Anasayfa > Genel Alan > Adsız Kahramanlarımıza

Adsız Kahramanlarımıza




ADSIZ KAHRAMANLARIMIZA
 
Kim bilir kimler geldi geçti bu yollardan Ne isimsiz kahramanlar Ülke ve millet sevgisi ve buna bağlı kahramanlıklarla duyulmamış görülmemiş onurlu mücadeleler verdiler.”
 
Bütün toplumların kültürleri, manevî değerleri, Vatan ve bayrakları büyük önem taşır. Ancak, herhâlde, dünya yüzünde ve bilinen tarih içinde bu kavramlar hiçbir millet nezdinde bizim için olduğu kadar büyük anlam boyutuna ve öneme ulaşamamıştır. Şan şöhret dolu bir tarih Ve yine, bizi en derin teessürlere boğan olaylarda bile büyük bir azamet, büyük bir gurur vesilesi bulunmaktadır. Bunlardan dolayıdır ki, ülkemizi hür ve müstakil, insanlarımızı mutlu ve müreffeh kılmak için bir ölür bin diriliriz
Ülkemde basiretsiz idareciler olduğu gibi Mermisi bittiğinde süngüsü ile saldıran, kanını canını feda etmeden devletinin milletinin toprağını teslim etmeyen komutanlar rüşvetsiz zimmetsiz elindeki gücü emanet gören tüyü bitmemiş yetimin hakkını düşünen sandalyesinde sabahlayan yöneticilerimizde oldu ve hala var.
 Ekmek yediği, her şartta malı, dini, diline zarar verilmediği halde ihanetler içinde olan, şükür ki uğruna ölünecek vatanım var diyip sahip çıkan halkımızda çok oldu. Ama Hep millet olarak yalnız kaldık tarih boyunca En güçlü zamanlarımızda hep dost olanlar, yere düşmeye başladığımızda düşmanlarımızla bir olup ilk tekmeyi onlar atmadılar mı? Ne oldu peki? Ne durumdalar şimdi Kim onlara Türklerin gösterdiği saygıyı gösteriyor? Hani nerde bizi arkadan vurdurtan dostları. İlahi adalet buna denir işte. Ecdadın parasıyla Türk’e saldırırken arkalarındaki güç, şimdi onlara köle muamelesi yapıyor. Devletlerini gerçi devlet olma özelliğine de sahip değiller ya işgal ediyor bombalıyorlar ya da sömürüyorlar. Artık Fahrettin paşalar adsız kahramanlar da yok oralarda onlara saygı göstersin ve o mukaddes topraklara düşman sokmamak için mücadele etsin. Bizim kontrolümüzden çıktıktan sonra orta doğunun halini görüyoruz.
 
Bu vatan için toprağa düşen aziz şehitlerimiz, büyük mana ikliminden en büyük nasibi almış, bununla yücelmiş kahramanlardır. Onlar, fedakârlığın ve âlicenaplığın en güzelini göstererek, canlarını ortaya koyan ve ahirette bize şahitlik yapacak olan büyük dava erleridir.
    Bu toprakların vatan olması ve vatan kalması, Türk milletinin bir olması ve diri kalması için canlarını veren bütün şehitlerimiz imkânsızlıklarla ve yokluklarla mücadele eden, karalama ve iftiraların boy hedefi olan, insaf dışı yıldırma taktiklerine maruz bırakılan acılı ve yiğit bir neslin örnek temsilcileri
Onlar kimi zaman; şeffaf ve açık bir yönetim modeli uygulayarak, diğer konularda olduğu gibi kamu yönetimi alanında da çağdaşlarından çok ileri bir anlayış taşıdıklarını göstermiştir. Birçoklarının adını bile anmaya çekindikleri harekete teşebbüs dahi edemediği konuların üzerine giden, onların çekingen tavrının aksine kararlı bir yaklaşım sergileyen, dürüstlükleriyle kamuoyunun gönlünde taht kuran devletin ve milletin bölünmez birliği düşüncesine kendini adamış bir kişi olarak çıkmış karşımıza
Kimi zaman; ne olursa olsun toprağını göz göre göre çiğnetmeyen. Milletinin ebedî bekasına inanan Ölmek hele hak vatan için, namus için, bayrak için, Allah için ölmeyi kutsal sayan bazen “Ya İstiklal Ya Ölüm” deyip ölüme koşan Fakat bu güzel özlenen ölüm, her cengâverin gözünü kırpmaksızın razı olacağı bir kahramanlık ifadesinin göstergesi isimsiz kahramanlar olarak çıkar karşımıza.
Ama onlar bilirler ki
“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır” Rengini şehitlerimizin kanından alan bayrağımızın nazlı nazlı dalgalanması, topraklarımızın ebedî vatan olarak kalması, milletimizin daima bir ve hür olması için canını veren bütün ülke erleri, dava şehitleri, kahraman askerlerimiz, polislerimizi, rahmetle, minnetle ve şükranla anıyoruz. Kâmil manasıyla bir ideal insan olma özelliğini bizlere gösteren. Tertemiz ve örnek olacak biçimde yaşayıp güzel ömürlerini, aynı güzellikte ve şehitlik mertebesine ulaşarak noktalayan. Şan ve şerefle dolu tarihimizin altın sayfalarında mümtaz yerlerini almış geride bıraktıkları gözü yaşlı yüz binlerin gönlünde ebediyet kazanmışlardır Kabirleri nur, ruhları şad, mekânları cennet olsun
Uğruna gözlerini bile kırpmadan canlarını veren binlerce cengâver kalksa ayağa sanırım bize artık el birliği yaparak yarınların güçlü ve huzurlu Türkiye’sini kurmanın yollarını arayın meseleleri klasik şablonlarla ön yargılarla açıklamaya çalışmayın bunun hiçbir kimseye faydası olmadığını onları da rahatsız ettiğini söyleyecektir.
Her bir Türk insanının mutluluk ve refah içinde yaşayabilmesi için, bütün imkânların seferber edilmesini en önemli görevlerimizden biri olarak görmek gerek 21. Yüzyılın lider Türkiye’sinin Avrasya Coğrafyasında parıldamaya başlaması, için sosyal, siyasal ve ekonomik gelişmesini istikrar ve huzur ortamı içinde tamamlanması gerekmez mi?
 Ülkemiz, yeni yüzyılda hem tarihiyle, kültürüyle ve inançlarıyla kavga etmeyi bir kenara bırakarak, hem de Cumhuriyetin ve demokrasinin temel ilkelerini sindirerek yol almak mecburiyetiyle karşı karşıyadır. Geleceğe yönelmek zorundayız bunun için samimiyet, iyi niyet ve karşılıklı güven şarttır.
Aziz milletimizin her alanda yeniden yükseliş davasının yegâne temsilcisi olması Türkiye’nin önünü tıkayan, insanlarımızı birbirine düşüren ya da inciten, gerginleşmeyi ve kamplaşmayı teşvik eden davranışların önünde durmaya devam etmek gerekiyor.
Artık herkes, bu tür yaklaşımların sadece ve sadece sorunları derinleştirerek içinden çıkılmaz hale getirdiğini görmek zorundadır geçmişten ders alıp geleceğe ümitle bakmak Bilime egemen olup; bilimi teknoloji üretimine, teknolojiyi de ekonomik değere dönüştürmekte başarı sağlayan ülkeler, uluslararası rekabette de hâkimiyeti ellerinde tutabilmekte ve pek çok alanda üstünlüklerini sürdürebilmektedir.
 Çağımız teknolojisinin kaynağı bilimsel bilgi olduğu için, teknolojide yetkinleşmek bilim alanında yetkinleşmeyi de gerektirmektedir. Bilim ve teknolojide böyle bir seviyeye ulaşmak, sadece sanayi yeteneğini yükseltmek amacına yönelik değildir. Başta her türlü mal ve hizmet üretimi olmak üzere, toplumsal refahı bütünüyle yükseltip toplumsal kalkınmayı sağlayacak her faaliyet, ülkenin bilim ve teknoloji yeteneği ile yakından ilişkilidir.
 Bir ülkenin bilim ve teknoloji politikası, o ülkenin gelecekte uluslararası arenada hedeflediği konuma ulaşabilmesi için kullanması gereken mekanizmaları içerir bugün yaşanan ve felaket düzeyine ulaşmış ya da felaket sinyalleri veren birçok toplumsal sorunun temelinde, anlaşma ve hoşgörü eksikliğinin yanında akıl ve bilimin rehberliğinden uzaklaşmanın da yattığı düşünülürse,
Ülkesini seven, adsız şehitlerini seven, bayrağını seven her Türkün artık silkelenip adsız kahramanlarına boşuna ölmediniz biz varız gerekirse sizin yerinizi dolduracak ilmimiz, maddi manevi gücümüzle buradayız dimdik ayaktayız dememiz gerekmiyor mu?


Yazar & Kaynak: Nevzat ERDAĞ

Digg this Post! Add Post to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Furl this Post!
Eklenme tarihi: 8-7-2008

Ekleyen:  nevzat

Bu Makaleye Verilen Puan:    Bu makaleye puan verilmemiş.
Bu Makaleye Puan Ver  

Bölüm Başlık Kullanıcı Yorumları


Bu makaleye yorum gönderilmemiş, ilk yorumu sen gönder !

Yorum Ekle  

Reklam Netinternet
Gizlilik | Copyright © 2006-2009 ™ Tüm hakları saklıdır.
Powered by BilgiPortal v2.2