Anasayfa > Ekonomi > Akımlar ve Teoriler > Teknoloji İnsanı Uçururmu ?

Teknoloji İnsanı Uçururmu ?




    Nietzsche Zerdüşt'ünde "ağırlığın ruhu"ndan söz eder(3.bölüm Vom Geits der Schwere!)."Ağırlık ruhu",sanılabileceğin aksine çağımızın ruhudur.Bakmayın siz, Varolmanın Dayanılmaz Hafifliğine.Bu hafiflik,çekilmez,kaldırılamaz,bir anlamıyla dayanılmaz hafifliktir;kaldırılamaz bir ağırlık.Post modern gürültüyü Nietzsche'yle başlatanların yanılgısı buradadır:Ondaki müthiş ağırlığı dayanılmaz hafiflik sanmışlardır.Ölümünün üzerinden bir yy dan fazla bir zaman geçtiği halde onu sesini duyacak kulaklarımız yok.Yok,çünkü çağımız giderek 'ağırlığın' egemen olduğu bir çağ.Yardım Çığlığı başlıklı metninde “Düşmemen için dans etmen gerek”der.Dans üzerimizdeki ağırlıktan kurtulmanın tek yoludur:Yerin dibindeki diskoteklerde, güzellik yada düğün salonlarındaki dans değil ,sokaklarda yaşamla bütünleşen bir dans!Dans, ruh da dans edebiliyorsa danstır.Ruhsa ağırlaşmıştır: Yaşanandan.Teknolojinin çarkından.İnsanın elini kokunu bağlayan rutin hayattan.

    Hafif olmak , ağırlığı atabilmek , kendini sevmekle olanaklıdır.Sağlam ve sağlıklı bir sevgiyle.Hafiflik,kendi ağırlığı altında ezilen çağımızda haz düşkünlüğü,sorumsuzluk olarak anlaşılıyor.Üstelik çağımızın kimi düşünürleri, iyiden iyiye hafiflemiş çağda hepimizin zaten uçmakta olduğunu söylüyor.Hepimizin önünde ekran ve ekranda açılan ağlararası(İNTERNET!) ağlarda düşler, hayaller avlayan kuşlarız.Bakın ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜN keyfine! Hafifliğimizin tadını çıkarın! Uçmak mı istiyorsunuz:Oturun ekranınızın başına, bol bol uçun.Sanal gerçeklik teknolojisine bindiniz mi , kuş olur  çıkarsınız göklere! İşte çağımızın ağırlığı buradadır:Hafiflik arayışlarında! Ağırlığının bilincinde olmayan bir çağa hafifliği nasıl anlatabilirsiniz? Sürünmeyen, yürürken tökezlemeyen , çukurlara düşmeyen, tabanları yürümekten, dizleri sürtünmekten yaralanmamış bir çağa? Çağımızın hafifliği , ağırlığı tanımayan bir hafiflik olduğu için  ağırdır.

     Teknoloji torpiliyle uçmak değil, Nietzsche’nin kanatlarının aradığı. Farmakolojik uçmak da, ilaçlarla.Nedensiz, bilinçsiz intiharlarla aralanan yaşam kapısından çıkıp, göğe süzülmeye çalışmak değil.Bir kaçış değil,uçmak kapısından çıkıp, göğe süzülmeye çalışmak değil.Sorunlarımızdan hendonistik  kurtulma denemeleri bir hazcı çare değil.

     Uçma tuhaf görünecek ama “uçma ağırlığına” erişmekle gerçekleşir.Uçma ağırlığı, hayatın ağırlığını tanımak, kendimizin ağırlığını taşıyabilmekle sağlanır.Ne demişti Nietzsche: “Hafif olmak , bir kuş olmak isteyen kendini sevmelidir.”Sağlıklı ve sağlam bir sevgi ile! Kendimizin ağırlığını taşıya taşıya sevmek  kendimizi:İnsanları doğayı severek.Nefreti çirkinliği duya duya sevmek.Ağırlığın sıkıntısını kahrını duya duya uçmak.

     Uçmanın ağılaşmayla,sürünmeyle başladığını unutmamalı: Ağırlığının ağırlığını yaşayabilen uçmayı hak ediyor!Zerdüşt’ün çağı bunu söylüyor.Çağımız Zerdüşt’ün çağı değil! Belki de hiç gelmeyecek.İnsan uçamadığı için ancak teknolojiyle uçabiliyor.İnsan uçamadığı için ilaçlarla, esriklikle uçabiliyor.İnsan uçamadığı için düşlerinde uçuyor.

    Teknolojinin getirdiği rahatlıkla insan uçmuyor, kendini uçurtuyor. ”Uçtu uçtu, insan uçtu!” dediğimde 6 yaşındaki yeğenim bile “insan uçmaz uçaklar uçar diyebiliyor.Peki uçakların içindeki insan uçmaz mı?”Uçmaz.Uçakların içindeki insan oturur ve yürür.İsterse zıplayabilir”.

   “İnsanlara günün birinde uçmayı öğretecek kişi,bütün sınır taşlarını yerinden oynatacaktır..’diyor Nietzsche,”Bütün sınır taşları havaya  uçacaktır önünde bu kişinin.”Sınır, düşüncemizin duygularımızın ,kendimize ve gerçekliğe bakışımızın sınırıdır.Henüz insan uçamadığı için sınırlar var.Kollarının içine gizlenmiş kanatlarının ayırdında değil.Kendinin değil de, başak şeylerin üzerine binerek uçabiliyor.Siyasal anlamda uluslar arasındaki sınırların kaldırılmaya çalışıldığı söyleniyor.Dünya sonunda kocamam bir köy olacak. İşte size söyleniyor :kocaman bir köy! işte size aşılamaz bir sınır!: İnsanın farklılığını ,çeşitliliğini çoğulluğunu önleyen bir sınır.

    İnsan binip uçarak dünyanın çok uzağındaki gezegenlere gitse de  gerçekte, kendi içindeki kanatlarını  keşfedemediği için sürünmeyi sürdürecektir.Teknolojinin getirdiği olanaklar iç özgürlüğünü yaşayabilen kendi kanatlarını açabilen insanı uçurabilir ancak!


Bu makale hakkında ek bilgi eklemek için buraya tıklayınız

Bu makalenin yazar yada kaynağını bildirmek için tıklayınız.

Digg this Post! Add Post to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Furl this Post!
Eklenme tarihi: 6-4-2008  Okunma: 276

Ekleyen:  bynkowalsky

Bu Makaleye Verilen Puan:    Bu makaleye puan verilmemiş.
Bu Makaleye Puan Ver  

Bölüm Başlık Kullanıcı Yorumları


Bu makaleye yorum gönderilmemiş, ilk yorumu sen gönder !
Reklam Netinternet
Bazı hakları saklıdır: İçeriğin editör ve yazarlarımız tarafından oluşturulan kısımları ve site tasarımının hakkı saklıdır.  Bu sayfa en iyi 1280x1024 ve 1024x768 çözünürlükte izlenir.
Powered by BilgiPortal v2.2
Emlak Yorumlar Müzik estetik