Anasayfa > Ekonomi > Büyüme Rakamları (NTV'ye Sorun)
Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar

Büyüme Rakamları (NTV'ye Sorun)




BÜYÜME RAKAMLARI (NTV'YE SORUN)

Konu: Büyüme rakamları
 

Konuk: Eski Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel

Celal Pir: Bugün NTV'ye Sorun'da büyüme rakamlarını ele alacağız. Türkiye ekonomisi 2006 yılında tahminlerin üzerinde büyüdü. 2006'nın tamamında, gayri safi milli hasıla yüzde 6, gayri safi yurtiçi hasıla da yüzde 6.1 artış kaydetti. Kişi başına düşen milli gelir de 5 bin 477 dolara yükselmiş durumda. Biz de bugünkü programımızda Türk ekonomisindeki gelişmeleri Eski Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel ile konuşacağız

Celal Pir: Hemen başlayalım. Bir mühendis sayın Kerem Apaydın sormuş, diyor ki;

Kerem Apaydın (Mühendis): Büyüme rakamları beklentinin üzerinde çıktı. Hem üretim hem de tüketim olmuş. Bu büyüme oranı enflasyon hedeflerini etkiler mi?

 

Gazi Erçel: Hemen kısaca cevar vereyim. Zaten geçmişte enflasyonda 2006 senesinde gerçekleşti, bitti 10'lar civarında gerçekleşti. Büyüme de zaten biraz gecikmeyle aldık. Dolayısıyla o sene 2006'ya bir nevi etki yapmaz ama ön tarafa baktığımız zaman kuşkusuz tabi eğer lüzumundan fazla büyürseniz, büyüme sizin potansiyel büyümeniz veya bir takım makro ekonomik gerçeklerle uyuşmazsa o da enflasyona olumsuz etki yapar. Tersi de olumlu etki yapar. Onun için merkez bankaları genelde, bütün dünyada hem enflasyona hem de büyümeye daha fazla, tabi döviz kur'u da bu ayrı, onlara bakarlar. Eğer çok fazla ısınmışsa ekonomi faiz oranlarıyla beraber ekonomiyi soğuturlar ki enflasyona etki yapmasın. Fakat onlar tabi 1 sene sonra ne olacak diye bakarlar. Bu rakamların hepsi eskiye dönük olarak geçmiş rakamlar. Şimdi onları yorumluyoruz.

 

Celal Pir: Peki onun bu seneye bir katkısı olur mu?

 

Gazi Erçel: Şu açıdan olur tabi; bir baz etkisi yapacaktır birincisi. İkincisi, büyümenin kaynakları var. Yani Kerem bey'in de belirttiği gibi büyüme hem tüketim yönünden, hem üretim yönünden olmuş. Üretim yönünden baktığınız zaman sanayi üretimi halen daha devam etmekte gidiyor. Ayrıca tarım 2.9 oranında büyümüş. İnşaat sektörü var, inşaat sektörümüz özellikle önemli bir şekilde katkı yapmış her ne kadar küçük bir oranda milli gelire etki ediyorsa da önemli bir katkı yapmış. Tabi bu baz etkisi var. Ondan sonra önümüzdeki döneme baktığımız zaman büyümede biraz yavaşlamalar gözleyeceğiz para politikası yönünden. Ancak kamu harcamalarının artışı yönünden biz 2006'da görmediğimiz bir olay, seçim yılı. Zaten hem IMF, hem Merkez bankası bu artışlar, kamudaki artışlar üzerine eleştirilerini yoğunlaştırdı. O da büyümeyi artıran bir unsur. Dolayısıyla 2007 senesinde biz yine yüksek bir büyüme göreceğiz ama belki kaynakları değişik olacak.

 

Celal Pir: Peki hemen öğrenci Derya Çatak diyor ki;

 

Derya Çatak (Öğrenci): Büyümenin beklenenin üzerinde gerçekleşmesinin sebepleri nedir? Büyüme devam edecek mi?

 

Celal Pir: Şimdi siz büyüme devam edecek dediniz ama bu kalıcı bir büyüme mi yoksa hakikaten seçimden kaynaklanan bir şey mi olacak sadece?

 

Gazi Erçel: Tabi işin en kritik noktası bu Celal bey. Şu var; Türkiye'nin bir büyüme stratejisi yok. Stratejisi olmadan büyümeye çalışıyor. Stratejisi şu; yani 2000 yılından beri IMF'in normal kriz, krizden çıkış, bir daha krize girmeme veya borçlarını ödeme üzerine dayanan ve onun da öbür ay'a tüketime ve ithalata dayanan Türk lirasının değerlenmesi olan bir oluşum. Yani biz ithalata dayalı, tüketime dayalı bir büyümeyi stratejisini de kendimiz seçmedik. Otomatik olarak o şartlar oluştu. Esasında tabi seçerken neye bakacaksınız? Seçerken bakacağınız bir yüksek büyüme olması lazım, bir de sürekli olması lazım. Şimdi tabi burada büyük bir olasılıkla tartışacağız. Bu büyüme yüksek ama sürekli mi? Sürekli olması için benim kanım bir stratejinin üzerine oturması lazım ama bu da bir strateji. IMF'in politikaları da bir strateji.

 

Celal Pir: Peki Gazi bey şunu sorabilir miyim; mesela büyüme yeni iş sahaları açıyor mu?

 

Gazi Erçel: İşte o tabi bu büyüme halkın refahına yansıyor mu? İstihdam dostu mu? Onlara geldiğimiz zaman orada soru işaretleriyle karşılaşıyoruz. Yani bugünkü açıklanan büyüme rakamlarında Türkiye'nin kişi başına dolar bazında 5.500 dolara yaklaşan bir kişi başına geliri var. Bu 2001 yılında 1.800 dolarlardan geldi. Bakıyorsunuz ki çok önemli bir şekilde biz büyümüşüz. Bu rakamları alıyorsunuz yüzde 6'lar, yüzde 7'ler, yüzde 10'lar eskiden ne oluyor bu, büyüme neyinize yansımıyor sorusu tabi devamlı kafamızı kurcalıyor. Benim kanımca 4 tane nedeni var niye yansımamasının. Birincisi gelir dağılımımız bozuk. Yani üst gelir düzeyinde ilk yüzde 20'lik kısım zaten milli gelirden yüzde 44 oranında bir pay alıyor ve siz zaten büyürseniz yarısı üste gidiyor. En aşağıda bulunan da yüzde 6 alıyor. Bunlarda bir iyileşmeler var son geçmiş yıllarda ama bu iyileşmeler o kadar yeterli bir iyileşme, 1 puan, 2 puan falan. Yüzde 6'sı alıyor, en düşükte yüzde 6'sını alıyor. Dolayısıyla birinci olay, zaten paylaşımda bozukluk var. İkincisi bu rakamların hepsi dolar. Türk lirası değer kazandı. Bir de Abd doları da değer kaybetti. İkisi beraber geldiği zaman koyuyorsunuz rakamları siz çokta memnun oluyorsunuz ama gerçek o değil. Türk lirası sabitleştirilmiş gayri safi milli hasılanın 1968-100 olarak alınan o rakamlara baktığınız zaman büyüme son rakamdan hesaplamadım ama son 5 yılda yüzde 35 civarlarında falan, yani o kadar büyük bir yükseliş göstermiyor. Dolayısıyla bir yansıma var. Üçüncü esas neden en fazla yansımayan kesim tabiki ücretli kesimi. Niye yansımıyor ona? Bakıyorsunuz bunların reel ücret endeksi var. Reel ücret endeksi yüzde 110'larda 1998 yılında. Halihazırda 90'lı rakamlardan, 93, 94'te gidiyor. Yani daha ücretli kesim ....

 

Celal Pir: Bilakis erimiş yani.

 

Gazi Erçel: Zaten krizden sonra bir eriyor, ondan sonra yumuşak yumuşak toparlanmaya çalışıyor ama bu 1998'in düzeyine geldi. Yani arada bir şöyle bir 10 puanlık falan, 10 puan demeyelim 7 puanlık falan bir fark var.

 

Celal Pir: Yani 1998 yılında alınan ücret alanların ortalaması 2007 yılında ücret alanların ortalamasından reel olarak daha iyi.

 

Gazi Erçel: Reel olarak daha iyi tabi. Yani daha iyiymiş.

 

Celal Pir: Yani 10 yıl önce daha iyi para kazanıyordu çalışanlar.

 

Gazi Erçel: Reel açıdan öyleymiş artı tabi buna ona katamıyor o rakamların içine ama bir de hayatın seviyesinin artışı var. Bir takım yeni ürünler giriyor, örneğin cep telefonu giriyor, şu giriyor, bu giriyor onların iyileri giriyor. Onlar da ayrı bir unsur. Dolayısıyla ne yaparsanız yapın sizin yani reel ücret olarak, Türk lirası reel ücret olarak bir azalma var. Yani daha doğrusu hafif hafif artışlar var ama o eskiyi telafi eder. Böyle olduğu zaman zaten size yansımıyor. Bir dördüncü faktör de tabi fakir ülkeyiz. İstediğiniz kadar büyüyün. Yani 400 milyar dolarlık sizin yurtiçi hasılanız var, gayri milli geliriniz var. Abd'ye baktığınız zaman 12-13 trilyon dolar civarında. O yüzde 1 büyüyünce işte 1.2 milyar dolar civarında.

 

Celal Pir: Yani harcamamızın 3 misli olacak.

 

Gazi Erçel: Dolayısıyla bunlar yansımıyor. Yansımasını da beklememek lazım ama siyasi olursanız tabiki politikacı olduğunuz zaman bu rakamlarda bir güzel şekilde satıp ondan sonra niye yansımadıı konusunda da biraz böyle pas geçip gitmeniz lazım.

 

Celal Pir: Peki. İzninizle efendim bir bankacı sayın Alper Özdemir sormuş, diyor ki;

 

Alper Özdemir (Bankacı): İnşaat sektörünün son 2 yıldır büyümeye önemli katkısı vardı. Bu büyümede inşaat sektörünün ve diğer sektörlerin payı nedir?

 

Celal Pir: Yanılmıyorsam yüzde 20'ler civarında artışı var değil mi, 15-20 civarında.

 

Gazi Erçel: Yani bu sene 19.4 artmış. Tabi inşaat sektörü milli gelire katkısı yine bir parantez açalım, milli gelir hep katma değer üzerinden oluyor. İnşaat sektörünün bu katma değer işindeki payı fazla yüksek değil. Dediğiniz gibi o aralarda dönüyor, fakat esas inşaat sektörünün diğer iş talebi artırıcı örneğin bir mobilya sektörü veya o evin içinde kullanılan bütün sektörlerdeki talebi artırıcı bir etkisi var. Bunların hepsi biraraya geldiği taktirde o zaman inşaat sektörü gerçekten dürtü yapan bir sektör oluyor. Hatta analiz ederlerken büyümeyi inşaat sektörü artı inşaat dışı sektörü diye alırlar. Örneğin Avrupa Birliği ülkeleri içinde mesela en son tartışılan bir İspanya var. İspanya'da önemli bir büyümeler var ama bu inşaat sektöründen geliyor. 6 yıldır sürdürüyorlar. Oradaki sorun da şu; acaba bu sürdürülebilir mi inşaat sektöründen. Onlar da o şekilde gidiyor. İyi bir şey, mortgage veya mortgage demeyeyim ama enflasyon oranı düşünce tabi banka kredileri otomatik olarak tüketici kredileri ve gayrimenkulle ilgili o alımlara gidinci otomatik olarak büyüttü. Bunun tabi ben olumlu karşılıyorum, çünkü Türkiye'nin ihtiyacı vardı. Büyümenin refaha yayılmasında önemli etkisi vardır. Çünkü bir ev aldığınız zaman veya bir araba aldığınız zaman otomotik olarak sizin refah seviyenizde bir artış olur. Dolayısıyla bunlar iyi göstergeler ama yalnız inşaat sektörüyle değil, daha bunu dengeli, iç talep dış talep diye bakmak gerekiyor.

 

Celal Pir: Peki devam edeceğim. Muhasebeci Ümit Bıçakçı sormuş bize, diyor ki;

 

Ümit Bıçakçı (Muhasebeci): Geçen sene Mayıs ve Haziran ayında finans piyasalarında yaşanan dalgalanmadan büyüme rakamları nasıl etkilendi? Olumsuz etkilendi mi?

 

Celal Pir: Zannediyorum kur'un çıkıp inmesinden filan bahsediliyor. Etkiledi mi o büyümeyi?

 

Gazi Erçel: Tabi büyümeyi etkilemediği gösteriyor. Çünkü Türkiye'deki büyüme yurtdışından gelecek finansmana bağlı. Finansman da son derecede iyi geliyor. Bu sene de aynı şekilde geliyor. Son günlerde Telekom'un da 4.5 milyar dolarını da koyduğumuz zaman yani 2007 yılında dahi bu 20 milyar doların aşağısına inmeyecek, hatta 25 milyar doların aşağısına inmeyecek durumda. Daha sonraki gelişmeleri bilmiyoruz. Böyle olduğu taktirde tabi fon akımında bir kesme olmadığı taktirde büyümeyi etkilemiyor. Mayıs-Haziran'da ne oldu, bir anda durdu fon akımı. Hatta geri gitti ama ondan sonra toparlandı. Esas bu türden türbülanslar, uluslararası türbülanslar veya finansal türbülanslar diyelim veya krizler diyelim onlar gidiyor enflasyonu çok fena etkiliyor. Zaten onu da gözledik. Yani hedef yüzde 5'ti, yüzde 10'larda gerçekleşti. Bunun en önemli nedenlerinin başında o Mayıs-Haziran'da geçirdiğimiz olay oluyor.

 

Celal Pir: Yani büyüme değil ama enflasyon rakamları etkileniyor.

 

Gazi Erçel: Enflasyon etkileniyor.

 

Celal Pir: Efendim mali müşavir sayın Erman Saral diyor ki size;

 

Erman Saral (Mali Müşavir): Merkez bankası'nın para politikasını sıkılaştırması ekonomiyi yeterince yavaşlattı mı? Merkez bankası para politikasından beklediği sonuçları alabiliyor mu?

 

Gazi Erçel: Tabi burada merkez bankası'nın para politikasını sıkılaştırmasına da tanım getirmemiz lazım. Genelde kabul edilen tanım şu; reel faiz oranlarını eğer yükseltirsek sıkılaştırmış oluyor. Bir de tabi başka bir tanımı var. Likitideyi sıktığınız taktirde veya gevşettiğiniz taktirde.

 

Celal Pir: Piyasaya para vermezsen.

 

Gazi Erçel: Geçen sene bakıyoruz, geçen senenin 2006 yılının ortalarında merkez bankası'nın parasal tabanı ki piyasaya verdiği para yıllık artışın yüzde 50 civarında. Yani yılın ortasında.

 

Celal Pir: Piyasayı paraya mı boğdu diyeceğiz.

 

Gazi Erçel: Yani boğuyordu belirli bir ölçüde. Şimdi o aşağıya indi. Dolayısıyla şimdi halihazırda yüzde 12-13'lerde gidiyor. Yine yüzde 12-13 ama yine önemli bir büyüklüğü var. Dolayısıyla bu merkez bankası bir taraftan reel faizlerle sıkılaştırıyor, öbür taraftan da piyasaya fazla para verilmesi, geçmiş dönem için söylüyorum. Şimdi sıkılaştı gerçekten. Dolayısıyla oluyor ama bir gerçek daha var. Siz bir birim parayı bastığınız zaman onun enflasyonu veya büyümeye etkisi yaklaşık 1 veya 2 yıl içinde gözlenebiliyor. Yani bastığınız zaman hemen gözlenen olaylar var tabi ama o büyümeyle veya ....

 

Celal Pir: Yani bu yıl belki hissedebiliriz, o geçen yılki.

 

Gazi Erçel: Büyümeye daha çok, daha süratli bir şekilde etkiliyor. Enflasyona ise negatif olarak biraz daha orta dönemlerde.

 

Celal Pir: Bir taraftan alışverişi arttırdığı için hareket getiriyor, diğer taraftan enflasyon. Peki efendim izninizle bir musabeci Eren Özkoç'un aktaracağım sorusunu, diyor ki;

 

Eren Özkoç (Muhasebeci): Gayri safi milli hasıla hesaplanırken kayıt dışı ekonomi değerleri hesaba katılıyor mu? Kişi başına düşen milli gelir gerçeği yansıtıyor mu?

 

Celal Pir: Şimdi bugün gazetelerde de vardı geçtiğimiz hafta içinde. Mesela serbest meslek sahiplerinin vergi beyanlarından bahsedildi. Bazı kesimler mesela doktorları 10 kat artırmışlar, yüzde 80 artırmışlar. Bu çok dikkat çekici bir şey. Demek ki çok büyük bir miktarda kara para demeyeceğim ama kayıt dışında kalan bir servet var. O zaman bu rakamları biz boşuna konuşmuyor muyuz?

 

Gazi Erçel: Celal bey her ülkede var. Bize benzer ülkeler, özellikle Akdeniz ülkelerinde bu bir spor halinde. Mesela Yunanistan'a baktığınız zaman orada yüzde 30 oranında bir kayıtdışılık var. Bizde genelde kabul edilen rakam yüzde 50 civarlarında. Amerika Birleşik Devletleri'nde bile yüzde 7 ile 10 arasında değişiyor. O bir gerçek, tabiki kapsamıyor. Kişi başına düşeni de kapsamıyor, bir de nasıl neyi kapsadığını da bilemiyoruz aslında. En büyük sorun o. Onu bilebilsek çok daha değişik bir şekilde ortaya çıkabilecek ama burada şu var; hepsi aynı şekilde kayıt dışı oranı aynı düzeyde gittiğini varsayınca o zaman her yıl bu çıkan rakamları bir önceki yıl rakamlarıyla karşılaştırınca, kayıt dışı da aynı olunca hiç yoksa bir yorum getirme durumunuz ortaya çıkabilir. Aksi taktirde kuşkusuz Türkiye'nin en önemli sorunu yani.

 

Celal Pir: Samimiyetle soracağım. Bu yüzde 20 hani yüzde 44'ü alıyor, en üst gelir grubundaki yüzde 20-44'ü alıyor. Mesela kayıt dışılıkta da bu oran böyle birebir midir? Yoksa çok farklı mıdır, bunlar hiç belli değil, değil mi?

 

Gazi Erçel: Aslında kayıt dışının ne kadar olduğu konusundaki bu yüzde 50 kayıt dışı bizim ekonomimiz dediğimiz onu da el yordamıyla bulduğumuz yani bir takım bilimsel kuşkusuz araştırmalar var ama sonunda oraya getireyim, onun da ne olduğu belli değil, nasıl olduğu belli değil, ne durumda, ne şekilde cerayan ettiği de belli değil ama kurumsallaşırsanız yani bunun kuralı şu; kurumsallaşma artıkça kayıt dışılık azalır.

 

Celal Pir: Şimdi tekrar ilginç işsizlikle ilgili bir soruyu daha aktaracağım. Diyor ki Barış Çelik öğrenci;

 

Barış Çelik (Öğrenci): Madem ekonomimiz büyüyor, büyüme rakamları beklenenin üzerinde çıkıyor. O zaman bu veriler doğrultusunda daha çok istihdam yaratılacak ve işsizliğin önüne geçilebilecek diyebilir miyiz?

 

Celal Pir: Yani bugüne kadar o umudumuz olmadı anladığım kadarıyla. Bundan sonraki büyümenin işsizliğe katkısı olur mu?

 

Gazi Erçel: Celal bey istihdam dostu büyüme diyoruz biz. Büyüdüğünüz zaman zaten normal ekonomi teorisine baktığınız zaman en önemli sizin hedefiniz işsizliği azaltmak. Nasıl azaltırsınız? Büyümeyi artırarak azaltırsınız. Onu, büyümeyi nasıl sağlarsınız? Düşük bir enflasyonla sağlarsınız. Bu artık bu üçgen. Yani üçlü birbirinden geçmiş bir durumda ama her büyüme de işsizliği azaltmıyor, belirli şekilde değiştirmiyor.

 

Celal Pir: Bakınız Türkiye mi yani?

 

Gazi Erçel: Yani iki nedeni var bunun. Bir tanesi siz istihdamı artırırken verimliliği artırmanız lazım. Verimlilikle beraber büyümeyi gerçekleştirmeniz lazım. Verimliliği artırıyor musunuz, ona bakmanız lazım. İkincisi, verileri alıyorsunuz Türkiye gibi bir ülkede zaten istihdama katkı oranı yüzde 48'lerde falan dolaşıyor. İş arayanların oranı ve iş aramayanların oranı oldukça yüksek. İş aramıyor mu, yoksa gerçekten bulamadığı için vazgeçti mi? Başka bir takım verileri de onun üzerine koyuyorsunuz. O zaman işsizlik rakamları, resmi rakamlar biraz hafif hafif azalmış gibi görünüyor ama öbür rakamlarda yaptığınız çalışmalarda o da artmış gibi görünüyor. Şimdi burada esas temel olan olay bu büyüme stratejisine tekrar dönüyorum. Eğer siz büyüme stratejinizi yalnız tüketim veya ithalat üzerine kurmazsanız o zaman ihracat veya daha başka verimlilik üzerine sanayi sektörü imalat sanayi üzerine kurarsanız o zaman istihdamı artırıcı bir etki oluyor bir. İkincisi, Türkiye'de tabi tarım sektöründe çalışanlar oldukça fazla. İşte rakamlar gösteriyor. Yaratmış bu büyüme, gerçekten istihdamı yaratmış. Fakat tarımdan gelenler o istihdamı almışlar, o zaman hiçbir şekilde işsizlik oranında bir değişme olmamış. Bütün bunları dikkate aldığınız zaman yine aynı yere geliyoruz. Çünkü ithalata dayalı büyüme ne oluyor veya o strateji ne oluyor? Karşı tarafta ithal ettiğiniz malı üreten kimselere siz istihdam yaratıyorsunuz.

 

Celal Pir: Ben diyecektim, mesela Çin'den mal alınca Çin'li işçiyi desteklemiş oluyorsunuz doğru.

 

Gazi Erçel: Çinli işçiyi destekliyorsunuz. Dolayısıyla o stratejiyi, büyüme stratejisini doğru çizersek, onu iyi bir şekilde uygularsak döviz kur rejimi de tabi bunun içinde. O zaman hep beraber bu istihdam sorununa daha değişik bir şekilde yapıyorsunuz. Yani yapısal bir işsizlik mi var elinizde, yoksa devrevi bir işsizlik mi, yoksa genel bir işsizlik mi var, yoksa rakamlarda tutarsızlık mı var? Hepsini beraber daha ciddi bir şekilde ele almamız gerekiyor.

 

Celal Pir: Yani şunu diyebilir miyiz; büyüme rakamları evet iyi ama bizi daha sevindirecek bir tabloyu ortaya henüz koymuş değil.

 

Gazi Erçel: İyi ama istihdam dostu bir büyüme olmuyor. Yani büyüme bize başka yerlerde yardım ediyor veya başkalarına yardım ediyor.

 

Celal Pir: Sayın Erçel çok teşekkür ediyorum.

 

Gazi Erçel: Ben teşekkür ediyorum.

 


Bu makale hakkında ek bilgi eklemek için buraya tıklayınız

Yazar & Kaynak: www.ntvmsnbc.com

Digg this Post! Add Post to del.icio.us Bookmark Post in Technorati Furl this Post!
Eklenme tarihi: 5-5-2007  Okunma: 2377

Ekleyen:  hasan günal

Bu Makaleye Verilen Puan:    Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar Makaleye verilen puanlar
Bu Makaleye Puan Ver  

Bölüm Başlık Kullanıcı Yorumları


Bu makaleye yorum gönderilmemiş, ilk yorumu sen gönder !
Reklam Netinternet
Bazı hakları saklıdır: İçeriğin editör ve yazarlarımız tarafından oluşturulan kısımları ve site tasarımının hakkı saklıdır.  Bu sayfa en iyi 1280x1024 ve 1024x768 çözünürlükte izlenir.
Powered by BilgiPortal v2.2
Resim Emlak Canlı TV Firma Rehberi Firma Ekle Estetik çiçek Makale izafet Download indir ADSL Teknik Servis Yorumlar Müzik