VERGİLENDİRMEDE KÜRESEL ZOR(UNLU)LUKLAR
Miraç Yazıcı
myazici@kpmg.com
Gelir Vergisi Kanunu'nun Geçici 67. maddesinde, 23.07.2006 tarihinden itibaren yapılan degişiklikle Türkiye'de ikamet etmeyen yabancı kişilerin menkul kıymet gelirleri vergi dışı bırakılmıştı. Ankara 3. Vergi Mahkemesi, bu uygulamayı anayasaya aykırı bulmuştur.[1] Konuyla ilgili son kararı Anayasa Mahkemesi verecektir.
Bununla birlikte Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, devlet kâğıtlarındaki stopajın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi ihtimaline karşı "Her şey eskisi gibi devam edecek" demektedir. Unakıtan, mahkemeden iptal kararı çıkması halinde, yeniden bir düzenleme yapılarak mevcut haliyle stopajın devam etmesinin sağlanacağının işaretini vermiştir.[2] Yerli yatırımcıya uygulanan stopajın kaldırılması hazine için yıllık 1-2 milyar dolar vergi kaybı anlamına gelmektedir. Bu durumda hükümetin bu vergi kaybını göze alamayacaktır.
Mevcut durumda dar mükellef olan yabancıların menkul kıymet gelirleri vergilendirilmezken, tam mükellef olan yerli yatırımcıların menkul kıymet gelirleri vergiye tabidir. Vergi konseyi başkanı Mustafa Uysal, mevcut durumun, tasarrufların vergilendirilmesindeki uluslararası uyumlaştırmalara uygun olduğunu savunuyor. Ayrıca yabancılara stopajın geri getirilmesi, ülkeyi yabancı sermaye açısından cazip olmaktan çıkarıp, Türkiye'de yabancılarla iş yapan aracı kurumları tehdit edebileceğini, böylece bu kurumlar üzerinden alınan kurumlar vergisi ile çalışanlarının ödediği ücret vergisin de alınamayacağını vurguluyor.[3]
Ekonomik işleyişteki küresel zorunluluklar, Türkiye’nin sermaye birikimindeki yetersizliği, Türk ekonomisine yabancı sermaye desteğini zorunlu kılmaktadır. Ülkeyi yabancı sermayeye cazip hale getirmenin önemli bir ayağı da vergisel teşviklerdir. Bununla birlikte mevcut durumda yerli yatırımcıların vergi yükü, vergide eşitlik ilkesi açısından tartışma yaratmaktadır. Veysi Seviğ, bu uygulamanın mevcut anayasal düzenleme ile örtüşmediğini belirtmektedir.[4]
Sermayenin hareketliliğinin çok hızlı gerçekleştiği yeni bir dönemdeyiz. Ülkenin rekabet edebilmesi artık küresel ekonomik koşulları göz önünde bulundurarak yeni açılımlar yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu açılımlar yerli mükellefleri kısa vadede etkileyebilmektedir. Fakat bu sancılar Türkiye ekonomisinin yapısal özelliklerinin zorunlu kıldığı sancılardır.
[1]http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=107211,6
[2]http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=89769
[3]http://www.dunyagazetesi.com.tr/yazar.asp?authId=51
[4]http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=89657&YZR_KOD=157