|
| Makaleler |
| Toplam Makale |
3421 |
| Yayında |
3239 |
| Bekleyenler |
182 |
| Görüntüleme |
13562394 |
|
|
|
Şişirilmiş büyümenin bedeli
Şişirilmiş büyümenin bedeli(!)
Geride kalan 4 yılda, hem enflasyonu kontrol altına almak, hem ekonomik büyümeyi hızlandırmak amacıyla uygulanan "düşük kur yüksek faiz politikası'nın bedeli yüksek oldu.
Merkez bankası'nın yalnız fiyat istikrarını sağlamak için enflasyon hedeflenmesi; ülkenin uzun vadeli ekonomik gelişmesine ilgisiz kalması,gercekçi bir politika değildir.Hic bir ülkenin merkez bankas,o ülkenin işsizlk oranına, istihdam olanaklarına, üretim kapasitesine, kaynakların dağlımına, yoksulluğun artmasına, en önemlisi olarak ulusal paranın katma değer yaratılmadan ve üretime dayanmadan değer kazanmasına seyirci kalamaz.
Ama ne yazık ki, Türkiye' de son 4 yılda farklı bir durum yaşandı. Merkez bankası yalnız enflasyona odaklandı. Bu yaklaşım, kamuoyuna "Merkez bankası'nın" bağımsızlıgı olarak yansıtıldı. TL (Yada YTL)nin fiktif değer kazanmasına alkış tutuldu. Buna karşılık kur gerçek değerine doğru yol almak için kıpırdadığnda; bu kez bağımsızlık söylemi rafa kaldırılarak müdahale için merkez bankası devreye girdi (yada sokuldu).
Enflasyonda yaşanan düşüş, kurun düşük değerde tutulmasıyla gerçekleşmiştir. Ancak bu yöntemle enflasyonu kontrol altına alabilmenin sınırına gelindi. Son bir yılda, düşük kur politikası, enflasyonu artık düşürmeye yetmiyor. Denilebilr ki; Peki,enflasyonda düşüş nasıl sağlanıyor?
Aynı endişeyle büyümeyi, milli gelirin artışını ve dağılımını sorgularsak; şu sorunun da yantlanması gerekiyor. Üretim artmadan ve katma değer yaratılmadan büyüme nasıl sağlanıyor?
Birbiriyle ilgili olan bu iki sorunun iki yanıtı var. Düşük kur politikasıyla enflasyonu düşürmenin bedeli; ödenen yüksek faiz nedeniyle borçların ve ithalatın artmasıdır. İthalatın artması hem cari açığın artmasına hem üretimin düşmesine neden olmustur. Bu yapı sonucunda, üretimsiz bir aşırı büyüme ortaya çıkmaktadır. Bölyesi bir büyümenin bedeli ise işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk ve ihtalata dayalı ihracattır.
Ekonomideki bu gelişme,Türkiye yi kontrol edilemeyen enflasyona ve borçlanarak büyümeye; halkı ise gelir yaratmadan tüketmeye ve borçlanarak yoksullaşma sürecine sokmuştur. Gelir yaratmadan tüketmenin bedeli ise ekmeğin küçülmesidir. Köyleri boşaltarak şehirlere göçtür. Şehirde de iş olanakları sınırlı olunca hırsızlık yaparak ve gasp ederek yaşamaktır.
Bugün bıçağın kemiğe dayandığı, yoksulluğun hızla arttığı, köylünün toparağından kopmasına neden olan koşulların ağırlaştıgı bir dönemi yaşıyoruz. Emek yok olmuş, ekmek küçülmüş, halk kredi kartı ve tüketici kredilerin altında ezilmiş; buna karşılık halkın tükettiği malların fiyatları sürekli artmaya devam etmiştir. Semt pazarlarının çöpünde ve artığında yiyecek arayanların sayısı hergün hızla artmaktadır.
Bütün bu gerçeklere rağmen yayımlanan rakamlara göre enflasyon düşüyor, büyüme ise artıyor. Bu durum,rakamların çarpıtılması, istatistiklerin gerçek verilere dayanmaması; büyümenin ithalat vergilerine ve borçlanmaya dayanması ile sağlanıyor. Yani büyüme şişiriliyor. Hayat ise simit edebiyatı ile açıklanayamacak düzeyde pahalılaşıyor.
Şişirilmiş büyüme üreten; fiyat istikrarına yani enflasyona hedeflenen "düşük kur yüksek faiz" politikasının bedeli, yalnız ekmeğin küçülmesine yol açmıyor. En büyük bedel, çocukların hayallerini ve gençlerin umutlarını yitirmesidir. Gerçek hayatın fotoğrafını çekmek için bir devlet okulunun bir sınıfına bakmak bile yetiyor. Fotoğrafda; homojen olmayan,gelir dağlımının çarpıklığından yoksulluk nasibini almış,defterini kalemini alamayan,yaşam kültürü yozlaşmıs,umutsuzluğun ve şiddetin kolkola gezdiği çocukları ve gençleri görürsünüz.
Türkiye böylesi bir yaşama laik değildir. Halk umutsuzluğa ve yoksulluğa terk edilemez. Artık, Türkiye nin değerlerini haraketlendirecek, yaşam kültürünü besleyecek, ideal sahiplerine ihtiyaç zamanıdır. Halkın sesinin gürleme zamanıdır. Şişirilmiş büyümenin bedelini ödeyenlerin bir araya gelme.
Bu makale hakkında ek bilgi eklemek için buraya tıklayınız
Yazar & Kaynak: http://www.e-haber.com.tr/index.php?yazar_id=60&kose_id=71
Eklenme tarihi: 22-10-2007 Okunma: 285
Ekleyen: kardelen070
|
| Bu Makaleye Verilen Puan: |
Bu makaleye puan verilmemiş.
|
Kullanıcı Yorumları
Bu makaleye yorum gönderilmemiş, ilk yorumu sen gönder !
İlgili Dökümanlar
|
|
|