I- GİRİŞ:
4837 sayılı ekonomik istikrarı sağlamak için ek vergiler alınması hakkında kanun'un ek motorlu taşıtlar vergisini düzenleyen 1.maddesine göre 18.2.1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 5 ve 6 ncı maddelerinde yer alan (I), (II), (III) ve (IV) sayılı tarifelere göre vergiye tâbi olan ve bu Kanunun yayımlandığı tarihte ilgili sicilde kayıtlı bulunan taşıtlar, bir defaya mahsus olmak üzere 2003 yılı için tahakkuk ettirilen motorlu taşıtlar vergisi tutarı kadar, ek motorlu taşıtlar vergisine tâbidir.
Ek motorlu taşıtlar vergisi, bu Kanunun yayımı tarihinde tahakkuk etmiş ve tebliğ edilmiş sayılır." denilerek kanunun yayımı tarihinde sahip olunan taşıtlar için ek vergi tahakkuk ettirilmiş ve bu kanun muhalefet partisi tarafından anayasaya aykırı görülerek anayasa mahkemesinde dava açılmıştır. Anayasa mahkemesi de bu isteği haklı bularak 23/07/2003 tarih ve E.2003/48,K.2003/76 sayılı kararı ile ek taşıt vergisini iptal ederek yürürlüğünü de durdurmuştur.
İktidar partisi yeni bir kanun çıkararak hedeflediği miktardaki vergiyi almak için anayasaya aykırılık gerekçesini de göz önünde bulundurarak yeni bir kanun çıkarmış ve bu kanun gereğince de vergi tek taksite indirilerek 7/8/2003 tarihinden itibaren 30/09/2003 tarihine kadar verginin alınmasını öngörmüştür.
Muhalefet partisi bu kanunla da ilgili anayasaya aykırılık iddiası ileri sürmüşse de Anayasa Mahkemesi başvurudaki eksiklikler yüzünden reddetmiştir.
II- EK TAŞIT VERGİSİ Mİ? YOKSA TAŞIT VERGİSİ Mİ???
4837 sayılı kanun ile getirilen ek motorlu taşıtlar vergisinin adı yeni kanunla taşıt vergisi olmuştur. Bununla neyin hedeflendiği ise meçhulümüzdür. Adı ne olursa olsun getirilen bu ek vergi taşıt sahibi olan kişiler için bir yüktür. Bu yük ise mükelleflerin taşıma kapasitelerinin üzerinde olup bazı haksız düzenlemeleri de içermektedir. Kanun koyucu işi o kadar aceleye getirmektedir ki devletine güvenerek taşıt sahibi olanlar neredeyse taşıt bedeli kadar vergi ödemektedirler. Bu iki kanunla değişen nedir, diye baktığımızda ortada çok büyük haksızlıklar olduğu görülecektir. Devletine güvenerek 3/4/2003 tarihinden sonra araç alan mükellefler tek taşıt vergisi mükellefi olurken parasını elinde tutanlar veya başka alanda değerlendirenler veya mevcut aracını satanlar bu işten karlı çıkmışlardır. 7/08/2003 tarihine kadar aracını satan kişiler/kurumlar ödedikleri ek taşıtlar vergisini iade almak hakkına kavuşurken bu ve sonraki tarihte araç alanlar da vergi mükellefi olmuşlardır.
III- HER İKİ VERGİ ARASINDAKİ FARKLAR:
4837 sayılı ile 11/4/2003 tarihinde elinde araç bulunduranlar verginin mükellefi olurken bu tarihten sonra araçlarını satanlar ve alanlar verginin ikinci taksitini ödemiyorlardı.
4962 sayılı yasa ile 7/8/2003 tarihinde elinde araç bulunduranlar ve bu tarihten sonra araç alanlar verginin mükellefi olurken; araçlarını satanlar ödedikleri vergiyi iade alarak kazançlı çıktılar.
4837 sayılı kanuna göre ek taşıt vergisi ödeyenler daha düşük model ve ağırlıkta araç aldılarsa ödedikleri vergi fazla olduğu için yerine göre vergi fazlası çıkacağı için iade para da alabileceklerdir.
1/7/2003 ile 7/8/2003 tarihleri arasında satın aldıkları araçları üzerine tescil edenler tescil esnasında ek verginin ikinci taksitini de satıcı adına ödediklerinden satıcı ve alıcı arasında da bir sürü sürtüşmelere neden olunmuştur.
4962 sayılı kanunla mahsup sistemi getirilmiştir. Mükellef yatırdığı vergi için bile vergi dairesine gitmek durumunda kalacaktır. Oysa aynı taşıt için mükellef niye mahsup talebinde bulunsun! İdare re'sen bunu mahsup etmeliydi.
IV- SONUÇ:
4962 sayılı kanun taşıt vergisi mükelleflerinin devlete olan güvenini sarsmıştır. Mükellefler devletin her ne pahasına olursa olsun vergi almak isteğinin haksız olduğuna inanmışlardır. Aracını satarak parasını değerlendirenler bu kanunla vergi mükellefi olmaktan çıkarken; araç alanlar ise verginin tamamından sorumlu tutulmuşlardır. Aracını satarak yeni araç alanlar ise vergi dairelerinin yolu tutarak mahsup peşinde koşmak durumunda kalmışlardır. Yapılacak iş ise oldukça basitti. Madem illa vergi almak istiyorsun mükellef ile taşıt arasında bağ kurmak yerine taşıt esas alınarak taşıt için ödenen vergi o taşıtın vergisine sayılarak hem ilk taksidi süresinde ödemeyenler % 28 oranında gecikme zammından kurtulmazlardı hem de mahsup veya iade için kapı kapı dolaşmak durumunda kalmazlardı.
Sonsöz: Henüz vakit geç değil. Verginin ödenmesi için son gün 30 Eylül 2003. Bu tarihe kadar yeni bir tebliğ çıkarılarak bütün bu düzenlemeler yapılabilir. Yeter ki iş yapılmak istensin!