Anasayfa > Genel Alan > Vatan Uğruna Yaşamak
Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar

Vatan Uğruna Yaşamak




VATAN UĞRUNA YAŞAMAK
 
Sen rahat uyu ey büyük atam
Canımdan ötedir bu aziz vatan
Uğruna ölüp de kefensiz yatan
Şehitlerden olmazsam namert olayım…
 
Şairin tüm duygularıyla ifade ettiği gibi aziz Türk Milleti'nin tarih sayfaları sayısız kahramanlık örnekleriyle doludur.   “Canımdan ötedir bu aziz vatan” duygusuyla pek çok adsız kahraman ülkesi için canını bile feda etmekten sakınmamıştır. Bundan sonra da herhangi bir tehlike karşısında aynı kahramanlığı gösterecek pek çok kişinin var olduğuna inanıyorum. Vatan uğruna ölmek ne kadar önemliyse kardeşini, anasını, bacısını katleden düşmanı yurdundan çıkarana kadar hayatını vermek uğruna savaşmak, kısacası vatan uğruna yaşamak da bir o kadar önemlidir.
 
Çünkü ölürseniz düşman daha çok içeri girecek, daha çok mayın döşeyecek, daha çok poşet içine bomba koyacak ve daha çok insanınızı katledecektir. İşte yalnızca bu nedenden ölmekten korkar. Vatanını seven her Türk, vatanı uğruna savaşmak için, ölmemek ister. Çünkü, vatan bir bütündür, toprağıyla, üzerinde yaşayan sevdiklerimizle, geçmişimizi ve geleceğimizi üzerinde barındıran bir bütündür.
 
Unutulmaması gereken bir başka önemli konu ise vatan sadece savaşılarak kurtarılmaz, sadece kan dökülerek de savaşılmaz. Öyle anlar gelir ki silah, kan, gözyaşı yoktur ortada ama ülkeniz büyük bir savaş vermektedir. Hatta öyle bir savaştır ki düşman gözünüzün içine bakarak konuşmakta, adım adım sınırlarını genişletmektedir. Gerçek zafer ise gözle görünmez ama çok yıkıcı geçebilecek ve geri dönüşü olmayacak bu savaşı kazanabilmektir.
 
"Vatan senden hayat umar
Sen yaşarsan o canlanır
Vatan için ölmek de var
Fakat borcun yaşamaktır"
 
Ülkeyi sevmek demek;
 
Ülkemizi sevmek, önce kendini sevmekle, kendinle barışık olmakla başlar. Bir birey; hem bedenen, hem ruhen ne kadar sağlıklı ve bir bütünse yaşadığı topraklar için o kadar yararlı olacaktır. Çünkü ancak sağlıklı bireyler sağlıklı toplumları oluşturabilir. Ancak sağlıklı bireyler ilerlemeye, gelişmeye açıktır ve bunu destekleyen çalışmalar yapabilir. Bir toplumun gelişmiş olmasını ancak bireylerin sahip oldukları öz değerler belirler. Bu öz değerleri tarihin getirdiği birikimler destekler. Geçmiş ve gelecek manevi değerler bir bütün olduğunda ise bireyin hayatının her aşamasında yaşadığı toprakları da düşünmesini doğal bir hale getirir. Öyle ki, ülkeyi sevme bilinci duygularla harmanlanıp, bilinçaltına yerleşmiştir. Ve yapılmasına karar verilen herhangi bir işte, hayatın her anında daha karar aşamasında “ülkeme ne kazandıracağım?” duygusu doğal bir şekilde ortaya konmaktadır.
 
Bir ülkeyi sevmek, gerek birey, gerekse grup ve toplum olarak mesleğimize yönelik görevlerimizi eksiksiz ve en iyi şekilde, hatta mesleğimizin ustası değil, sanatkarı olarak ve yaptığımız işten zevk alarak yapmamız demektir. İşçiysen vidayı daha sağlam sıkmak, avukatsan hukukun kurallarını düzgün kullanmak, doktorsan sağlık sistemine sahip çıkmak, politikacıysan sadece oy için değil temsil ettiğin halkın haklarını doğru savunmak, zarara girecek olsan da mutlaka ama mutlaka ülkeni, insanını sevmek ve onları "öncelikler"in ilk sırasına yerleştirmek demektir.
 
Ülkemiz koskocaman bir okyanustur. Bu okyanusun içinde birlikte yaşamanın ise belli kuralları vardır. Bir okyanusta yaşayan canlıların arasında yazıya dökülmemiş kurallar vardır. Doğanın kuralları... Aynı şekilde belli sınırlar içerisinde aynı toprak parçası üzerinde yaşayan insanların da bir arada yaşamasını sağlayan yazılı olan ve olmayan kurallar vardır. İnsanlar ancak “saygı” çerçevesi içerisinde bir arada yaşayabilmektedirler. Saygı; herhangi bir konudaki görüşleri, düşünceleri ve yorumları, önce yaşamakta olduğumuz ülkemizin bütünlüğüne, birlikteliğimize, ahengimize ve huzurumuza zarar vermeyecek sınırlar içerisinde kalmak şartına uygun olanlarını kabul etmek; önce kendine, sonra karşındakine saygı göstermek demektir. Ancak, bu saygı sınırları içerisinde yaşamayı başaranlar gerçekten ülkelerini sevme başarısını da gösterebilenlerdir.
 
Saygı aynı zamanda “düşünce özgürlüğü”nün de temelini oluşturur. Toplumdaki yaşamımız sırasındaki davranış ve düşünce özgürlüğümüzün, başkasının özgürlüğünü olumsuz etkileyecek (maddi durumu, sağlığı, duygusal yapısı, doğal davranışı ve huzuru yönünden) sınıra kadar olduğunu bilmek ve kabul etmek ancak bu saygının sonucu gerçekleşebilir. Dolayısıyla demokratik özgürlüğün; ülke, yaşanan toplum ve bir başka kişi ile uyumluluk kuralı olduğunu içimize sindirmektir.
 
Bir ülkeyi sevmek, aynı vatanda yaşamakta olan tüm bireylerin herhangi birine veya bir grubuna gelecek bir zararın, mutlaka ülkenin genelini ve dolayısıyla tüm bireylerini az çok etkileyeceğini bilmek demektir. Bir ülkeyi sevmek, her bireyin bu ülkede mutlaka bir nedenle yaşamakta olduğunu ve her kişinin dünyada tek ve değerli olduğunu bilmek demektir.
 
Son olarak da diyorum ki “Ülkeyi Sevmek Demek”, birlikte yaşamayı, çalışma veya araştırma grupları oluşturmayı, haklı kazanımlarla (maddi, bilimsel veya duygusal) yetinmeyi, haksız kazanımlara (ülke imkanlarını veya kişinin haklarını; gasp etmek, çalmak, yolsuzluk veya manevi-duygusal yönden kişileri üzmek, alay etmek, küçümsemek, dövmek gibi) ise müsaade etmemeyi becerebilmek ve bu amaçla gerekli güçlü denetleme mekanizmalarını oluşturarak ödüllendirme, cezalandırma kurallarını “Hakkın dağıtımında eşit değil, adaletli davranmak” prensibi ile uygulayabilmektir.
 
Evet, sevgili hemşerilerim; vatanı, uğrunda ölünecek vatan yapan; üzerinde yaşayan, geçmişine saygı duyan, geçmişinden gelen güç ile geleceğe güvenli adımlarla yürümeyi bilen, gerçek “doğru” yu her zaman savunan insanlardır. Gerçek “doğru” yu vatanını seven her insan görmek, görmeyenlere göstermek, duymak, duymayanlara duyurmak durumundadır. Çünkü her zaman “bir ülke için tek bir doğru vardır” o da her zaman “ileriye gitmek”tir. Mevcut yapı ülkeyi, üzerinde yaşayan insanları yıllar öncesine götürüyorsa o zaman yaşanan durum “suni” bir doğrudur. Bu da ilerlemeyi hedef edinen, bugünleri yaşamak için dökülen kanları, feda edilen yaşamları hiçe saymaktır.    
 
Dergimizin bu sayısının ana konusu Sarıkamış Şehitlerimizi de rahmetle anıyor ve diyoruz ki; tek mermi atmamış olsanız bile sizler de Çanakkale aslanları ve Sakarya şehitleri kadar şereflisiniz. Ruhunuz şad, mekânınız cennet olsun. Sizleri unutmadık…
 

Bu vatan üzerinde “gerçek doğru”yu bilen “tek kişi” kalana kadar da unutmayacağız.

Bu makale serhat kültür dergisi ocak 2008 sayısında yayınlanmıştır



Yazar & Kaynak: Nevzat Erdağ

Digg this Post! Add Post to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Furl this Post!
Eklenme tarihi: 5-2-2008

Ekleyen:  nevzat erdağ

Bu Makaleye Verilen Puan:    Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar
Bu Makaleye Puan Ver  

Bölüm Başlık Kullanıcı Yorumları


mehmet mehmet

makale hk.  Tarih: 10-3-2008 7:15pm

Elinize yüreğinize sağlık çok güzel dile getirip yazmışsınız.Tebrik eder başarılarınızın ve makale yazılarınızın devamını dileriz.
saygılarımla


Yorum Ekle  

Reklam Netinternet
Gizlilik | Copyright © 2006-2009 ™ Tüm hakları saklıdır.
Powered by BilgiPortal v2.2