Yaş ,Doğurganlık ve Tüp Bebek
Günümüz toplumunda, kadınlar tarafından gebeliğin daha ileri yaşlara bırakılması genel bir seçim olarak daha sık karşımıza çıkmaktadır. Bu düzenli bir aile yaşantısını oluşturmayı istemekten, maddi güvenceyi sağlamak kaygısından ya da zihinsel olarak anneliğe hazır olduğundan emin olmaya çalışmaktan kaynaklanır. Ayrıca basında yardımcı üreme teknikleri ile ilgili olarak yer alan haberler gerçek dışı bir şekilde, ileri yaşlarda gebe kalabilme konusunda kadınlara güvence oluşturmaktadır.
Önemli olan kadının sağlıklı bir gebelik ve gebe kalma potansiyeli üzerine, yaşın etkili olduğunun farkında olmasıdır.
40 Yaşından Sonra Doğurganlık
Biyolojik nedenlerden dolayı ileri yaşlarla birilikte doğurganlık azalır. Otuz yaş altında herhangi bir ayda gebe kalabilme şansı % 20 iken, 40 yaş üzerinde bu şans yalnızca % 5 olarak öngörülmektedir. Tüp bebek gibi ileri infertilite tedavilerinde dahi 40 yaş üzerinde gebe kalma şansı azalırken, düşük yapma şansı artmaktadır. Doğurganlıkta olan bu değişiklikler; içinde bulunulan sağlık durumu, yumurtlama fonksiyonunda oluşan değişiklikler ve yumurtalıktan atılan yumurtanın yapısındaki değişiklikler ile açıklanabilir. Kırk yaşına gelene kadar bir çok kadının başından doğurganlığını etkileyebilecek, kadınlık organları ile ilgili enfeksiyon, endometriozis ya da cerrahi müdahale geçmektedir. Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerde infertilite tetkiklerine 1 yıl başarısızlıktan sonra başlanırken, kadının yaşı 40’ın üzerinde ise bu süre 6 ay olmalıdır.
Yumurtalıklardaki Değişiklikler
Beyinde bulunan hipotalamus ve hipofiz gibi
yapılar yumurtlamayı ve adet düzenini salgıladıkları FSH ve LH gibi hormonlarla
yönetirler. Kadınların çoğu ilk adet gördükleri dönemde (puberte)
yumurtalıklarında toplam 300 000 yumurta hücresine sahiptirler. Her adet
döneminde olgunlaşarak gebelik oluşturmak üzere atılan tek yumurta hücresi,
birlikte gelişmeye başladığı 500 - 1 000 yumurta arasından seçilmektedir. Geri
kalan yumurtalar ise kendi kendilerine imha olmaktadır. Menopoz dönemine
yaklaşan bir kadının yumurtalıklarında yalnızca birkaç bin yumurta hücresi
kalmıştır. Bu yumurta hücreleri ise genelde FSH ve LH hormonlarına istendiği
gibi yanıt vermezler ve beyindeki yapılar kontrolü sağlamak için bu hormonların
kandaki düzeylerini arttırırlar. Adet kanamasının 3. gününde FSH düzeylerinde
yükseklik saptanması bunun sonucunda meydana gelir. Yumurtalıklardaki bu
cevapsızlık, aynı zamanda yumurta hücresindeki kalitesizliğinde indirekt bir
işaretidir.
FSH ve LH' a azalan yumurtalık cevabı ile birlikte,
yumurtalıklardan salgılanan östrojen ve progesteron hormonlarının da seviyeleri
düşer. Adetler arasındaki süre kısalabilir ve yumurtlamalar oluşmayarak
adetlerde sekmeler görülebilir.
Yumurta Hücresindeki Değişiklikler
Yaşlanan kadın ile birlikte yumurta hücreleri de yaşlanır, bu da sperm tarafından döllenme kabiliyetlerinin azalmasına neden olur. Bu yumurtaların döllenmesi durumunda genetik bozukluklar açısından daha fazla risk söz konusudur. Örneğin, Down Sendromu (21. kromozomun iki yerine üç tane olması, mongol bebek) yaşlı kadınların çocuklarında daha sık görülür.
Genetik problemi olan yumurtanın döllendikten sonra büyüme ve hayatta kalma şansı çok düşüktür. Bu nedenle de 40 yaşın üzerinde düşük yapma açısından artmış bir risk söz konusudur.
Kırk yaş üzerindeki kadınların gebe kalma şanslarındaki azalma büyük oranda yumurta hücrelerinde artan kromozomal problemler ile ilgili gözükmektedir. Uygulamanın serbest olduğu ülkelerde yaşlı kadınlarda, genç kadınların yumurta hücreleri kullanılarak yapılan tüp bebek tedavilerindeki başarının, genç kadınların ki ile benzer oranlarda olduğu göstermiştir. Bu da yaşlı kadınların gebe kalmasının önündeki en önemli engelin, yumurta hücrelerinde zaman içinde oluşan problemlerin olduğunu doğrulamaktadır. Maalesef, yaşlanma ile yumurta kalitesinde meydana gelen bu bozulmayı önlemek için yapılabilecek hiçbir şey yoktur.
Değerlendirme ve Tedavi Yaklaşımları
İleri yaştaki bir kadın gebe kalmaya karar verirse ilk yapılması gereken gebelik meydana geldiğinde oluşabilecek tıbbi problemlerin ön araştırmasının yapılmasıdır. Önceden saptanmayan hipertansiyon ya da şeker hastalığı gibi durumlar gebelik sonrasında istenmeyen problemlere neden olabilir. Kadın 6 - 12 aylık süre içinde gebe kalamamışsa, bu konuda tecrübeli doktorlar tarafından değerlendirilmelidir. Gerekli ön testlerin tamamlanması 1 – 3 ay kadar sürer, uygun tedavi belirlenerek hemen başlatılır. Alışılagelen testlerle birlikte, adetin belli dönemlerinde yapılan FSH, LH ve östradiol (E2) ölçümleri, yumurtalıkların durumu konusunda önemli bilgiler sağlar. Sonuçlar, kadının başarı şansı konusunda ek bilgiler verir.
İleri yaşlardaki kadınların kendi yumurta hücreleri ile başarı şansı yoksa ya da denemeler başarısızsa, yurt dışında bazı merkezlerde genç kadınların yumurtalarını kullanarak gebe kalma şansı mevcuttur (Donör). Ancak bunun için seçilecek merkezin güvenilir olması, ileri yaştaki kadının tıbbi problemlerinin önceden detaylı araştırılması vb gibi konularda çok dikkatli olması gerekir. Yurdumuzda ise evlat edinmek veya çocuksuz yaşamaya karar vermek çiftin önündeki seçeneklerdir.
ANKARA TÜP BEBEK VE KADIN SAĞLIĞI MERKEZİ
0 312 472 33 34