili oldukça kötüdür. Ancak tamamen kişilerin özgürce erişim
sağlayabilmeleri ve kendilerini türlü yöntemlerle ifade edebilmelerini sağlayan
internet ortamında bile bu özgürlüğü yok kılmaya çalışmak oldukça düşündürücü ve
üzücüdür. Bir diğer önemli nokta ise baskıcı ve engelleyici bir düşüncenin ürünü
olarak İSSleri sansürcü bir konuma sürüklemeye çalışmaktadır. İnternette
kişilerin tespit edilmesinin zorluğu nedeni ile İSSlerin bu türden sorumluluk
altına sokmakla, ifade özgürlüğü aleyhine fiillerin, mahkeme önüne gelmesine
gerek kalmadan İSSler tarafından yapılmasının sağlanması eğilimidir.
İnternetin bu kadar yaygın olmasının
nedenlerinden biri de kullanıcıların güven duygusu ile hareket ederek internet
ortamında kendilerini ifade edebiliyor olmalarıdır. Kullanıcıların isim ve
adreslerinin bilinmeyeceğine olan güvenleri internetin bu kadar yaygınlaşmasının
bir diğer nedenidir. Forum sayfaları biraz da bu nedenle oldukça popülerdir ve
ifade özgürlüğüne bir araç olmaktadırlar. Bir iç hukuk metni hükmünde olan
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre ülkemizce de kabul edilen ifade özgürlüğü
prensibi ne yazık ki ülkemizde uygulanmamakta ve bireyler kimi düşüncelerinden
dolayı cezalara çarptırılabilmektedirler. Benzer uygulamanın İnternet ortamında
da yansıtılması, bu derece çağdaş ve global bir iletişim olanağına vurulacak en
büyük darbe olacağı gibi, insan haklarının en temel ilkelerinden birisini de
ihlali olacaktır. Sonuç olarak ifade özgürlüğünün koruması altındaki fiillerden
dolayı İSSyi sorumlu tutmak tamamen yanlıştır.
Avrupa Konseyi, özel hayatın gizliliği ilkesinden hareketle
internette anonim olmanın önemini yayınladığı tavsiye kararları ile
vurgulamaktadır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 23.02.1999 tarihli tavsiye
kararında, İSSlere, aboneleri hakkındaki bilgilerin gizli tutulması konusunda
uyarılar yapmakta ve üye devletleri bu konuda yasama yapmaya çağırmaktadır. Bu
tavsiye kararında İSSlerin, aboneleri hakkındaki kişisel verileri başka
kaynaklara nakletmemeleri, açıklamamaları, değiştirmemeleri ve gerekli
olduğundan daha uzun süre saklamamaları önerilmekte, aksi davranışın Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesine ve Kişisel Verilerin Otomatik Olarak İşleme Tabi
Tutulması Sözleşmesi
hükümlerine aykırılık teşkil edeceği belirtilmektedir. Söz konusu fiilleri yapan
İSSnin doğrudan cezai sorumluluğunun olması gerektiği açıktır. Örneğin kişisel
veriyi korunmasız biçimde yayınlayan ya da transfer eden bir İSSnin, mahremiyet
hakkını ihlal edeceği ve bu nedenle sorumluluğunun doğacağı açıktır.
7. İnternet Suçunda Failin Tesbiti ve
İSS:
İnternet ortamı yapısı gereği
anonimdir. Bunun anlamı internet üzerinde gezinen ve işlem yapan kişilerin
kimlik bilgilerinin gizli olmasıdır. Bu durumun en önemli nedeni internette
kullanıcı kimliği ile ilgili verilerin “özel hayatın gizliliği ilkesi” gereği
saklı olması gerektiğidir. Kaldı ki internet suçlarında çokça kullanılan
malzemeler olduklarından, kişisel verilerin gizliliğinin teknik ve suçu önleyici
bir önemi de bulunmaktadır. Bu nedenle internet ortamında gezinen ya da alış
veriş yapan kişinin anonim olarak kalması ve erişimin gizli olması esastır.
Anonimlik özelliğinin korunması internet suçlarının işlenmesi için az da olsa
bir engel de teşkil edebilecektir. Ancak ortamda anonim kalmak kimlik ve adres
bilgilerinin İSSye verilmesine engel değildir elbette. Kişisel bilgilerin
gizliliğinin temel bir insan hakkı olması nedeni ile İSS bu bilgileri saklı
tutmak zorundadır.
İnternet ortamında yer alan
bir kullanıcının saptanması, internet ceza hukukunun en önemli sorunlarından
birisidir. Özellikle ev kullanıcılarının kimliklerinin bilinmemesi ve bu şekilde
sayfalar arasında dolaşabilmeleri internet kullanımını teşvik etmektedir. Bu
durum aynı zamanda internetin özel ve özgürlükçü yapısı ile de uyumludur. Ancak
ceza hukukunun uygulaması ile tamamen çelişen bir durumdur. Özellikle bilişim
suçlarında, suç fiili internet erişimi ile işlenmekte olduğundan failin
kimliğinin saptanması birinci derecede çözümü gerekli bir sorun olmaktadır.
Kredi kartı yolsuzluklarında, fail ele geçirmiş olduğu kredi kartı ile internet
üzerinden alış veriş yapmakta ve satın aldıklarının teslimi için bir adres
vermektedir. Bu adreslerin takibi ile bazen sonuca ulaşmak mümkün
olabilmektedir. Ancak sistem tecavüzlerinden, virüs yaymaya kadar yaygın bir çok
bilişim suçunda failin kimlik ve adresinin tespitinde İSS, tespit için gerekli
bir unsur olmaktadır. Ancak öncelikle failin kimliğinin tespitinin teknik açıdan
olanaklı olup olamayacağının bilinmesi gerekmektedir. İnternet temel olarak
bilgisayarların birbirlerine telefon hatları yardımı ile bağlanmalarından oluşan
bir sistemdir. Bu sisteme bağlanan her bilgisayarın otomatik olarak bir
tanımlama kodu (IP), yani bir adresi olmaktadır. İnternette bağlanan her
bilgisayarın bir IP numarası olmaktadır. IP
numarası İSS tarafından kendi üzerinden internete bağlanan bilgisayara atanır.
Her İSS belirli rakamlar arasında IP numarasına sahiptir ve kendi üzerinden
bağlananlara bu belirli numaraları sırayla atarlar. Bir suç işlendiğinde, o suça
konu fiilin işlendiği bilgisayarın IP numarası öğrenilebilir ve faile bu yolla
ulaşılabilir. Ancak İSSler gizli olan bu bilgiyi her başvurana veremezler.
Yaptığınız sözleşmede böyle bir şart bulunmasa bile, adres ve kimlik
bilgileriniz de İSS tarafından gizli tutulmak durumundadır. Ancak bir mahkeme
kararı sonucu IP numarasının hangi bilgisayara dolayısıyla hangi telefon hattına
bağlı olduğunun öğrenilmesi talep edilirse İSS elindeki bilgileri vermek zorunda
kalabilir. Ancak bu durumda bile failin tesbit edilmesi oldukça zordur. Dünyanın
birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de “ID On Call” sistemi mevcut değildir. Bu
sistemde arayan numara aranılan telefon ekranında (cep telefonlarında olduğu
gibi) görülmektedir. Eğer dijital bir telefon hattından bağlantı kuruyor iseniz
ve bu bağlantıyı da İSSnin ISDN hattı
üzerinden yapıyorsanız bu takdirde, kullanmakta olunan telefon numarası İSS
tarafından öğrenilebilecektir. Ancak ülkemizde telefon hatlarının önemli bir
bölümü hala analog olduğu gibi, İnternet Servis sağlayıcılarının bir kısmı da
ISDN hattı üzerinden erişim sunmamaktadırlar.
İSSnin telefon numarasını bilebildiği bu tür durumlarda, telefon hattı ile o
telefon numarasına ait kullanıcı adı ve adresi öğrenilebilecektir. Ancak tabii
ki fail o telefon numarasını geçici olarak kullanmış olabilir. Ya da başkasına
ait olan bir hat onun haberi olmaksızın da kullanılıyor olabilir.
Görüldüğü gibi internet bağlantısı yolu ile
gerçekleştirilen suçlarda, erişimin kimin tarafından yapıldığı, başka bir
deyişle failin kim olduğunun tespiti oldukça zor bir konudur. Ancak failin
kimliğinin tespitinde İSSnin yeri ve önemi de açıktır. İSSnin kullanıcıya
vermekte olduğu erişim hizmeti boyunca kullanıcının adres ve kimlik bilgilerini
kontrol etmesi beklenemez. Ancak failin tespiti aşamasında İSSnin işbirliği
kesinlikle gerekeceğinden bu konuda sorumluluk altına alınması düşünülebilir.
Burada sorumluluğun kapsamı, gerekli bilgiye ulaşmanın teknik açıdan mümkün
olabildiği hallerle sınırlı tutulması gerekmektedir. İnternet kullanıcıları
kredi kartı veya adres bilgilerinin ilgisiz kişilerin ellerinde geçmesinden
korktuklarından İSSye yanlış bilgiler de verebilmektedirler. Bu ve bilinen diğer
nedenlerle İSS adres ve kimlik kontrolü yapamamaktadır. Ayrıca internette iz
bırakmamak teknik açıdan bilgi gerektiren bir durum olduğundan ve bilişim suçu
işleyen kişilerin bu tür teknikleri çok iyi bilmelerinden hareketle, internet
ortamında işlenen bir çok suçun failsiz kalmakta olduğu da bir gerçektir. Bu
nedenlerle, yasaya aykırı bir içeriğin yayınlanması fiilinde olduğu gibi İSSyi
ancak resmi makamlar tarafından gelecek ihbar ve taleplerle sorumlu tutmak
gerekmektedir.
V.
SONUÇYeni bilgisayar teknolojileri, iş
dünyasının daha etkin ve geniş bir işleve sahip olmasını, insanlar arasında daha
etkin ve oldukça etkili, büyük çapta bir iletişim ağının varlığını ve bir araç
olarak bilgisayarı daha da üretken kılarken, yasaların ihlali için de yeni
araçlar ve dolayısı ile yeni suç türleri yarattı. Giderek yaygınlaşan ve her
geçen gün daha da kullanışlı hale gelen internet dünyası, bu dünyanın sağladığı
yeni teknoloji ve bilgiler aynı zamanda yeni suç türlerinin oluşması ve giderek
daha da zor kovuşturulur hale gelmesini sağlamaktadır. İnternetin özgürlükçü yapısı gerçeği ile ceza hukukunun anlamsal
olarak kısıtlayıcı ve engelleyici eğilimi arasında bir denge kurmak
gerekmektedir. Bu denge elbette zor ulaşılabilecek ve henüz ulaşılamamış bir
noktada durmaktadır. Özellikle internetin sosyal hayatın her alanına katkılarını
ve özünü iyi anlamak gerekmektedir. Üzerinde önemle durulması gereken bir diğer
önemli unsur ise internetin teknik yapısının iyi anlaşılması gerektiğidir.
İnternette suç işleyenler özellikle internetin teknik yapısı konusundaki
bilgileri yardımı ile bu suçların bir bölümünü işleyebilmekte ve tespit
edilememektedirler. İnterneti bu derece önemli
ve özgürlükçü yapısını değerli buluyor isek, internet suçları arasında, kredi
kartı hırsızlığı, veri korsanlığı gibi internetin kullanımını engelleyici öze
sahip suç türlerine ayrı bir önem vermemiz gerekir. İnternet dünyasının
vazgeçilmez öznesi İSSlerin sorumluluklarını bu çerçevede değerlendirmek önem
kazanmaktadır. Ülkemizde yaşanan bir olay olarak yukarıda verilen örnekteki
benzeri bir yaklaşım ile İSSlere uygulanacak türlü baskılar ve yüklenecek ek
sorumluluklar internetin sahip olduğu işlevleri yürütmesini sağlamaya yönelik
girişimler olabilecektir. Ceza hukuku açısından yapılacak her değerlendirmede
özellikle klasik suçlar ve internet suçu ayrımı yapılmalıdır. İnternette işlenen
klasik suçlarda şu anki mevzuat yeterli değildir, özellikle İSSlerin işlev ve
önemi göz önünde tutularak ek düzenlemeler yapılmalıdır. İnternet suçları
hakkında her ne kadar Türk Ceza Kanununda ek bir düzenleme getirilmişse de, söz
konusu maddeler yeni tür internet suçlarını ayrıntılı olarak tanımlamaktan
yoksundur. Var olan hali ile ilgili maddeler bir çok olayda tekrar kıyas yapma
eğilimini doğuracaktır. İSS açısından, internet suçlarında failin tespiti
konusunda özel düzenleme kesinlikle gerekmektedir. Bu konunun bir an önce
sağlıklı bir biçimde çözüme ulaştırılması, “özel hayatın gizliliği” hakkının da
garantisini oluşturabilecek şekilde İSSlerin sorumlulukları ele alınması
gerekmektedir. Avukat
S. Önder DEMİRİzmir Barosuİnternet ve
Bilişim Komisyonu ÜyesiÖnder Demir'e www.onderdemir.av.tr yada www.ni.net.tr adresinden ulaşabilirsiniz.
Bu makale hakkında ek bilgi eklemek için buraya tıklayınız
Yazar & Kaynak: www.ni.net.tr
Eklenme tarihi: 3-10-2006 Okunma: 4253
|
| Bu Makaleye Verilen Puan: |
|
Kullanıcı Yorumları
Ahmet Demir
Tarih:
6-1-2008
10:11pm
Tebrik ederim çok iyi bir çalışma
İlgili Dökümanlar
|
|
|