|
| Makaleler |
| Toplam Makale |
3315 |
| Yayında |
3135 |
| Bekleyenler |
180 |
| Görüntüleme |
13278921 |
|
|
|
|
Büyük Şahsiyetlerin Ölmeden Önce Son Sözleri
Şeyh Abdülkadir el-Arnavut’un tahriç ve tahkik ettiği el-Hafız Ebi Süleyman
Ahmed b. Zebri’r-Rabai’nin ‘’Vasaya’l-ulema ınde huzuri’l-mevt’’ adlı eserinden
bir kısım seçtiğimiz ve bilhassa sahih olan rivayetlerden yaptığımız tercümeyi
sunuyoruz.
‘’Vasiyet etmesi gereken bir durum varken bu vasiyetini
yazılı olarak yanında tesbit etmeden bir müslümanın iki gece üstüste uyuması
hakkaniyete uymaz. Ona yaraşmaz.” (Buhari, vesaya, 1.bab-Müslim, vesaya,
1.bab)
Hz. Aişe validemiz, Rasulullah (sav)’in ölümünden hemen önce
kucağına yaslandığı halde şöyle derken işittiğini söyledi: “Allahım beni bağışla
rahmetinle muamele et ve beni Rafik-i A’la’ya ulaştır.” (Müslim,
Fedail-ü’sahabe; Müsned, 6-231; İbn-i Mace, cenaiz)
Hz. Ebu Bekr (R.A)
ölüm döşeğinde kızı Aişe validemize Rasulullah’ı neyle kefenlediklerini sordu.
Aişe Validemiz üç parça libasla kefenlendiğni söyleyince Hz.Sıddık -Şu iki
elbisemi yıkayın (kırmızı boyalıydı) birde üçüncü bir elbise alın ama kifayet
miktarı olsun aşırıya kaçmayın, dedi: Bunun üzerine kızı: -Babacığım bizim
durumumuz iyi hali vaktimiz yerinde, deyince Hz.Sıddık: -Kızım yeni şeye diriler
ölülerden daha layıktır. Bu ancak yaradan akan cerahat ve irinler için uygun
olur, dedi.
İbn-i Ömer anlatır: Hz. Ömer’in başı kucağımdaydı. Ölüm
sarsıntısı gelince: -Başımı yere koy dedi. Bunun ona eziyet olacağını düşünüp
yapmadım. Bana: -Yanağımı yere koy anasız kalasıca bana ve anama yazıklar olsun
ya Allah azze ve celle beni bağışlamazsa! dedi.
Hz. Ömer’in ölüm anı
geldiğinde Hz. İbn-i Abbas Yanına gelip: -Ey Mü’minlerin Emiri! İnsanlar inkar
ederken sen müslüman oldun. İnsanlar onu yenilgiye uğratmak için çalışırken
Allah Rasulü ile beraber cihad ettin. Şehiden vefat ederken senin aleyhinde iki
kişi dahi ihtilafa düşmedi. Rasulullah senden razı olarak vefat etti, dedi.
Ömer, sözünü tekrar et deyince İbn-i Abbas tekrar etti. Bunun üzerine Hz.Ömer:
-Mağrur sizin överek helakını hazırladığınız kimsedir. Vallahi şayet güneşin
üzerine doğup battığı her şey benim olsaydı, hepsini o günün korkusundan
kurtulmak için fidye olarak verirdim, dedi.
Şa’bi, Selman-ı Farisi’den
rivayet ediyor: Hz. Selman’ın ölüm anı gelince evin hanımına dedi ki:
-Gizlediğim şeyi getir! Hanımı bir misk kesesi getirdi. Selman: -Bana içinde su
olan kaseyi getir. Sonra miski o kaseye attı, karıştırdı ve dedi ki: -Bunu
etrafıma serpin! Zira Allahın mahlukatından kokuyu alan ama yemek yemeyenler
yanımda hazır duruyorlar. Böyle yapıldı: Tekrar hanımına dedi ki: -Kapıyı üstüme
kapat ve aşağı in. Hanımı aşağı inip biraz bekledikten sonra tekrar yanına
çıktığında onu ölmüş olarak buldu.
Sa’d b. Ebi Vakkas ölüm hastalığında
şöyle vasiyet etmişti: -Bana lahd usulü bir mezar kazın ve başıma Rasulullah’a
yapıldığı gibi kerpiçten bir taş dikin.
Sa’d (R.A) vefat ederken, yünden
safran kokulu cübbesini getirtti. Dedi ki: -Beni bununla kefenleyin. Zira Bedr
günü müşriklerle üzerimde bu varken çarpıştım. Onu bu gün için
saklıyordum.
Muhammed B. Ubade’den: -Ubade B. Sabit’in ölüm anı
geldiğinde dedi ki: -Yatağımı salona çıkarın, hizmetçilerimi, kölelerimi ve
komşularımı ve bana gelip gidenleri toplayın. Hepsi bir araya geldiler. Onlara
dedi ki: -İçinde bulunduğum şu günü ancak dünyadaki son günüm ahiretteki ilk
gecem olarak görüyorum. Bilemiyorum belki sizlere karşı elimle yahut dilimle bir
haksızlık yapmışımdır. Ubade’nin nefsini elinde tutana yemin olsun ki, kıyamet
günü kısas vardır. Her şey karşılığını bulur. Canım çıkmadan önce bu hususta
kendi hesabına bir hakkı olanın kısasla benden onu almasını kesinlikle
istiyorum. Dediler ki: -Hayır sen bizim için bir babaydın. Bizi yetiştiren
sendin. Ravi, Ubade’nin hiçbir hizmetçiye kötü bir söz söylemediğini belirtir.
Ubade (R.A) dedi ki: -Bununla ilgili herhangi bir durum varsa beni bağışladınız
mı? Evet dediler. Bunun üzerine: -Allahım sen şahit ol. Dedi ve devamla: -Şu
halde vasiyetimi iyi belleyin. Hiçbir kimsenin arkamdan ağlamasını kesinlikle
istemiyor bundan sakındırıyorum. Canım çıktığında herbiriniz güzelce bir abdest
alsın. Mescide gidip namaz kılsın, sonra da Ubade için ve kendi için Allah’tan
bağışlanma dilesin. Zira Allah Teala: Sabır ve namazla yardım isteyin buyuruyor.
Sonra beni mezarıma çabuk götürün...’
Abdullah b. Mesud’a son anında bir
adam gelip kendisi için nasihat etmesini istedi. İbn-i Mesud (R.A) dedi ki:
-Namaz kıldığın vakit veda edip giden biri gibi namazını kıl. Çoğu ihtiyaçlarını
istemekten vazgeç. Zira bu halihazırda bir fakirliktir. İnsanların elindekinden
umudunu büsbütün kes. Bu gerçek bir zenginliktir. Sonunda özür dilemek zorunda
olacağın söz ve işlerden sakın. (Heysemi, Mecmaizzevaid, 10-237)
Kays b.
Ebi Hazimden: -Habbab’ı (b. Eret) hastalığında ziyaret etmiştik. Karnının yedi
yerinden dağlanmıştı. Dedi ki: -Eğer Rasulullah (S.A.V) nehyetmemiş olsaydı,
ölümü hemen isterdim. Bizden öncekiler nail olduklarını yemeden geçip gittiler.
Biz de öyle bir dünyalığa ulaştık ki herhangi birimiz onu toprağa (binaya)
harcamaktan başka ne yapacağını bilemez oldu. Her müslüman toprağa harcadığı
dışında her harcamasından ecir alır. ( Müslim, Zikr ve Dua; Tirmizi,
Sıfatu’l-kıyame)
İbni Mesud, Huzeyfet’übnü ‘l-Yeman’ın ölüm anı
geldiğinde gecenin başında bir ara bayılıp kendine gelerek şöyle dediğini
nakleder: -Bu hangi gecedir, Ey İbn-i Mesud? En yüce, büyük seher vakti dedim.
Dedi ki: -Cehennemden Allah’a sığın (bunu iki ya da üç kez söyledi.) Bana iki
elbise alın aşırıya kaçmayın. Eğer arkadaşınızdan razı olunursa bu onun için bu
iki elbiseden önemlidir. Yoksa zaten bunlar ondan hızla sökülüp
alınacaktır.
Ebu İdris el-Havlani anlatır: -Ebu’Derda ölüm
hastalığındaydı. Evine çok ziyaretçiler gelip gidiyordu. Onu hristiyanların bir
kilisesine taşıdılar. Büyük kalabalıklar halinde insanlar ziyarete geliyordu.
Ölüm anı geldiğinde Ebu İdris yanına girdi. Kalabalığı geçip yanına oturdu ve
Allahu Ekber diye tekrar tekrar söyledi. Ebu’d-Derda başını kaldırdı ve: -Allah
celle ve Ala bir şeyi takdir ettiğinde ondan razı olunmasından hoşlanır.
Yıkıldığım şu yer ve içinde bulunduğum şu zaman için amel işleyecek adam yok
mu? dedi ve ruhunu teslim etti.
Abdurrahman b. Mihran Ebu Gureyre
(R.A)’ın ölüm anında şöyle vasiyet ettiğini bildirir: -Üstüme çadır dikmeyin.
Arkamdan buhurdanlık tüttürmeyin. Beni kabre çabuk ulaştırın. Çabuk olun.
Rasulullah’tan işittim ki; “Mü’min tabutuna konulduğunda, tabutu hemen götürün
der. Kafir tabutuna konduğunda; yazıklar olsun beni nereye götürüyorsunuz
der”.
Hemmam’ın anlattığına göre, Ebu Hureyre ölüm zamanı geldiğinde
ağlamaya başladı. -Seni ağlatan nedir, diye sordular.
-Azığın azlığı,
kurtuluşun uzaklığı, cennet ya da cehennemle bitecek meçhul bir son,
dedi.
Kays B. Asım’ın vefatı yaklaştığında oğullarını çağırdı ve dedi ki:
-Oğullarım, beni iyi dinleyin. Zira size benden iyi nasihat eden olmaz. Ben
öldüğüm zaman büyüğünüzü öne geçirin. Küçüğünüzü öne geçirmeyin ki insanlar
büyüğünüzü ahmak ve cahillikle suçlamasın. Onlara karşı hakir duruma düşmeyin.
Mali durumunuzu ıslah sadedinde malı iyi kullanın. Çünkü mal, kerim kişilerin
anlaşılması ve bilinmesi için bir vasıtadır. Onunla aşağılık kişilerden
korunulur. İstemekten sizi sakındırırım. Zira bu kişinin kazancının en son
ihtimalidir. (yani istemeye başladığında çalışmayı terkeder.) Ben öldüğüm zaman
beni namaz kıldığım ve oruç tuttuğum elbisemle gömün. Sakın arkamdan bağırıp
çağırıp yas tutmayın. Beni kimsenin bilemeyeceği bir yere gömün. Zira bu
mahalde Bikr b. Vaille cahiliyye zamanında bir kan davası vardı. Sizin aranıza
bunu tekrar sokmasından ve dininizi ifsat etmesinden korkarım.
Said b
Cübeyr anlatır: -İbn-i Ömer’in vefat anı geldiğinde dedi ki: -Dünyada yalnız şu
üç şeye hayıflanıyorum. Sıcak ve uzun günlerin susuzluğu (oruç), gecelerin
zorluklarına katlanmamak. Ve başımıza inen şu baği asi Haccac ordusu belasına
karşı savaşmamak.
Rakabe b. Meskale Hasan b. Ali (R.A)’ın vefat anı
geldiğinde şöyle dediğini anlatır: -Beni avluya çıkarın belki semavatta melekut
aleminin acaibatını seyrederim.
Çıkarttılar devamla dedi ki: -Ya Rabbi
canımın sabır ve sebatla elde edeceği ecri senden umuyorum. Zira bu can benim
için aziz ve kıymetlidir..
Bu makale hakkında ek bilgi eklemek için buraya tıklayınız
Yazar & Kaynak: -
Eklenme tarihi: 26-7-2007 Okunma: 2631
Ekleyen: MedCezir
|
| Bu Makaleye Verilen Puan: |
|
Kullanıcı Yorumları
Bu makaleye yorum gönderilmemiş, ilk yorumu sen gönder !
İlgili Dökümanlar
|
|
|