MEME KANSERİNDE TABULAR…GERÇEKLER…
İrgil, dünyada kanser ile mücadele konusunda çok önemli gelişmeler olduğunu ,özellikle meme kanserinin artık tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurguladı. Bursa’daki hekim ve sağlık kuruluşu kalitesinin dünya standartını yakaladığını söyleyen İrgil, hastaların kurum ve hekimlere güvenerek erken teşhis için kontrollerini yaptırmalarını istedi.
Opt.Dr.Ceyhun İrgil kanser haftası nedeniyle yaptığı açıklamada sözlerine şöyle devam etti ; “Günümüzde her üç kişiden biri kanserden ölmektedir.Tüm bu olumsuzluklara karşın tedavi olanakları hızla gelişmektedir ve dünyanın her yerinde insanın ortalama ömrü artmaktadır.Toplumdaki kanser bilinci artıkça, erken tanı olanakları artmaktadır. Erken tanılı olgular artıkça, dünyanın heryerinde kansere karşı yeni zaferler kazanılmaktadır.
MEME KANSERİNDEKİ ARTIŞ…
Son yıllarda yapılan araştırmalar göstermiştir ki, MEME KANSERİ kadınlarda en sık görülen kanser türüdür.Son 10 yıl içinde birçok yeni görüş meme kanserinin tanı ve tedavisine odaklanmıştır.Meme kanserinin özellikle batı ülkelerindeki hızlı artışı korkutucu boyutlara ulaşınca,birçok ülkede ‘ulusal kampanyalar’ ve tarama programları başlatıldı. ERKEN TANI ÖNEMLİ… ‘Amerika’da doğacak her 8 kız çocuğundan birinde yaşamının bir döneminde meme kanseri görülecektir’ tezi, günümüzdeki araştırmalar ile ispatlanmaktadır.Ancak bugün kesin olan bilgi, HER 9 KADINDAN BİRİ yaşamının bir döneminde meme kanseri olacaktır.Bu korkutucu gerçeğe karşın sevindirici olan meme kanserinden ölümlerin çok düşük oranda olmasıdır.Özellikle erken tanı konan hastalarda meme kanseri artık öldürücü bir hastalık değildir.Bu nedenle batı ülkelerinde erken tanıya yönelik mamografi taramaları ve kadınların bilinçlendirilmesi çalışmaları büyük önem kazanmaktadır.
Meme kanseri özellikle ileri yaş ( 40 yaş sonrası ) hastalığı kabul edilmesine karşın her yaşta görülebilir.Çok nadiren erkeklerde de (%1) görülür.Hastalık erken evrede yakalandığı takdirde kadın hiçbir zarar görmeden, memesi alınmadan, radyoterapi (şua tedavisi ) görmeden hatta kemoterapi (ilaç tedavisi) görmeden bu hastalığı atlatabilir.2005 yılında ABD’de yapılan ASCO toplantısında meme kanserinin % 97 tedavi edilebilir bir hastalık olduğu vurgulandı.Özetle denilebilirki, erken tanı konmuş meme kanserinde modern tedavi olanakları ile tamamen iyileşme olanağı vardır.Bu nedenle kadınların bu hastalığa karşı bilinçlenmesi, yıllık muayene ve mamografi takiplerini yaptırması çok önemlidir.
Günümüzde meme hastalıkları çok hızlı ve basit tetkiklerle araştırılabilir.Meme hastalıklarının tanısı için sıklıkla mamografi ve ultrason kullanılır.Bir genel cerrahi uzmanı tarafından muayene edilen kadında yılda birkez yapılacak tetkikler ile varolan bir meme hastalığını saptamak mümkündür.
KONTROL YAŞI…
Amerikan Kanser Derneği ve Dünya Sağlık Örgütü meme kanserinden korunmak için kadınlara 35 yaşından sonra her yıl kontrol önermektedir.Bu kontrol yaşı riskli kadınlarda 30 yaşına kadar inmektedir.Menopoz döneminde ise meme kotrolleri tüm kadınlarda mutlak yapılmalıdır.Çünkü menopoz öncesi bir kadının memesinde bulunan bir kitlenin kanser olma olasılığı %10 iken, menopozdaki bir kadında bu kitlenin kanser olma olasılığı %50dir.Bunun anlamı menopoz dönemimindeki bir kadında bulunan meme kitlelerinin yarısı kanser olasılığı taşır. Kadınlar 40 yaşına kadar ‘temel mamografi’denilen bir mamografi çektirmelidir. Bu mamografi ile daha ileri yaşlarda çekilen mamografiler karşılaştırıldığında ortaya çıkan farklılıklar kolayca saptanabilir.
Her yaştaki kadın özellikle banyo sırasında kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır.Ailesinde meme kanseri görülen, herhangi bir meme hastalığı olan veya risk grubundaki kadınlar daha sık muayene olmalıdır.
MEMENİN TABULARI…
Kadınlar ‘şikayetim yok’ diye genellikle kontrollerini yaptırmazlar veya aksatırlar.Toplumumuzda meme hastalıkları ile ilgili birçok tabu vardır.Bunların içinde en önemlisi ‘şikayetim yokken kotrole gerek yoktur’ düşüncesidir.Meme kanserinin erken tanısı için en uygun dönem hiçbir şikayetin olmadığı dönemdir. Birçok kadın ‘ağrıyan memenin’ ve ‘ağrılı kitlenin’ önemli olmadığına ınanır.Oysa bu çok tehlikeli bir tabudur.Bu nedenle birçok kadın erken tanı şansını kaybetmektedir.
Tüm eğitim çalışmalarına ve kitle iletişim araçlarına karşın hala kadınların önemli bir kısmı mamografiden korkmaktadır.MAMOGRAFİ KORKUSUNUN ilk nedeni mamografinin kanser yaptığı tabusudur.Modern mamografi cihazları son derece düşük radyasyon ile çalışırlar. Mamografi çekimi ile kanser olma riski yoktur.
Mamografi korkusunun ikinci nedeni,çekim sırasındaki ağrıdır.Kadınlar genellikle bu çekim olayını birbirlerine abartarak aktarmaktadır.Gerçektende bazı kadınlarda mamografi çekilirken ağrı olur,ancak bu meme dokusu duyarlı kadınlarda görülür.Meme dokusunun sıkılması ile oluşan bu ağrı genellikle hafif düzeydedir. Gerekirse yeni mamografi cihazları ile bu ağrı oluşturulmadan çekim yapılabilir.
Birbaşka tabu da ‘emziren kadınlarda meme kanseri olmaz ’ inanışıdır. Emzirmeyen kadınlar için meme kanseri riski daha yüksektir.Ancak emzirmek meme kanseri olma olasılığını azaltmaz.
Meme birçok kadın tarafından cinsel organ olarak görülmektedir. Derinin bir uzantısı olan meme,yapı olarak bez yapısındadır.Bu cinsel organ inanışı nedeniyle meme hastalığı olan kadınlar tanı ve tedavi için kadın hastalıkları uzmanlarına başvurmaktadır.Halk arasında meme yerine ‘göğüs’ kelimesi kullanıldığı için birçok kadın yine yanlışlıkla ‘gögüs hastalıkları uzmanına ’ gitmektedir.Oysa meme hastalıkları ile ilgili uzmanlar GENEL CERRAHİ uzmanlarıdır.
KADINLAR NE YAPMALI ?
Sağlıklı bir kadın düzenli olarak kendini muayene etmelidir.Yılda bir kez uzman kontrolü yeterlidir.35 yaşından itibaren düzenli, kayıtlı ve sistematik bir kontrol şarttır.Meme hastalıklarında tanı ve tedavi bir ekip işidir.Çünkü hastalık birçok tıp dalını ilgilendirmektir.Bu nedenle kadınlar meme hastalıklarının tanı ve takiplerinde konunun uzmanı olan kurum ve merkezleri tercih etmelidir.Meme hastalıkları, şeker hastalığı,menopoz,kadın hastalıkları v.b. gibi devamlı ve düzenli takip gerektirmekte dir.Meme hastalıklarında amaç erken tanıdır.Yıllık kontrolleri düzenli yapılan bir kadında gelişen meme tümörünü tanımak zor değildir.
Meme hastalıklarının tanı ve takibinde yıllık muayene, mamografi ve ultrason ile yapılacak tetkikler yeterlidir.Kadınlar yılda bir gününü meme kotrollerine ayırmalıdır. Birgünde yapılacak bu kontrol ile kadın yılboyunca rahat ve huzurlu olacaktır.
Özellikle meme hastalığı olan veya memesinde şişlik ve kitle saptayan kadın zaman geçirmeden bir genel cerrahi uzmanına başvurmalıdır.Meme hastalıklarını saptamakta yalnızca muayene yeterli değildir.Meme ultrasonu ile muayene pekiştirilmelidir.Kadının yaşı uygunsa mutlak mamografide yapılmalıdır. Kadınlar genellikle meme kitlelerini ‘süt bezesidir’ inancı ile ihmal etmektedir.Bu durumlarda birçok kadın erken tanı şansını kaybetmektedir.Memedeki her kitle veya şişlik aksi ispat edilinceye kadar kanser kabul edilmelidir.Tetkikler sonucu kitlenin karakteri patolojik olarak ispatlanmalıdır.Günümüzdeki modern teknikler ile kolayca ve hızla bu kitlelerin kanser olup olmadığı gösterilebilir.”