Anasayfa > Sağlık > Ağız ve Diş Bakımı
Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar

Ağız ve Diş Bakımı




GİRİŞ

Halkımızın ağız ve diş bakımına yeterli özeni göstermemesinin nedeni yeterli eğitimin zamanında verilmemiş olmasıdır.Bu kitapta ağız ve diş bakımı için temel bilgilere yer verilmiştir.Yetersiz ağız hijyeni sadece dişlerimizde değil bir çok organımızda hastalıklara zemin hazırlamaktadır.Ağızdaki bakteriler midemize,bağırsağımıza oradan da kan dolaşımına katılarak bütün vücudumuza kolayca intikal ederler.Bu da ilerde çeşitli hastalıkların oluşmasında önemli rol oynar.Bu nedenle zamanımızın önümüze sunduğu fırsatları iyi değerlendirmeliyiz.Piyasada ihtiyacımızı karşılayacak bir çok ürün mevcuttur.Bu ürünleri ve kullanım tekniklerini tek tek açıklayalım.

-Diş Fırçaları

-Diş Macunları

-Diş İpi

-Arayüz Fırçaları

-Dil Fırçaları

-Gargaralar

-Kürdan


DİŞ FIRÇASI

Nihai olarak 1600 lü yılların başlarında çinde ilk diş fırçasının kullanıldığına dair kanıtlar bulunmuş ve yaklaşık 400 yıldan beride ana hatlarını kaybetmeden günümüze ulaşmıştır.Tabii ki bundan daha da önce Peygamberimiz S.A.V zamanında da erak ağacının kökünden elde edilen misvak asırlarca kullanılmış ve kullanılmaya da halen devam edilmektedir.Günümüzde çeşitli şekillerde,ebatlarda birçok diş fırçasına rastlamak mümkündür.Burada önemli olan en sağlıklısını ve en kullanışlısını almaktır.Diş fırçası seçerken kıllarının naylon ve düzgün sıralı olmasına(kıllar dağınık olmamalıdır),fırça başının küçük,her bölgeye ulaşabilecek kabiliyette olmasına,fırça sapının da elimize rahat oturmasına dikkat etmeliyiz.

Özellikle çocuklara alınacak diş fırçalarında fırça sapının kalın olması çocuğun fırçayı daha rahat kavramasını sağlar.Diş fırçası kullanımına çocuğun arka süt dişleri çıktıktan sonra başlanması uygundur,bu zaman da çocuğun tükürme refleksi tam oluşmadığından diş macunu kullanması pek doğru olmaz.Günümüzde yine elektrikli diş fırçaları manuel diş fırçalarının yerini hızla almaktadır.Elektrikli diş fırçaları engelli hastaların,hareket kabiliyeti sınırlı hastaların kullanması için üretilmiş fakat diğer insanlar tarafından beğenilmiş ve kullanımı hızla yayılmıştır.Elektrikli diş fırçalarının kullanımında yeterli kontrol sağlanamadığından diş etlerine zarar verebilmekte ve yeterli temizliği sağlayamamaktadır.

Diş fırçaları özel,kişisel temizlik eşyalarımız olduğu için bunların saklama koşullarına da dikkat etmeli,mümkün olduğunca temiz saklamalı,başka diş fırçalarıyla aynı yere konmamalıdır.Diğer bir önemli mevzu da diş fırçasının ne kadar zamanda bir değiştirilmesi mevzusudur.Diş fırçasının üzerinde zamanla bakteriler çoğalmaya,kıllar esnekliğini kaybetmeye başlar ve artık faydadan çok zarar vermeye başlar.Kullanılmaya başlanmasından 2-3 hafta sonra fırça üzerinde bakteriler yeterli çoğunluğa ulaşır,bu nedenle fırçalarımızın en erken 3 haftada bir en geç iki ayda bir değiştirilmesi doğrudur.Diş fırçasının seçimi ve saklama koşullarından bahsettikten sonra diş fırçalama tekniğinden bahsedeceğiz.

DİŞ FIRÇALAMA TEKNİĞİ

Bir çok diş fırçalama tekniği olmasına rağmen diş hekimlerince en çok rağbet gören fırçalama tekniğinden bahsetmeye çalışacağım.Bu teknikte diş fırçasına dişleri yukardan aşağı,her dişe en az 2-3 süpürme hareketi yaptırılmalıdır.Fırçalama esnasında kılların yan yüzleriyle diş etlerine hafifçe masaj yapılmalı,tahriş etmemeye özen göstermeliyiz.Dişlerin çiğneyici yüzeyleri ileri geri,arka yüzleri ise yukarı-aşağı ve ileri-geri fırçalanmalıdır.Fırçalarken fazla kuvvet uygulamamaya çok özen göstermeliyiz,aksi taktirde dişlerde aşınmalar,diş etlerinde çekilme,soğuk-sıcak hassasiyeti gibi sık rastlanılan sorunlarla karşılaşmamız kaçınılmaz olur.Fırçalama süresi 2 dk.dan az olmamalıdır.Bunun sebebi de macunun içinde bulunan çürümeyi önleyici maddelerin 2 dk.da etki edebilmesidir.Gün içinde her öğün yemeğinden
sonra dişlerimizin fırçalanmasında fayda vardır.Bilhassa akşam yatmadan önce fırçalamak çürümelerin ve sabah oluşan ağız kokularının giderilmesinde oldukça faydalıdır.

DİŞ MACUNLARI

Diş fırçalarında olduğu gibi diş macunlarının da bir çok çeşidine rastlamak mümkündür.Bu kısımda da önemli olan mevzu diş macunu seçerken diş hekiminize danışmalı,diş yapınıza uygun tavsiye edeceği macununu almalısınız.

Firmaların aldatıcı satış politikalarının bir taneside reklamlarda veya diş macunlarının tüplerinin üzerinde fırçaya baştan sona sürülmüş macun resimleridir ki tüketimi arttırmak için bu gibi yollara başvurmaları bu firmalar için büyük bir ayıptır.

Diş macununu diş fırçasının kıllarının içine doğru,bir nohut tanesi kadar sıkmamız yeterli sonucu almamızı sağlayacaktır.Macunu çok sıktığımız taktirde kıllar yeterli mekanik temizliğini yapamayacaktır.Diş macunlarının içinde tatlandırıcılar,köpüklendiriciler,çürük önleyiciler,flour,aşındırıcılar,renklendiriciler v.s. bir çok katkı maddesi vardır.Genellikle diş macunlarının hepsi hemenhemen aynı etkiyi göstermektedirler ama yinede diş macunu seçerken hekime danışmakta fayda vardır.Yüksek aşındırıcı içeren macunların uzun süre kullanımı bir çok diş sorunlarına davetiye çıkartmaktadır,bu nedenle bilinçli tüketiciler olmaya özen göstermeli ve çocuklarımıza örnek olmalıyız.

DİŞ İPİ

En az diş fırçası kadar öneme sahip olan bir başka diş bakım ürünü de diş ipidir.

Diş çürüklerinin en çok oluştuğu bölge iki dişin ara yüzleridir.Bunun sebebi de dişlerin arasına giren yemek artıklarının fırçayla yeteri kadar uzaklaştırılamamasıdır.İşte diş ipi doğru kullanıldığında yeterli temizliği sağlar ve çürük oluşumunun büyük ölçüde önüne geçer.Diş ipi insanlarımız tarafından halen daha yeteri kadar kabul görmüş değildir,diş ipinin nasıl kullanılacağına dair yeterli bir bilgide yoktur.Diş ipi yanlış kullanıldığında diş etlerine zararlı olabilmektedir.Bu nedenle diş ipinin nasıl kullanıldığını anlatmakta fayda görüyorum.

Yaklaşık on santimlik diş ipi koparılır ve orta parmaklara sarılarak işaret ve baş parmaklarla desteklenir.Gergin olan ipi dişlerimizin arasına yerleştirerek dişetiyle diş arasına doğru itip dişe doğru yaslarız.Burada diş ipinin dişetine fazla bastırılmamasına dikkat etmeliyiz.Diş ipini dişe yasladıktan sonra dişi süpürecek şekilde yukarı doğru çekeriz ve bu hareketi 2-3 defa her diş için uygularız.Diş ipini ilk kullanacaklar için başta biraz zor gibi görünebilir fakat kullandıkça ne kadar basit bir işlem olduğu görülecektir.

ARAYÜZ FIRÇASI

Bilhassa dişetleri çekilmiş,dişler arasındaki temas kaybolmuş ve dişler arasındaki mesafenin artmış olduğu vakalarda kullanılan faydalı bir üründür.Rahatlıkla dişlerin arayüzlerini fırçalar ve tatminkar bir temizlik sağlar.Bazı hastalarımızda çenenin büyüklüğünden veya dişlerin küçüklüğünden kaynaklanan aralıklı dişlere(diestema) rastlamaktayız ve bu hastalarımız dişlerinin arayüzlerini fırçalayamamaktan şikayet etmektedirler.Bu hastalarımıza arayüz fırçasıyla diş iplerini tavsiye etmekteyiz

DİL FIRÇASI

Dilimizin üzerinde çok sayıda oluklar ve çıkıntılar bulunmaktadır,bu nedenle dilimizin yeterli temizliği sağlanmadığı durumlarda en sık rastlanan şikayet ağız kokusu olmaktadır.Dilin temizliği için diş fırçalarıda kullanılıyordu fakat dili fazla tahriş ettiğinden dolayı,dilin anatomik yapısıyla uyum sağlayan dil fırçası üretilmiş ve piyasaya sürülmüştür.Azda olsa bazı hastalarımız tarafından kullanılmakta ve faydalı sonuçlar alınmaktadır.Bazı hastalarımızda dillerindeki anomaliler neticesinde derin ve çok sayıda oluklar mevcuttur.Bu hastalarımız her nekadar dillerinin temizliğine özen gösterselerde dillerinde oluşan iltihaplanmaların önüne geçememektedirler.Görülüyorki dil temizliğine yeteri kadar özeni göstermeli,mümkünse dil fırçalarından yararlanılmalıdır.Dil fırçasını dilimize masaj yapar gibi uygulamalıyız.

AĞIZ DUŞLARI(GARGARALAR)

Özellikle ağız kokusunun önüne geçmek için kullanılan bu ürünlerin pek fazla geçerliliği yoktur.Unutmamalıyız ki ağız kokusunun sebebini ortadan kaldırmadan bu gibi gargaraların hiçbir tedavi edici özelliği yoktur tam aksine sürekli kullanıldığında ağız florasının dengesini bozacağından dolayı ağız hastalıklarına zemin hazırlarlar.Bunların haricinde tat alma bozukluğu,dişlerde renklenmeler görülebilir.Ama yinede geçici hallerde kısa süreli kullanılmasında sakınca yoktur.Farklı kokularda ve tatlarda piyasada birkaç çeşidi mevcuttur.

KÜRDAN

Kürdanda bilinçli kullanıldığında etkili bir diş bakım ürünüdür.Daha çok kök yüzeyleri açığa çıkmış olan dişlerin köklerinin temizliğinde kullanılması önerilmektedir.Kullanılan kürdanın üzerinin ambalajlı olmasına,çok sert ve sivri olmamasına dikkat etmeliyiz.Kürdanı kullanırken de devamlı aynı bölgeyi zorlamaktan kaçınmalı ve diş etini tahriş etmemeye özen göstermeliyiz.Kürdan gelişi güzel kullanıldığında dişlerde aşınmalara,diş etlerinde iltihaplanmalara ve çekilmelere neden olmaktadır.Bu nedenle kürdanı nazik ve gerekli olduğunda kullanmalıyız,gereksiz kullanmalardan sakınmamızda fayda vardır.

AĞIZ KOKUSU

Ağız kokusuna sebep olan bir çok faktör vardır.Bunların en başında çürük dişler,dişeti iltihabları,diş taşları,uzaklaştırılamamış gıda artıkları,ağız kuruluğu,kötü yapılmış körü,protezler gelmektedir.Bunlar haricinde şeker hastalığı,psikolojik rahatsızlıklar,reflü,mide rahatsızlığı,hamilelik,sigara-alkol kullanımı gibi etkenlerde ağız kokusunun oluşumuna zemin hazırlarlar.Ağız kokusunun tedavisi sebebi ortadan kaldırmaktan başka birşey değildir.Eğer ağızda kokuya sebep olabilecek faktörler uzaklaştırıldıktan sonra koku devam ediyorsa,diğer sistemik faktörler araştırılmalıdır.

DİŞETİ İLTİHAPLARI

Dişetinde kanama,ağrı,kızarıklık,ağız kokusu gibi bulgular dişeti iltihabı(gingivitis)‘nın bulgularıdır.Hastalar daha çok sabah uyandıklarında ağızlarında kan biriktiğini ve ağızlarının kötü koktuğunu söylerler.Eğer dişeti iltihapları tedavi edilmezse yaygın dişeti çekilmelerine,diş kayıplarına ve hatta diğer sistemik hastalıklara sebep olabilirler.Dişeti iltihabının sebeplerinin başında yeterli ağız hijyeninin sağlanmaması,kötü yapılmış dolgular ve protezler gelmektedir.Dişeti iltihabının tedavisi,sebebi ortadan kaldırdıktan sonra uygun antibiotik ve gargara tedavisidir.Tabi bu tedaviler yapıldıktan sonra hasta gerekli ağız ve diş bakımını yerine getirmediği taktirde yeni bir dişeti iltihabının oluşması kaçınılmazdır.

Solda sağlıklı dişetleri,sağda ise hastalıklı dişetleri görünmektedir.

DİŞLERDE SOĞUK-SICAK AĞRILARI

Dişlerimizin yapısında soğuğu ve sıcağı algılayan sinirler mevcuttur.Dişler aşırı sıcak veya soğukla karşılaştıklarında sinirler vasıtasıyla bu beynimize iletilir ve ağrı duyarız.Bu gayet doğal bir hadisedir,fakat bazı hastalarımız soğuğa ve sıcağa karşı aşırı hassasiyetten kliniğimize müracaat ederler.Su içerken,çay içerken,dişlerini fırçalarken yaygın bir ağrıdan şikayet edeler.Bu hassasiyetlerin sebeplerine gelince,kök yüzeyinin açığa çıkmasına neden olan dişeti çekilmeleri,dişlerin koruyucu tabakası olan minedeki aşınmalar,diş çürükleri,diş kırıkları gibi sebepler sayılabilir.Bu şikayetlerin zamanla,hiçbir tedavi uygulanmadan geçmesi oldukça az rastlanan bir durumdur.Bu nedenle vakit geçirmeden diş hekimine gidilmesi ve gerekli tedavilerin olunması yapılacak en doğru harekettir.Tedavi yöntemleri gayet basit ve kısadır.

AFT’LAR

Ağız içinde dilde,yanakta,damakta,dişetinde çıkan ağrılı küçük yaralardır.Bu yaraların (aftların) 7-10 günlük bir seyir süresi vardır,sonra kendiliklerinden geçerler. Bu yaralar vücut direncinin düşük olduğu hallerde,vitamin eksikliklerinde,stres,aşırı sıcak veya asitik yiyecek ve içeceklerin alınması,yanağın veya dilin ısırılması durumunda,yetersiz ağız hijyeni ve mineral eksikliklerinde aftlar ortaya çıkabilirler.Belli bir tedavisi yoktur fakat sebepleri mümkün olduğunca ortadan kaldırdıktan sonra,ağrıları dindirmek için lokal olarak uygulanan ilaçlardan faydalanılabilir.

HAMİLELİK DÖNEMİNDE AĞIZ BAKIMI

Hamilelik döneminde diş ve dişeti problemlerine sık rastlanır.Özellikle epulis denilen dişeti büyümeleri hamilelik için spesifiktir.Genelde hastalar hamilelik öncesi dönemde dişlerine gerekli önemi göstermediklerinden dolayı hamilelik döneminde birçok sıkıntıyla karşılaşırlar.Bu dönemde östrojen denilen kadınlık hormonunun artması neticesinde dişeti problemlerinde artma gözlenir,bu geçici bir durumdur ve tedavisi de basittir.Ayrıca hamileliğin ilk dönemlerinde asitik özellikteki mide sıvısının ağıza intikal etmesi,yeterli ağız hijyeninin sağlanmaması gibi faktörlerde bu şikayetlerin oluşmasında önemli rol oynar.

Genelde hamile bayanlar bu dönemde diş tedavisi yaptırmaktan kaçınırlar.Halbuki diş tedavisinin anestezi kullanılmadığı taktirde yapılmasında bir hiçbir sakınca yoktur.Ama yinede hamileliğin 4.,5. ve 6. aylarında gerekli diş tedavilerinin yapılması daha uygundur.Hastanın tedavi için ilaç kullanmasını gerektiren durumlarda hamilelik döneminde kullanılmasında hiçbir sakınca bulunmayan ilaçlar tavsiye edilir.Hastanın kendi kafasına göre ilaç alıp kullanması oldukça riskli ve yanlıştır.Kesinlikle doktor tavsiyesi olmadan hiçbir ilaç alınıp kullanılmamalıdır.Aksi taktirde çocukta kalıcı bozukluklar oluşabilir ve bunu hiçbir ebeveyn istemez.Bu nedenle komşuların ağzıyla değil hekimlerin ağzıyla hareket edilmesine dikkat edilmelidir.

ÇOCUKLARDA DİŞ BAKIMI

Ebeveynlerin çoğu ilerde çocuğun daimi dişleri çıkacağı için süt dişlerinde meydana gelen çürükleri önemsemezler.Çocuk ne zaman diş ağrısı çeker o zaman elinden tutup diş hekimine getirmek akıllarına gelir.Çocuk gelişme,öğrenme çağında ne görürse, ne duyarsa onu taklit eder.İşte bu dönemi anne-babalar iyi değerlendirmeli ve çocuklarına ağız bakımı konusunda örnek olmalıdır.

En basit bir örnek;çocuğun karşısında dişlerimizi fırçaladığımız zaman o da aynı şeyi yapmak isteyecektir,çünkü bunu yapmak zorunda olduğu bir eylem olarak görmektedir.Bunun dışındada diş bakımının önemi belirten telkinlerde bulunmamızda da çok büyük fayda vardır.Çocuğun arka süt dişleri çıkınca diş fırçasını macunsuz olarak ebeveyn yardımıyla kullanması gerekmektedir.Tükürme refleksini kazandıktan sonrada az bir macun sıkılarak fırçalamaya devam etmelidir.Biraz öncede bahsettiğim gibi süt dişlerinde oluşan çürükler ve enfeksiyonlar,ilerde çıkacak olan daimi dişlerin yapısını bozmakta ve çürümeye elverişli hale getirmektedir.Bu nedenle süt dişlerinde meydana gelen çürükler tedavi edilmeli ve çocuk altı ayda bir düzenli olarak diş hekimine muayeneye getirilmelidir.Bir başka önemli mevzuda erken çekilen süt dişleridir.Süt dişlerinin önemsiz olduğunu düşünen kimseler en küçük bir çürükte dişin çekilmesini isterler.Fakat erken çekilen süt dişleri ilerde daimi dişlerin çapraşık çıkmasına sebep olmaktadırlar.Bu nedenle çok gerekli olmayan durumlarda çekim en son düşünülen tedavi yöntemi olmalıdır.

BESLENME


Beslenme konusu en az temizlik konusu kadar önemlidir.Çürük oluşumunu sağlayan bakterilerin en sevdiği besin şekerdir,böylece bu bakteriler asit üretebilmekte ve yaşayabilmektedirler.Özellikle çocukluk çağında en çok tüketilen şekerli,asitli yiyecek ve içecekler dişler için en önemli risk faktörleridir.Bu gıdaların mümkün olduğunca az tüketilmesinde,meyve ve sebzelere ağırlık verilmesinde fayda vardır.Birde yapışkan özellikteki yiyeceklerden sonra kesinlikle dişler özenle fırçalanmalıdır.

C vitamini eksikliğinde diş ve dişeti problemleri görülmektedir.Bu nedenle meyveyi yeteri kadar tüketmeli,abur cubur dan mümkün olduğunca kaçınmalıyız.Özellikle çocukluk çağında kemik ve dişler için fosfor ve kalsiyuma ihtiyaç duyulur.Bu ihtiyacı karşılamak için süt ve süt ürünleri,yumurta sarısı,baklagiller,kuru yemişler tüketilmelidir.Süt,bir çocuk için gerekli olan minerallerin çoğunu karşıladığından dolayı sabah kahvaltıda çocuğa süt içme alışkanlığının kazandırılmasında büyük fayda vardır.Çok yumuşak gıdaların tüketilmesi dişlerin ve çiğneme kaslarının güçsüzleşmesine neden olduğu için çiğnemeye teşvik edici gıdalar tüketilmelidir.Yine kasların ve kemiğin gelişmesi için yeterli protein ihtiyacı hayvansal ve bitkisel gıdalarla karşılanmalıdır.Özellikle et,balık,yumurta proteince zengin hayvansal gıdalardır.Bitkisel olarakta ekmek,patates,fındık,ceviz,bezelye,fasulye,mercimek sayılabilir. Yani kısaca hem sağlığımız ,hem dişlerimiz için meyve,sebze ve doğal üretilen hayvansal yiyecek ve içecekler tercih edilmelidir

DİŞ HEKİMİ KORKUSU,

Eski tedavi yöntemlerini görenler,bilenler korkmakta haklı olabilirler ama artık o eski,yorucu,acı verici yöntemler günümüzde yerini modern tekniklere bırakmıştır.Hastaların en çok korktuğu işlem ise anestezi sırasında vurulan iğnedir.Artık oda tarihe karışıyor,çünkü artık iğne öncesinde bölgeye uyuşturucu sprey sıkılıp iğnenin zaten az olan acısı minimum seviyeye çekilebiliyor.Diş hekimi korkusunun diğer bir sebebi de hastaların kötü diş hekimi hatıralarıdır.Ancak bu kötü tecrübeleri yüzünden yıllarca diş hekimine gelmeye çekinmiş bir çok kişiye rastlamak mümkün.Diş hekimlerinin en sık rastladıkları olayda ebeveynlerin çocuklarını yaramazlık yaptıkları zaman bizleri gösterip ‘Bak söylerim doktor amca sana iğne yapar’ demesidir.Bu yaklaşım çocukta bizlere karşı bir ön yargı oluşmasına ve ilerde çocuğun diş tedavileri yapılırken büyük zahmetler çekilmesine neden olmaktadır.Bu nedenle çocuğu bu şekilde korkutmaktan kaçınılmalı ve mümkün olduğunca örnek olmalıyız.Tabi bunda sadece ebeveynlere değil bizlere görev düşmektedir.Çocuğun frekansını yakalamamız,ona yaklaşmamız ve onun anlayacağı dilde yapılacak işlemleri anlatmamız gerekmektedir.Aksi taktirde çocuk tedavi olmayı reddedecek ve çocuk için kötü bir diş hekimi tecrübesi olacaktır.Ayrıca biz diş hekimleri hastaları tedavi öncesi oturtup,yapılacak işlemleri anlatmalı ve korkusu varsa korkusunu yenmeye yardımcı olmalıyız.Hastaya tamir olacak bir eşya gibi değil,doktor korkusu olan bir insan gibi yaklaşmalıyız.

HALKIMIZIN KENDİ TEDAVİ TEKNİKLERİ


Bizim insanımız nasıl her işin kolayını bulmuşsa diş hekimine gitmemenin de kolayını bulmuş ve kendilerine has tedavi teknikleri geliştirmiştir.Halk arasında diş ağrısını geçirmek için en çok talep gören teknikler ağıran dişin üzerine kolonyalı pamuk veya aspirin konulmasıdır.Bunların haricinde yine ağıran dişin üzerine zeytin,motor yağı dökülmüş pamuk,tütün ve benzeri şeyler koyanlar vardır.Hatta diş ağrısını geçirmek için sabaha kadar içki içenler,kafasını duvardan duvara vuranlar,daha da trajiği tabancayla dişine ateş edenler bile vardır.

Ne yazık ki günümüzde bu tekniklerin işe yaradığını söyleyen hatta bize bile tavsiye eden kişiler mevcuttur.Kolonyalı pamuk diş ağrısını geçirmediği gibi dişetinin yanmasına ve iltihaplanmasına neden olmaktadır.Aspirin ise zaten ağrı kesicidir,dişin üzerine konulmasının hiçbir anlamı yoktur,ayrıca salisilik asit türevi olduğu için kolanya gibi oda dişetini tahriş eder ve dişin haricinde birde dişeti hastalığı husüle gelir.Diğer uydurma tedavi tekniklerini açıklamayı bile gerekli görmüyorum.Türkiye de bu çağda halen bu zihniyetin değişmemiş olması oldukça üzücü ve ümit kırıcıdır ama inanıyorum ki yeni yetişen çocuklar bu tabuları birbir kıracak ve büyüklerine örnek olacak ve yol gösterecektir.

SAHTE DİŞÇİLER

Genelde sık karşılaştığımız bir cümle vardır ‘Bugün bir dişçiye gittim,diş hekimi değilmiş teknisyenmiş ama sanatkar bir insan..Halen halkımızın büyük bir bölümü,kimi bilerek kimi bilmeyerek bu insanların tuzağına düşmektedirler.Kendini diş hekimi gibi tanıtan bu kişiler hiçbir tıbbı eğitimi olmayan ve hatta bence insani eğitimi de eksik olan kişilerdir.Mesleğimizde kullandığımız aletlerin sürekli kanla temasta olması nedeniyle dikkatli bir dezenfeksiyon ve sterilizasyondan geçirilmesi gerekmektedir.Ama ne yazık ki bu kişiler bu kuralların hiçbirine riayet etmeden insanlara bin bir türlü hastalığı bulaştırmakta ve gönül rahatlığıyla işlerine devam etmektedirler.Günümüzde hepatit hastalığının yaygınlaşmasına sebep olan etkenlerin başında da bu olaylar gelmektedir.Ayrıca hiçbir tedavi yönteminden haberi olmadan,laf cambazlığıyla insanları kandırmakta ve tedavi edildiklerine inandırmaktadırlar.Sağlık il müdürlükleri ve diş hekimi odaları gerekli denetimleri yapmalarına rağmen,halkın şikayetleri yetersiz olduğundan yaptırım gücünü kullanamamaktadır.Bizlerin tek isteği böyle bir durumla karşılaştığınızda,size zarar vermiş olmasa bile başkalarına belki çocuğunuza,belki yakınınıza,sevdiğiniz birine ilerde zarar verebileceğini düşünerek sağlık il müdürlüklerine veya diş hekimleri odalarına şikayette bulunmanızdır.


Bu makale hakkında ek bilgi eklemek için buraya tıklayınız

Yazar & Kaynak: ömer kazancı

Digg this Post! Add Post to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Furl this Post!
Eklenme tarihi: 9-4-2008  Okunma: 892

Ekleyen:  ömer kazancı

Bu Makaleye Verilen Puan:    Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar
Bu Makaleye Puan Ver  

Bölüm Başlık Kullanıcı Yorumları


Bu makaleye yorum gönderilmemiş, ilk yorumu sen gönder !
Reklam Netinternet
Bazı hakları saklıdır: İçeriğin editör ve yazarlarımız tarafından oluşturulan kısımları ve site tasarımının hakkı saklıdır.  Bu sayfa en iyi 1280x1024 ve 1024x768 çözünürlükte izlenir.
Powered by BilgiPortal v2.2
Resim Emlak Canlı TV Firma Rehberi Firma Ekle Estetik çiçek Makale izafet Download indir ADSL Teknik Servis Yorumlar Müzik