|
| Makaleler |
| Toplam Makale |
3018 |
| Yayında |
2841 |
| Bekleyenler |
177 |
| Görüntüleme |
12113674 |
|
|
|
Biz Türkler, Her Zaman Daima Öndeydik !
*Faziletliydik: * Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik.
Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği
meslek edinmez, kimseyi de küçümsemezdik.
*Dürüsttük:* Bir zamanlar Londra Ticaret Odası'nın en görünür
yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı: "Türklerle alışveriş
et, yanılmazsın."
*İtibarlıydık:* Bir zamanlar
Hollanda Ticaret Odası'nın toplantılarında oylar eşit çıkınca
Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır, onun dediği olurdu.
**
*Temizdik:* Yere bile tükürmezdik. Hatta,
Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa'ya tanıtmasıyla meşhur Comte de
Marsığil, yere tükürmedikleri için atalarımızı şöyle eleştiriyor: "Türkler hiç
bir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında
sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür."
*Çevreciydik:* Kurak günlerde ücretle adamlar tutup
sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için
saçak altlarına kuş sarayları yapardık. Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla
bitmez.
*Harama el sürmezdik:* Fransız muellif
Motray, 1700'lerdeki halimizi şöyle anlatıyor: "Türk dükkânlarında
hiç bir zaman tek meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç
tanımadığım dükkâncılar arkamdan adam koşturmuşlar, hatta bir kaç kere
Beyoğlu'ndaki ikametgâhıma kadar gelmişlerdir."
*Medeni idik:* İngiliz sefiri Sor James Porter ise, 1740'ların
Türkiye'si için şunları söylüyor: "Gerek Istanbul'da, gerekse
imparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiç bir
tereddüde imkân bırakmayacak şekilde isbat etmektedir ki, Türkler çok medeni
insanlardır."
*Dosdoğruyduk:* Fransız generallerden
Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor: "Haksızlık, murabahacılık,
inhisarcılık ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldur. Öyle bir
dürüstlük gösterirler ki, insan çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır."
*Hırsızlık nedir bilmezdik:* Fransız muellif Dr.
Brayer,1830'ların Istanbul'unu getiriyor önümüze: "Evlerin
kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumî ahlâka
itimaden açık bırakıldığı Istanbul'da her sene azamı beş-altı hırsızlık vak'ası
görülür." Ubicini Dr. Brayer'i şöyle doğruluyor: "Bu muazzam payitahtta
dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve
geceleri evlerin kapısı basıt bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört
hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hiristiyan olan Galata ile Beyoğlu'nda
ise hırsızlık ve cinayet vak'aları olmadan gün geçmez."
*Naziktik:* Edmondo de Amicis isimli Italyan gezgini, yine
1880'lerin "biz" ini anlatıyor bize: "Istanbul Türk halkı Avrupa'nın
en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi
nadirattan işitilir. O kadar müsamahakârdırlar ki; ibadet saatlerinde bile
camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını
görürsünüz."
*Cihana örnektik:* Türkiye
Seyahatnâmesi'yle meşhur Du Loir'un 1650'lerdeki hükmü şöyle: "Hiç
şüphesiz ki, ahlâk bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek
olabilecek vaziyettedir." Şefkatimiz yalnızca insana yönelik değildi,
hayvanları, hatta bitkileri bile kapsıyordu. Hayata karşı saygılıydık: Bu konuda
dilerseniz Elisee Recus'u dinleyelim, bize 1880'lerdeki halimizi anlatsın:
"Türklerdeki iyilik duygusu hayvanları dahi kucaklamıştır. Bir çok köyde eşekler
haftada iki gün izinli sayılır... Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı
köylerde ise bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz.
Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir."
(Küçük Asya, c. 9)
*Hayırseverdik:* Comte de
Marsigli'yi tekrar dinleyelim: "Yazın Istanbul'dan Sofya'ya giderken
dağlardan anayol üzerine inmiş köylülerin yolculara bedava ayran dağıttıklarına
şahit oldum." Aynı muellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla ileri gittikleri
kanaatindedir. Şöyle diyor: "Fakat şunu da itiraf etmeliyim ki, bu dindarane
hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. İyiliklerini yalnız insan
cinsine hasretmekle kalmayıp,hayvanlara ve hatta bitkilere bile tesmil ederler."
Bu tespiti, İslâm ve Türk düşmanı avukat Guer misallendiriyor: "Türk şefkati
hayvanlara bile samildir" dedikten sonra şu örneği zikrediyor: "Hayvanları
beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır. Bu adamlar sokak başlarında
sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar. Sokaktaki ağaçların kuraklıktan
kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık müslümanlara
bile rastlamak mümkündür..." "Kaçık" lığın kaynağını da veriyor adam: "Bir
çokları da sırf azad etmek için kuşbazlardan kuş satın alırlar. Bunu yapan bir
Türk'e bir gün yaptığı işin neye yaradığını sordum. Küçümseyerek baktı ve şu
cevabı verdi: "Allah'ın rızasını tahsile yarar."
*Galiba geçmişimizden
uzaklaşmak bize çok pahalıya patladı. Ne dersiniz ?...
İnsan gittiği
yere kültürünü ve karakterini de beraberinde götürür!..
Bu makale hakkında ek bilgi eklemek için buraya tıklayınız
Yazar & Kaynak: mahmutsan - http://www.r10.net/off-topic/60816-biz-turkler-her-zaman-daima-ondeydik.html
Eklenme tarihi: 21-6-2007 Okunma: 1215
|
| Bu Makaleye Verilen Puan: |
Bu makaleye puan verilmemiş.
|
Kullanıcı Yorumları
Bu makaleye yorum gönderilmemiş, ilk yorumu sen gönder !
İlgili Dökümanlar
|
|
|