|
| Makaleler |
| Toplam Makale |
7797 |
| Yayında |
7594 |
| Bekleyenler |
203 |
| Görüntüleme |
25474469 |
|
|
|
|
Tacizin insan psikolojisine etkileri
Taciz, şiddetin en ağırı.
İnsanoğlunun istemediği söz, hal ve
davranışa engel olamadan maruz kalması şiddetin en ağırıdır. Zira insan,
istemediği, hoşlanmadığı bir durumla karşı karşıyadır ve fazlasıyla yara
alabilir.
Yaşanan bir çok taciz vakalarında kişilerin benlik değerlerini
çok düşük hissettikleri, kendilerine saygılarının azaldığı, tüm bu duygularla
baş edemediklerinde kendilerini suçlar duruma geldikleri, bilinen klinik
gerçeklerdendir.
Aynı zamanda tacizde bulunan insanların ruh sağlığı da
normal boyutlarında değildir. Her ne kadar “Tahrik unsuru var” cümlesini sıkça
duyuyor olsak da, bu, tacize haklı gerekçe sunmaz ve durumu
normalleştirmez.
Taciz, aynı zamanda kişinin kendi sınırlarını bilmediği
gibi, başkalarının sınırlarını da kabul etmemesidir. Tacizde düpedüz sınırların
ihlâli vardır. Kişinin kendi bedeni en çok sahiplendiği sınırlarıdır. Başkasının
bedenine dilediğiniz gibi davranamazsınız. Orada sizin için yasaklar ve cezalar
bulunmaktadır. Fakat psikolojik olarak ruh sağlığı yerinde olmayan insanlar tüm
bu gerçeklikleri, yasakları dikkate almadan sadece dürtüsel ve içgüdüsel
davranabilmektedirler.
Yine bilinen klinik gerçeklerden biri de tacize
defalarca uğramış insanların bu problemleri çözemedikleri takdirde, sonunda
saldırı düzeyinde taciz olmasa da, fark etmeden başkalarını taciz ya da tahrik
edebildiğidir.
Yapılan araştırmalarda bedeni üzerinden ticaret yapan
insanların çoklukla geçmişlerinde taciz, ihanet ve tecavüz olayı yaşadıkları
bilinmektedir. Mağdur, kendisine yapılanla baş edemediği, yaşadığı acı dolu
tecrübeyi engelleyemediği için çatışmalarını, öfkelerini artık ötekilere
yönlendirerek kendini ve başkalarını cezalandırmaya başlar.
Tüm bu
durumlar toplumun ahlâkî değerleri ve normları için son derece tehlike arz
ettiğinden gerek hukukî, gerekse toplumsal açıdan bize düşen vazife, onların
mahremiyetlerini muhafaza ederek ısrarla kamuoyuna ifşa etmemektir. Zira kişi
zaten yeterince psikolojik, fizyolojik olarak darbe almıştır. Bu tür olayların
ifşası kişinin ağır utanma duygusu yaşamasına sebep olmaktadır. Medya, ortaya
atılan herhangi bir iddiadan yola çıkarak ispatlanmamış olayı bu derece yüzeyde
tartışarak, aslında topluma zarar vermektedir. Bu tür hassas konularda medyaya
düşen görev, toplumu olumlu bazda doğruya yönlendirmesidir. Sadece rating uğruna
yapılan programlar ve sahnelenen durumlar hiç de hoş olmayan görüntülere sebep
olarak anormal olanlar normale dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Toplum olarak hem
kendi mahremiyetimize, hem ötekilerinin mahremiyetine son derece duyarlı olmamız
gerekmektedir.
Hem bireysel, hem toplumsal anlamda bu problemlerin en
doğru çözümü, her zamanki gibi eğitimden geçmektedir
Yazar & Kaynak: http://www.yeniasya.de/bizimaile/?page=article_view&article_id=441
Eklenme tarihi: 21-7-2007
Ekleyen: MedCezir
|

| Bu Makaleye Verilen Puan: |
|
Kullanıcı Yorumları
Bu makaleye yorum gönderilmemiş, ilk yorumu sen gönder !
İlgili Dökümanlar
|
|
|