Anasayfa > Ekonomi > Kemal Derviş, Ekonomi ve Siyaset?

Kemal Derviş, Ekonomi ve Siyaset?




 Kemal Derviş, Ekonomi ve Siyaset

 

Kemal Derviş'in Türk siyasetinde oynadığı rol hakkında düşüncelerim iki zıt yönde. Eğitimi, deneyimi ve teknik iktisatçılığına saygım var. Türkiye'ye gelişini de, iş ve özel hayatından fedakârlıklar yaparak gerçekleştirdiği bir ülkesine hizmet arzı olarak değerlendiriyorum. Türkiye'de bazı siyasetçi, bazı bürokrat ve bazı iş adamları arasında oluşmuş ve adeta siyasi kültürümüzü tarif eder hale gelmiş, geleceğimizi karartan ahlaksız ve ham ilişkiler ağına hiç bulaşmamış biri. Şu anki hükümetin, ekonomiyi kurtarmak için giriştiği bir önceki saçma sapan politika başımıza çökünce, Derviş enkazın içine girdi. Önce hükümeti kurtardı. Sonra, tarihimizin en büyük depresyonu ve kamu borcu stokunu dolarla iki katına çıkarmak pahasına Türkiye'de fiyat istikrarı ortamını sağlamak, ardından sürdürülebilir bir büyüme sürecini başlatmak için elinden geleni yapıyor. Seçilmiş ve atanmış siyasetçi ve bürokrat kadroları içinde bu proje için gerekli teknik birikim ve deneyime sahip insanların neredeyse hiç olmadığı bir ortamda, adeta tek başına çalışıyor. Bunlar, Kemal Derviş'in Türkiye sahnesinde verdiği görüntü hakkındaki değerlendirmemin bir ekseni.

 

Ama bir de olumsuz ekseni var bu değerlendirmemin. Bu ise Kemal Derviş'in, adeta Tanrı tarafından Türkiye'yi idare etmekle görevlendirildiklerini vehmeden bürokrasi konumlu insanların sergiledikleri oligarşik dünya tasarımını kullanmağa başlamasından kaynaklanıyor. Derviş'in, bilerek ya da farkında olmadan Türkiye Jakobenizminin safına katılması, hatta bu safın liderliğine sürüklenmesi riski var. Niye böyle düşünüyorum, izin verirseniz açayım.

 

Derviş son haftalarda ısrarla "ekonomi siyasetin etkisinden kurtarılmalıdır" diyor. Muhtemelen söylemek istediği başka bir şey ve kendini yanlış ifade ediyor. Eğer öne sürdüğü, "Türkiye'deki iktisadi hayat, siyasetin değil siyasetçilerin, iyi siyasetçilerin değil kötü siyasetçilerin, piyasa ekonomisini ve toplumsal ortak ihtiyaçları değil kendilerinin ya da korumak istedikleri insanların ortak çıkarlarla çelişen özel çıkarlarını gözeten keyfi müdahalelerinden korunmalıdır" önermesi ise, doğru bir şey söylüyor. Ama kullandığı ifade yanlış ve yanıltıcı.

 

Yanlış. Çünkü bir kere, başta varlık ve rekabet hukukunun oluşturulması, uygulanması ve geliştirilmesi olmak üzere ancak ve ancak kamusal alanda siyaset süreçleri ile çözülebilecek problemler çözülmeden, kendi kendine sorunsuz işleyen bir piyasa ekonomisi yoktur. Olamaz. Siyasetin etkisine maruz kalmadan var olan, işleyen bir ekonomi tasarımı abestir. Böyle bir şey hiçbir zaman olmamıştır. Hiçbir zaman olamaz. Ekonomi "doğa hali" değil "toplum hali"dir. Şu anda Türkiye'de yaşanılan türden büyük çöküntüler, sıkıntılar, toplumsal kararları meşru demokrasi platformlarında iktisat politikası uygulamalarına dönüştüren siyaset yüzünden değil, aksine, meşru siyasi platformlarda alınmış toplumsal kararlar olmadan ekonominin "idare edilme"sinin, kötü idare edilmesinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Çıkar. Bunu da biraz açalım.

 

Türkiye'de yaşamakta olduğumuz büyük iktisadi çöküntü, 1999 Aralığında, içerdeki yerli "memurlar"ımız ile Washington'daki yabancı IMF ve ABD "memurlar"ının aldığı, hangi akla hizmet ettiği o zaman da bu zaman da belli olmayan bir kararın, döviz kurunu enflasyon haddinin altında tutacak (artış oranı) sabit kur politikasının yol açtığı bir çöküntüdür.

 

Bu karar nerede alınmıştır. Alınmadan önce Meclis'te müzakere edilmiş midir? Hükümeti oluşturan partilerin meclis gruplarında tartışılmış mıdır? Sanayici işverenler, işçiler, ihracatçılar, bankacılar gibi iktisadi hayatımızın önemli aktörlerinin toplumsal örgütlerinde, ortak aklı arama platformlarında tartışılmış mıdır? 1999 seçimlerinden önce, seçime girecek partilerin kurultaylarında kronik enflasyonun nasıl düşürüleceği, istikrar ortamında sürdürülebilir büyümenin nasıl başlatılacağı tartışılmış mıdır? Seçim kampanyasında partiler ve güya "liderler"i bu meseleleri konuşmuş, temel konularda toplumsal kararların alınması için siyaset yapmışlar mıdır?

 

Türkiye'de çok uzun bir süreden beri "siyaset" kategorisini yanlış kullanıyoruz. Kemal Derviş de bize uydu. O da bu temel kategoriyi yanlış kullananların kervanına katıldı.

 

Siyaset, bir toplumda, ancak ve ancak kamusal alanda çözülebilecek konuların nasıl çözüleceğine dair kararların, yurttaşlar arasında müzakereler, tartışmalarla, olabildiğince geniş uzlaşma konturlarına oturtularak alınmasıdır. Türkiye bu anlamda siyasetin fazla olmasından değil, siyasetin eksik, çok eksik olmasından, hatta hiç olmamasından ötürü acı çekmektedir. Sadece ekonomide değil. Kamusal alanın her bölgesinde.

 

Siyaseti, kendine kulluk yapmaya razı olanlarla takım kurup, içinde temel toplumsal kararların üretilemediği seçimlere girip, anayasal hukukun şekli şartlarını yerine getirip, hükümet etme yetkisini kullanma noktasına gelen güya liderlerin ve takımlarının oynadıkları, bir makama gelme ve o makamda kalma oyunu sanmak, günahını hepimizin taşıdığı temel tarihi ve kültürel yanılgımızdır. Siyasetin böyle bir oyuna indirgenmesi sadece ülkede kamusal alanı "kanunsuz özel çıkar ittifaklarına yönelmiş" güya siyasetçilerin zararlı etkilerine maruz bırakmakla kalmamaktadır. Aynı zamanda kronik enflasyondan nasıl en az tahribatla çıkılacağı gibi birikim, üstün zekâ ve gerçek liderlik gerektiren konularda bir siyaset boşluğuna da yol açmaktadır. Türkiye'nin sıkıntısı, siyasetin ekonomiye karışması değil karışmamasıdır.

 

Ülkeler, ya toplumsal rızaya dayanmayan iç oligarşiler tarafından yönetilir, ya dışardan başkaları tarafından yönetilir, ya da toplumsal rızaya dayanılarak, toplumsal rıza oluşturan siyaset süreçleri üstünde, demokrasi ile yönetilir. Yirmi beş yılı aşan bir kronik enflasyonun nasıl bitirileceği gibi büyük fedakârlık gerektirecek iktisat politikası kararları, eğer Türkiye iç oligarşik kadrolar yâda dışardan gelen ve Türkiye karşısındaki durumu kolaylıkla adeta sömürgeci idarelerin emrindeki teknisyenliğe kayabilecek kadrolar tarafından alınmayacaksa, mutlaka ve mutlaka toplumsal süreçlerle, toplumsal siyaset ile alınmak zorundadır. Kötü siyasetin çaresi iyi siyasettir. Kötü siyasetin çaresi siyasetsizlik, siyasetin reddi, siyasetten kaçma değildir. Siyasetin ikamesi zulümdür, yarı sömürge statüsüne düşmektir. Bir cumhuriyette siyasetin ikamesi olamaz.

 

Yani, "mademki Türkiye'de şu ana kadar ortaya çıkardığımız ve kendilerine siyasetçi diyen ve bizim de siyasetçi dediğimiz kadrolarla, adına siyaset dediğimiz süreçlerle kamusal alanın ortak akla göre yönetimini beceremedik, mademki siyaset başta ekonomimiz olmak üzere toplumumuzun bütün bölgelerini kötü siyasetçilerin tahribatına maruz bıraktı, öyle ise, ekonomiyi siyasetin etki alanının dışına çıkaralım" diyemezsiniz. Bu hem bilgisel olarak yanlış bir önermedir, çünkü böyle bir ekonomi olamaz, hem de tehlikeli bir önermedir. Çünkü ekonomiyi siyasetçinin etkisine kapattığınız zaman kimin kontrolüne terk ediyor olduğunuz, kime, kimlere teslim ettiğiniz konusu yanıtsız kalır.

 

Türkiye ekonomisinin kamusal yönetimi, siyaseti bir makama gelmek ve o makamda kalmak oyununa ya da "kanunsuz özel çıkar ittifaklarının" desteklenmesine indirgeyen kötü siyasetçilerin etkileyemeyeceği bir hale getirmemiz lazım. Kemal Derviş bunu söylemek istiyorsa haklı. Bunun da yolu Türkiye'de doğru anlamıyla siyasetin üretilmesi ve ekonominin doğru anlamıyla siyasetin denetimine sokulmasından geçiyor. Bunu yapamazsak, ekonominin idaresini de, toplumsal hayatımızın başka bölgelerinin idaresini de, kendilerinde adeta ülkeyi yönetmek için Tanrı'nın verdiği bir yetki vehmeden oligarşik bir yerli memurlar takımına ve/veya IMF ve Amerikan Hazine Bakanlığının teknisyenlerine teslim etme durumuna kayabiliriz. Ki bu felaket olur. Türkiye her şeye rağmen bu iki seçeneği de engelleyebilecek bir tarih ve kültür birikimine sahiptir.



VS dergisinin Nisan-Mayıs 2002 sayısında Derviş'e soru: Siyaset ekonomiden çekilmeli mi sahi? başlığı ile yayınlandı.


Bu makale hakkında ek bilgi eklemek için buraya tıklayınız

Yazar & Kaynak: Yahya Sezai TEZEL

Digg this Post! Add Post to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Furl this Post!
Eklenme tarihi: 18-6-2007  Okunma: 1099

Ekleyen:  miraç yazici

Bu Makaleye Verilen Puan:    Bu makaleye puan verilmemiş.
Bu Makaleye Puan Ver  

Bölüm Başlık Kullanıcı Yorumları


Bu makaleye yorum gönderilmemiş, ilk yorumu sen gönder !

Yorum Ekle  

Reklam Netinternet
Bazı hakları saklıdır: İçeriğin editör ve yazarlarımız tarafından oluşturulan kısımları ve site tasarımının hakkı saklıdır.  Bu sayfa en iyi 1280x1024 ve 1024x768 çözünürlükte izlenir.
Powered by BilgiPortal v2.2
Resim Emlak Canlı TV Firma Rehberi Firma Ekle Estetik çiçek Makale izafet Download indir ADSL Teknik Servis